Uzlaşıda en iyi yol çözüme odaklanmaktır

Geçtiğimiz günlerde iş dünyası tarafından yapılan davetin rağbet görmemesi üzerine yürütme adına Sayın Tatar’ın davetiyle hükümet, iş dünyası, meslek örgütleri ve sendikalar bir araya toplanarak ülke sorunları için uzlaşı arayışına girdiler. Sözkonusu oturumda ortaya çıktı ki sorunlar açısından problem yok ancak tarafların çözüme koyacağı katkı konusunda potansiyel anlaşmazlık ortaya çıkıyor.
Geçtiğimiz günlerde iş dünyası tarafından yapılan davetin rağbet görmemesi üzerine yürütme adına Sayın Tatar’ın davetiyle hükümet, iş dünyası, meslek örgütleri ve sendikalar bir araya toplanarak ülke sorunları için uzlaşı arayışına girdiler. Sözkonusu oturumda ortaya çıktı ki sorunlar açısından problem yok ancak tarafların çözüme koyacağı katkı konusunda potansiyel anlaşmazlık ortaya çıkıyor. Çünkü ekonomideki baş aktörlerin sorunların çözümüne dönük duyarlılıkları farklılaşıyor. Bu olgu farklı kesimler adına yapılan aşağıdaki açıklamalardan da anlaşılmaktadır:

Ersin Tatar: “Arzu edilen, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi ve halkın refahının yükseltilmesi”
Türkay Tokel: “Zor günlerden geçiliyor... ortak mantık ve çalışmayla bu zor günler aşılacak”
Sunat Atun: “Kişi başı borç 27 bin dolar... Ülkenin geleceği için tüm kesimlerin işbirliği şart”
Arslan Bıçaklı: “Ekonomi, çalışandan ve emekliden yapılacak kesintilerle düze çıkarılamaz”

Günay Çerkez: “Soruna değil çözüme odaklanılması ve çözüm için diyalog gerekir”
Hükümet mevcut bütçe açığı ve borç stokunun sürdürülemez olduğunu ve alınacak önlemler ile kendi ayaklarımız üzerinde durmamız gerektiğini vurgularken çalışan kesim adına sendikalar önlem alınması gerektiğini savunmakta, ancak fedakarlık yapmaktan kaçınmaktadırlar. Bu kesimler arasında iş dünyası adına Sayın Günay Çerkez sanıyorum uzlaşının formülünü ortaya koymuştur. Şöyle ki, adeta “amacımız üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değil” dercesine sorunlara değil bu sorunların çözümüne odaklanalım ifadesinde bulunmaktadır. Bu noktadan hareketle tüm ilgili kesimler sorunların varlığında mutabıksa ve samimi ise bu sorunların çözümü için öneri geliştirmekten başka çıkar yol yoktur. Aksi takdirde, çözümler yerine sorunlara odaklanılır ve bu sorunların nereden ve kimden kaynaklandığı eksenindeki suçlamalarla kesimler fedakarlıktan ve elini taşın altına koymaktan kaçınır. Bu itibarla, tüm kesimlerin farklı duyarlılıkla üzerinde mutabık kaldıkları en hayati sorunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

• Bütçe açıklarının sürdürülemez olduğu
• Kayıt Dışı ekonomi
• Kayıt dışı işçi
• Kontrolsüz göç
• Kamu sektörünün şişkinliği ve verimsizliği
• Kitlerin ekonomik kambur haline gelmesi
• Reel sektörün rekabet düşüklüğü
• Olumsuz yatırım iklimi
• Adaletsiz gelir dağılımı

Sayın Çerkez’in işaret ettiği gibi enerjimizi bu sorunların çözümü için optimal yaklaşımlara odaklamamız gerekmektedir. Durum böyle iken tüm kesimlerin mutabık kalmasını gerektiren husus, çözüm üretirken bilimsel ve dünya gerçekleriyle ters düşmememizdir. Özellikle sendikal platform çözüm ve AB vizyonunu dillendirirken bazı önlemlere karşı tavırlarıyla AB vizyonuyla ters düşmemeleri gerekir. Bu bağlamda, bilimsel gerçekler ve AB medeniyet projesi kapsamında tarafların sorunlara karşı bakış açısında aşağıdaki çerçeve dışına çıkmaması gerekmektedir:
• Bütçe açıklarının GSYİH’nın belli bir oranının altına çekilmesi (AB’de bu oran % 3’tür)
• Bütçe açıklarını azaltmak üzere giderlerin düşürülmesi yönünde dünyanın ve AB’nin en gelişmiş ülkelerinde dahi maaşların dondurulması veya düşürülmesi, emeklilik yaşının artırılması veya ilave vergiler uygalanmakta ve buna karşı muktesep hak diye bir savunma ortaya konmamaktadır.
• Etkin serbest piyasa koşullarının oluşturulması (bu yönde serbest piyasa koşullarının oluşturulması, tekelci yönelimlerin önlenmesi ve kaynakların rasyonel dağımı için Avrupa Birliği'nde Maastrich Kriterleri'nin, üye ülkeleri özelleştirme konusunda zorlu dönüşüm sürecine zorladığı bildirildi)
• Rekabetçi bir ekonomi yapısının kurulması (rekabetin korunması, tüketicinin korunması, kaynakların rasyonel dağılımı, girdilerin ucuzlatılması)
• Yerli istihdam açısından yabancı istihdamı engellemek için idari ve denetime ilişkin önlemler yanında ABD’de dahi uygulanan sektörel veya bölgesel asgari ücret de değerlendirmeye alınabilir.
• Kayıt dışı ekonomiyi önlemek için başta çağdaş vergi sistemi olmak üzere sosyal, kültürel ve diğer boyutları da aynı anda dikkate alan bir paketin uygulamaya konması gerekir.
• Gelir dağılımındaki adaletsizliği önlemek için özellikle kamu maliye politikalarına ağırlık verilmesi gerekmektedir.
• Kamu sektöründe temel ilkelerin verimlilik, etkinlik ve hesapverebilirlik olması kaçınılmazdır.
Bu haber 303 defa okunmuştur

:

:

:

: