Hükümetlerin Amaç Değil, Araç Olduğunu Unutmayalım

UBP yetkili organlarından hükümet oluşumuna yönelik yetki alan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın İrsen KÜÇÜK, bu yönde demokratik temayül gereği CTP-BG dahil tüm siyasi parti liderleri ve bağımsız milletvekilleri ile görüştü.
UBP yetkili organlarından hükümet oluşumuna yönelik yetki alan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın İrsen KÜÇÜK, bu yönde demokratik temayül gereği CTP-BG dahil tüm siyasi parti liderleri ve bağımsız milletvekilleri ile görüştü. Tabii ki, bunların arasında CTP ve DP ile yapılan görüşmelerden herhangi bir koalisyonun çıkması beklenmemektedir. CTP elini taşın altına koymaktan kaçınırken alınan bu önlemlerle UBP’nin oy kaybedeceğini umut etmekte ve dolayısıyla hükümete girme yerine erken seçim taleb etmektedir. DP ise mevcut meclis komposizyonunda hükümete girme şansının yok denecek kadar az olduğunu bildiği için koalisyon taleb etmeyen bir görüntü sergilemektedir. Geriye is TDP, ÖRP ve bağımsızlar kalmaktadır. İşe bu noktada öncelikle hükümet olmanın esası üzerinde durmak istiyorum.

Hükümet, başta ekonomik olmak üzere ülkenin sosyal, siyasi ve diğer sorunlarını çözmek için yürütmeyi üstlenmek ve yasama açısından ise baş aktör rolüne bürünmek anlamına gelmektedir. Bu yüzden, hükümet kurmak kesinlikle amaç olamaz. Esas amaç, ülke sorunlarını en iyi şekilde ve istikrarlı olarak çözebilecek bir oluşuma gitmektir. Yani ülke sorunlarını çözmenin temel amaç olduğu gerçeğinden hareketle bu amaca varmada en önemli araç kaliteli bir hükümettir.

Peki nedir kaliteli hükümet? Bazı kesimlerin polemik yaratmak için ortaya attığı ahlak dışılıkları dikkate alan bir yaklaşım mı?, geniş kapsamlı olsun diye UBP-CTP koalisyonu mu? Yoksa en azından solu da temsil etsin yaklaşımıyla UBP-TDP koalisyonu mu? Bunların hepsi ideal politik dediğimiz yaklaşımın parçasıdır. Yani “tavuğum güzel olsun ama doğurmasın” tipi hükümetlerdir. Bir ekonomist olarak hükümet modeli ile ilgili ortaya koyacağım temel argüman reel politiği dikkate alan işlevsel bir hükümettir. Reel politik, siyaset ile ahlak arasına kesin bir ayırım olduğu varsayımına dayanarak, hükümet yahut devlet politikalarını ahlaki kaygılardan arındırarak siyasal kararların günün gereklerine göre ayarlanması gerektiğini ve yegane ölçünün başarı olduğunu ileri süren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımdan hareketle ülkenin ihtiyacı olan hükümet, rekabetçi ve sürüdürülebilir bir ekonomi yaratmak için mevcut önlemleri sahiplenen ve alınması öngörülen yapısal ve yasal önlemlere destek veren, hem kendi içinde hem de Türkiye Cumhuriyeti ile uyumlu bir yapıda olmalıdır. Daha net bir ifade ile, kurulacak hükümetin temel misyonu oy kaygısı olmadan, hatta oy kaybetme pahasına da olsa alınması gerekli her türlü yapısal ve yasal önlemin geciktirilmemesidir. Yani bütçede mali disiplinin sağlanması, kayıt dışı ekonominin önlenmesi, ülkeye göçün kontrol altına alınması, kaçak içi gücünün önlenmesi, reel sektörün rekabet gücünün artırılması, gelir dağılımın iyileştirilmesi, kamuda verimliliğin ve etkinliğin sağlanması hedeflerine varmada kesinlikle taviz verilmemelidir.

Özellikle modası geçmiş sloganlarla belirli kesimlere yaranmak için gündemde olan önlemleri etkisiz kılmaya dönük veya ulusal duruş gibi bahanelerle Türkiye Cumhuriyeti ile olan mevcut uyumu gerek fiilen gerekse potansiyel olarak bozan koalisyon modelleri geçmişte örnekleri göründüğü gibi topluma faydadan ziyade zarar verir. Dolayısıyla, bugün görüşmeleri devam eden hükümet modellerinde dikkate alınması gereken başlıca kriterler mevcut ve öngörülen ekonomik ve yapısal önlemlere oy kaygısı taşımadan destek vermek, hükümetteki uyumun uzun süreli olmasını sağlamak ve Türkiye Cumhuriyeti ile hiç bir surette uyumu bozmamaktır. Netice itibariyle, hükümet kurarken ideal politik anlayışı değil reel politik anlayışı benimsenmelidir.
Bu haber 290 defa okunmuştur

:

:

:

: