Bodrum’dan tatil notları

Yaz tatilinde hepimiz bir anlamda yaşamdan koptuğumuzu sanırız. Ülkemizde, dünyada olup bitenlerden kaçmak isteriz. Aslında kulağımız, gözümüz haberlerdedir de biz farkında olmayız.
Yaz tatilinde hepimiz bir anlamda yaşamdan koptuğumuzu sanırız. Ülkemizde, dünyada olup bitenlerden kaçmak isteriz. Aslında kulağımız, gözümüz haberlerdedir de biz farkında olmayız. Türkiye’de sıcaklar tüm hızıyla sürerken, Ege’nin incisi Bodrum yarımadasında hareketlilik de bir yarış gibi devam ediyor.. Nüfusu yaz aylarında 1 milyonu aşan Bodrum, bu sene diğer yıllardan pek farklı değil..

Konserler, ramazan nedeniyle ağustos ayında azalmış gibi.. Eğlence mekanlarında hareketlilik özellikle 20-25 yaş grubuna hitabeden şekilde aynı rotada..

Bodrum yarımadasını bilenler bilir. Kuzeyi ve güneyi birbirinden çok farklıdır bu yarımadanın. Kuzeydeki Türkbükü, Torba, Yalıkavak, Gündoğan, Gümüşlük sahilleri daha çok görmek ve görünmek isteyenlerin piyasaya yaptığı mekanlardır..
Oralara gidip, bir sahil boyu salınınca mutlaka birkaç ünlüye rastlarsınız..
Yeme-içme yerleri, birbirinden alımlı butikler, sanat galerileri, dondurmacılarıyla bambaşkadır. Güneyi ise Kos adasına bakar ve Turgutreis, Kadıkalesi, Akyarlar, Aspat, Ortakent, Gümbet kıyılarıyla sörf, yelkencilik için ideal kıyılardır. Geceleri ışıl ışıldır Bodrum sahilleri. Manzarasına doyum olmaz.

Hele bir güneşin doğuş ve batışı vardır. Batışının izleneceği olmazsa olmaz mekânlar Yalıkavak’ta tepedeki yel değirmenleri ile Turgutreis sırtlarıdır. Kıpkırmızı, ateş topuna dönen güneşin yavaş yavaş nasıl denize inip, kayboluşunu seyretmenin tadı bir başkadır buralarda. Bodrum sadece eğlencesi, piyasası ile değil sanat faaliyetleriyle de yaz aylarında oldukça işlek bir belde. Bodrum kent merkezinde antik Kale’de düzenlenen sanat ve bale festivali bu sene 8’incisini gerçekleştiriyor. Geçen akşam festival haftası nedeniyle düzenlenen Flâmenko gecesindeydim. Aşk ve tutkunun dansı olan bu İspanyol kökenli flamenko gösterisini, tarihi Bodrum Kalesinin dibindeki antik tiyatroda izledik. Tiyatro yakıcı sıcağa rağmen tıklım tıklım doluydu. Sahnede yer alan İspanyol flamenkocuların 1,5 saatlik gösterisini izlerken, onlar dans etti, biz terledik.. Ritmi ağırdan başlayan, hızla yükselen bale ile tap dance karışımı modern dans gösterisini hayranlıkla izledik. Özellikle erkek dansçıların kıvrak gösterisine hayran kalmamak elde değildi. Klasik kastanyetli kadın ve erkeklerin dans gösterisi ise müthişti..

Bodrum, artık uluslararası festivallerin bilinen tanınan bir ismi haline geldi son yıllarda. Yarımadadaki Bodrum, Turgutreis ve Yalıkavak’taki dev marinalara demirleyen dünyanın dört bir yanına mensup tekneler, yatlar buranın adının yayılmasında en büyük unsurlardan biri. Bale festivalinde İspanyol ekibi izleyenler arasında çok sayıda hemşerileri ve yabancıların bulunması bunun kanıtlarından biriydi. Avrupa dışında Arap yarımadası, Türki cumhuriyetler, ABD ‘den çok sayıda turist, Bodrum’a gelen ziyaretçilerin önemli bölümünü oluşturuyor. İngilizlere gelince. Geçtiğimiz yıllara göre sayıları giderek azalmaya başlamış. Yine ucuz tatil beldeleri onlarla dolu. Ancak İngilizler Bodrum’dan Marmaris, Fethiye taraflarına rotalarını çevirmişler. Antik çağın Halikarnas’I Bodrum’u görmeden, Ege’yi, Akdeniz’i gördüm demeyin. Bence hiçbir yerin havası Bodrum’a benzemez. Evet son yıllarda çok pahalı. Çok kirlendi. Çok kalabalık. Her cins, her telden insan var..

Ancak herkesin yapmak isteyeceği, talep ettiği eğlence, dinlenme türünü bünyesinde barındıran ender yerlerden biri. Alışveriş isteyenler için bulunmazlığı hala geçerli..
Semt pazarlarının özelliklerini burada saymakla anlatamam. Orası ayrı bir eğlence.. Ayrı bir tecrübe. Bodrum barlar sokağı, sağlı sollu hediyelik eşya satan mağazalar, butikler, kitapçılar, mis kokulu restoranlar, tostçular, çay bahçeleriyle turistlerin hep gelmek isteyecekleri bir belde. Hele peştamal, rengarenk havlu, masa örtüleri, çeyizlikleriyle alışveriş yapmak istemeseniz de sizi cezbeden özel bir mekan. Gözünüz doyduğu gibi, gönlünüzü de doyuran ayrı güzellikler beldesi. Her köşesi özel. Yazın sıcaklığı, kalabalığı çekilince ise bu ender belde, asıl sahiplerine Bodrumlulara kalıyor. Ve “Sarı Yaz” dedikleri sonbaharın başlangıcında ayrı bir havayla herkesi sarıp sarmalıyor. Hava durgunlaşıyor. Deniz ısınıyor. Balıklar sahile vuruyor. Ve antik çağın Halikarnas’ı kışa hazırlanıyor Bodrumu neden mi seviyorum. Her ruha, her bedene, her zevke hitap ettiği, çılgınlık istiyorsanız, huzur arıyorsanız, dinginlikse istediğiniz, kısacası her isteğe hitap ettiği için vazgeçilmez bir yer benim için. Kasım sonuna kadar denize de giriliyor. Gelin, görün… Kararı siz verin...
Bu haber 470 defa okunmuştur

:

:

:

: