Büyük resmi görmek ve komplo teorileri

Siyasiler istedikleri gibi itişip kakışsın, sendikalar eylemler yapsın, ortalık hop otursun hop kalksın, birileri Ankara yolunu tutmuşken diğerleri dönüş yolunda açıklamalar yapsın mikrofonlara, sıcaklar aklımızı başımızdan uçururken, bir “din kursları” otursun gündemimize bir mabadı ününden büyük star Jannifer Lopez’in bize ne büyük ayıp ettiği…

Siyasiler istedikleri gibi itişip kakışsın, sendikalar eylemler yapsın, ortalık hop otursun hop kalksın, birileri Ankara yolunu tutmuşken diğerleri dönüş yolunda açıklamalar yapsın mikrofonlara, sıcaklar aklımızı başımızdan uçururken, bir “din kursları” otursun gündemimize bir mabadı ününden büyük star Jannifer Lopez’in bize ne büyük ayıp ettiği…

Günler geçsin, Talat’la başlayan yeni tur müzakereler, Eroğlu ile devam etsin, o eleştirdiklerini şimdi yaparken; bu kez eleştirmen koltuğuna Talat geçsin. 80 küsur kez yapılan görüşmelerin haber metinleri bile neredeyse noktası virgülüne kadar birbirine benzerken, yılsonu işaret edilsin Türk tarafınca, Rum tarafı da durumu eleştirsin.
Kısır döngü yaşıyormuş gibi hissetmek… Yazının başından bu yana virgüllerle birbirine bağlı cümleleri ard arda okuyan sizin bu döngüden “baydığı” gibi, günleri birbirine birleştirip bu memlekette yaşayan hemen herkesi de “bayıyor”. Onunla da kalmıyor, mazoşistçe aynı konuları konuşan, konuşmasa eksik kaldığını düşünen bir mantaliteye sokuyor adamı!
Hollywood filmlerini mutlu sonlar görmek, salyalı sümüklü gözyaşlı bir hissiyata bürünmek ya da patlamalı çatlamalı sahneler seyretmek dışında pek tercih etmem. Ama kimi filmler hafızamda yer ediyor. Mel Gibson ile Julia Roberts’ın oynadıkları Komplo Teorisi (Conspiracy Theory - 1997) de onlardan biriydi. Hani güzel Adalet Bakanlığı avukatı kadın, çılgın taksi şoförünün, kirli gerçekler hakkındaki bilgilendirmesine maruz kalınca, ikisi canlarını kurtarmak için köşe bıçak kaçıyorlardı.

İşte; ister komplo teorisi deyin ister dinlemeye değer bulun… Biz bu cenahta debelenip dururken, öte tarafta “baba”lar, doğrudan bu coğrafyayı ilgilendiren konularla ilgili kararları veriyor, senaryoyu yazıp önümüze koyuyorlar. Sadece komplo teorisyenlerinin anlayacağı gizli belgeler falan da yok ortada. Doğu Akdeniz’deki petrol rezervlerini bilmeyeniniz yoktur artık. İsrail ile Türkiye’nin, “Davos krizi” ile başlayan ve Mavi Mamara baskını ile zirve yapan ilişkilerindeki gerilim, yeni süreçte beraberinde İsrail –Yunanistan yakınlaşmasını getirmekle kalmıyor, Rum Kesimi de bu yakınlaşmadan hem kısa hem de uzun vadede nasibini alacak gibi görünüyor. Zaten Yunanistan ile İsrailli yetkililerin karşılıklı ziyaretleri ardından, bu yeni stratejik ortaklık konusunda yapılan açıklamalarda da durum doğrulanıyor. Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın Tel Aviv ziyaretinin de ilk önce kokusu çıktı, şimdiyse Ekim ya d Kasım’da gerçekleşmesi bekleniyor.

Mağusa’dan Karpaz’a irili ufaklı çok sayıda arazinin ama dün ama bugün İsraillilere satıldığı, bu arazilerin yeni sahiplerinin büyük bölümünün henüz ortaya çıkmadığı ama petrol çalışmaları konusunda somut bir ilerleme olması durumunda pıtırcık gibi bitecekleri uzun zamandır bölgede konuşuluyor.

TAYVANLAŞTIRDIKLARIMIZDAN MISINIZ?

“Müzakerelerde yılsonunda çözüm olmazsa…” diyen Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili B planı, hayal dünyamda canlandığı şekliyle, büyük bir masa etrafında oturup, dünya ile ilgili tüm kritik kararları alan o “baba”larınkiyle örtüşecek mi? Yunanistan – İsrail ve Güney Kıbrıs arasındaki flört hali, mutlu sona erecek mi, biz “diğerleri” de kerevetine çıkacak mı? Bunu yaşayarak göreceğiz. Ha olur da “Komplo Teorisi” filmindeki gibi şekillenirse bu yazıdan sonraki hayatım o zaman sizden ricam arada bir yoklayın beni. Kaldıramam o kadar aksiyon. Zira yok yanımda bir Mel Gibson!

Bu haber 860 defa okunmuştur

:

:

:

: