Kadınlar ve erkekler

İnsanoğlu yeryüzünde var olmaya başladığından bu yana insan ırkının iki üyesi, kadınlar ve erkekler arasındaki ilişki her daim tartışılmıştır. Hemen her toplumda bu ilişki hala daha tartışılıyor.
İnsanoğlu yeryüzünde var olmaya başladığından bu yana insan ırkının iki üyesi, kadınlar ve erkekler arasındaki ilişki her daim tartışılmıştır. Hemen her toplumda bu ilişki hala daha tartışılıyor. Hala daha kadınla erkeğin, eşitliği konusu şüpheyle yaklaşılan bir durum. Her insan cinsiyet ayırımı olmaksızın, öncelikle insan kimliğiyle kabul edilmelidir. Kadınların, Allah vergisi olan ve erkekte bulunmayan özellikleri olduğu gibi ayni şekilde erkekte de kadında bulunmayan özellikler vardır. Ve genel olarak insan ırkı yeryüzünde yaşayan canlı türlerinden biridir. Her canlı türünde olduğu gibi insanoğlunun da erkek ve dişi gibi iki ayrı cinsiyeti vardır. Bu iki insan ırkı, aslında birbirini tamamlamak için yaratılmıştır.

Kadın ve erkek arasındaki ilişkiye “Eşitlik” düzeyinde bakıldığı zaman, dünyanın pek çok yerinde erkeklerin daha baskın olduğunu görürüz. Ataerkil bir aile yapısına sahip Türk milletinde kadının rolü yıllarca ev hanımı olmak, çocuk büyütmek gibi genel bir çerçevede sürmüştür. Son yıllarda kadın, çalışan üreten sivil toplum örgütlerinde görev alan hatta politikaya atılan son derece girişimci bir duruma gelmiştir. Yani olması gerektiği gibi önce topluma sonra ev hayatına katkı koymaya başlamıştır. Gelişmemiş veya geri kalmış diyebileceğimiz ülkelerde kadın duygusal olarak önemsenmeyen ve maalesef adeta bir mal gibi kabul edilen bir varlıktır. Geleneklerin, örf adetlerin, yasalar ve kanunlardan daha etkili olduğu yerlerde kadına yönelik cezalar uygulanmaktadır. Bu gibi yerlerde bir kadın namus kıskacı ile yaşamını bir cehennem ortamında yaşayabiliyor. Üstelik de kendi iradesi dışında. Bir kadının karşı cinsten bir insanla beraber olabilmek için başkalarının rızasını aramak durumunda kalması bana göre yaşadığımız çağa yakışmamaktadır. Bir kadın için zina toplum içinde çok ağır bir suç sayılırken bu durum erkek için geçerli değildir. Kadını bir eve veya bir evin odasına kapatarak onun vücudundan maddi gelir elde etmekte bana göre suç kavramı içerisine girmelidir.

Anlatmak istediğim her ne kadar kadın erkek eşitliği dile getirilse de bunu gerçek anlamda yerine getirmeye kimse çalışmıyor. Toplum içerisine kadın ve erkeğe yönelik kalıplaşmış görev ve sorumluluklar biçilmiştir. Kadının iş hayatında aktif olması ev hayatında erkeğinde sorumluluklarını azaltmaktadır. En başta da söylediğim gibi insanlar cinsiyet ayrımı yapılmadan, her haktan eşit şekilde faydalanmalıdır. Öncelikle örf ve adetler bu yönleri bakımından sorgulanmalıdır. Daha sonra yasalar ve kanunlar eksik görülen yerde tamamlanmalıdır. Bu konuda ülkemizde son derece olumlu bir yaklaşım vardır. Herkes maddi gücü nispetinde çocuğunun cinsiyeti ne olursa olsun eğitimini tamamlamaya çalışıyor. Kadınlarımız iş hayatında, sosyal çevrelerde görevler alıyor. Maddi yönden evin idaresine katkı koyuyor. Yani hayata ve beraber yaşamaya dair ne varsa paylaşılıyor. İstisnalar yok mu? Elbette var. Ama paylaşılması gereken her şeyin paylaşıldığı, evlerde sıkıntılar daha kolay çözülüyor.

Bu haber 487 defa okunmuştur

:

:

:

: