Kim Dur Diyecek ?

BİR haftadır biz yazıyor, sizler okuyorsunuz.. Şiddet, Londra’nın başkentini neredeyse esir aldı..

 

BİR haftadır biz yazıyor, sizler okuyorsunuz..

Şiddet, Londra’nın başkentini neredeyse esir aldı..

Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım..

Evren Anıl, Mehmet Özer ve Etem Çelebi..

Daha hayatının başında, hiç gün görmemiş, birer tomurcuk..

Ve bu henüz açılmadan, kopartılan tomurcuklar, İngiltere’de Türkçe konuşan toplumumuzun içini acıtmaya, karartmaya yetip de artıyor..

Ya son 8 ayda, intihar eden 8 gencimize ne demeli ?

Hangisine üzülüp, yanalım..

Hangisinin ailesine teselli edici söz, içlerini açıcı cümle söyleyelim ..

Var mı böyle sözler, cümleler ?

Hangi annenin-babanın, evlat acısını dindirebilirsiniz ki ?

Ateş düştüğü yeri yakıyor..

Londra öyle bir yer oldu ki, evinize girerken, arabanıza binerken, bankadan para çeker, alışverişte çantanızı açar-taşırken hep ürküyor, korkuyorsunuz.

Daha geçen sene 2 çocuklu bir annenin, evinin kapısını unutup, kapatmamasıyla sonuçlanan feci cinayetinin davası yeni sonuçlandı..

Kendi evinde, kendi güvenli mekanında canından olmak..

Çocuklarınızın sizi evinize geldiğinde, kanlı, kırılmış, yüzünüzü tanınmayacak şekilde bulması nasıl bir şeydir ?

Bir an düşünmeye çalışın..

Kabus gibi, korku filmi gibi..

Daha on gün önce, sıcacık evinden, annesine “Hemen geliyorum” diye çıkıp, bir daha giremeyen 17 yaşındaki Etem Çelebi’nin feci bir cinayete kurban gitmesi, buradaki toplumumuzu “Artık Yeter” noktasına getirdi..

On gündür, çeşitli nedenlerle Magosa Tuzlalı anne Hayriye ile Elazığlı baba Kemal Çelebi’nin evine gittik..

Gözü yaşlı abisi , üniversite öğrencisi Fırat’ı teselli etmeye çabaladık..

Ziyaretçilerle dolup-taşan evlerine misafir olduk..

Talihsiz yavrumuzun yaşadığı evi, mahalleyi gördük..

Arkadaşları, kız arkadaşı, dede, teyze, dayı, yenge, kuzenleri, akrabalarını tanıdık..

Bırakılan çiçeklerle bakmaya doyamayacağınız, ama o meşum olayın yaşandığı olay yerinde bulunduk..

Türkçe, İngilizce yazılıp, bırakılan sayısız kartı, mektubu okuduk..

Arkadaşlarının, onu anmak için , unutmayacaklarını göstermek için üzerinde Etem’n fotoğrafları bulunan T-shirt, kolye  giydiklerini ;

Hatta  kollarına, adını taşıyan dövmeler yaptırdıklarına tanık olduk..

Arkasında kocaman bir sevgi, göz yaşı seli bırakıp giden , yaşarken hiç tanımadığımız, ölümüyle bir anda hepimizi saran bu tomurcuğumuzu, yavrumuzu tanıdık..

Annesi Hayriye’nin “Ben onları sevgiyle büyüttüm.. Kıyıp , bir fiske vuramadım, ama onlar kıydılar” dediği, talihsiz yavrusunu ilk ağızlardan dinledik..

Bir çukulata parçası yüzünden çıkan tartışmada iki gencin saldırısıyla yaralanıp, düşen ve girdiği komadan çıkamayıp ölen Evren Anıl’ın annesi,

Evinin önünde yakılan Mehmet Özer’in annesi gibi,

Binbir umutlarla geldikleri İngiltere’de, bilemeyeceğimiz nedenler tazecik canlarına kıyan 8 gencimizin anneleri gibi..

Yanık anne – baba yüreğini gördük..

Anne Hayriye’ye, baba Kemal’e sarıldık, konuşamasak da gözlerimizle , kalbimizle konuştuk..
KKTC Temsilcisi Dilek Yavuz Yanık, TC Baskonsolos Yardımcısı Konsolos Sunay Dizdar , İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Akmen Sıtkı’nın başsağlığı ziyaretleri, acılı aileye biraz da olsa teselli verdi..

“Devletimizi yanımızda, evimizde böyle acılı günde görmek, acımızı bir nebze de olsa azalttı” dedirtti..

Londra’daki Türkçe konuşan toplum artık tepkisiz değil..

Önce alarm verici düzeye gelen intiharlar, uzmanları , toplum liderlerini biraraya getirdi..

Konunun ciddiyeti tartışıldı.

Ardından İngiltere’de bu yıl silahla veya tabancayla öldürülen 23’üncü genç Etem’in cinayeti, İngiliz polis ve Hükümetini harekete geçirdi..

Sivil toplum örgütleri, konuyu gündemde tutmaya kararlı gözüküyor..

İşte son 8 ayda, hiç uğruna, ya  kendi elleriyle hayatına kıyan..

Ya da yine yaşıtlarınca , hiç bir neden olmadan bıçaklanan, yakılan, tabancayla öldürülen

Tam 11 gencimiz..

Yastaki 11 aile ve onların yakınları..

Herşey evde başlıyor.. Evde, sevgiyle, saygıyla, anne-baba ilgisiyle başlayan çocuklar, etrafına da aldıklarını veriyor..

Ancak sizin binbir özenle yetiştirdirip, üzerine titrediğiniz tomurcuklarınız, kör bir baltayla kesilebiliyor..

İntihar konusu ise çok daha uzmanlık isteyen, özel destek, yardım isteyen bir alan..

Uzmanlar, “İntihar”dan bahseden herkesin ciddiye alınmasının üzerinde “önemle” duruyor..

Mutlaka bu tür kişilerin, uzman yardımı almasını öneriyor..

Her intihardan bahseden, 10 kişiden 1’inin canına kıydığı istatislerce saptanan bilgi..

Kadınlar daha çok teşebbüs ediyor, intihar sonunda ölen erkeklerin sayısı ise kadınlara göre 3 misli fazla..

Toplumumuzun bu konudaki hassasiyeti, gerçekten giderek artıyor..

Ellerinden geleni yapıyorlar..

Dileğimiz, hiç bir anne-babanın böylesine bir acıyı yaşamaması..

 

Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: