Haydi, vagonlar, lokomotif için sıra sizde

Bilindiği gibi ülkenin yapısı itibariyle kalkınmada itici sektörler yüksek öğretim ve turizm olarak belirlenmiştir. Bunların arasında turizm bugüne kadar kendinden beklenen diğer sektörler için lokomotif rolünü oynayamamış; hatta ekonomideki önemi giderek azalmıştır.
Bilindiği gibi ülkenin yapısı itibariyle kalkınmada itici sektörler yüksek öğretim ve turizm olarak belirlenmiştir. Bunların arasında turizm bugüne kadar kendinden beklenen diğer sektörler için lokomotif rolünü oynayamamış; hatta ekonomideki önemi giderek azalmıştır. Öte yandan, diğer sektörler için gerçek anlamda lokomotif görevi yapan sektör yüksek öğretim sektörü olmuştur. KKTC’ye gelen turistlerin % 80’inin Türkiye’den geldiği dikkate alınırsa yüksek oranda Türkiye uyruklu öğrenci barındıran üniversitelerin turizm sektörü için de önemli ölçüde lokomotif olduğu anlaşılmaktadır. KKTC’de öğrenim gören her bir öğrencinin yaklaşık olarak yılda 10000-15000 $ arası harcama yaptığı öngörülmekte; bu ise 40,000 öğrenci üzerinden 400-600 milyon $ ekonomiye katkı anlamına gelmektedir. Bu katkının yaklaşık % 30’luk oranı üniversitelere kanalize edilmekte, geriye kalan kısım ise diğer sektörlerde katma değer yaratmaktadır. Başka bir ifade ile, yüksek öğretim sektörü kendinden daha yüksek bir oranda diğer sektörlerde cironun artmasına neden olmaktadır. Yani lokomotif layıkıyla vagonları arkasında taşımıştır. Ayrıca, üniversitelere haksızlık etmemek için belirtmek gerekir ki; üniversiteler bugüne kadar öğrencilerden toplamış oldukları kaynakları artan öğrenci sayısı ve ihtiyaçlarını karşılamak için büyük ölçüde fiziki yatırıma dönüştürmüşler ve sanıldığı gibi büyük rantlar elde etmemişlerdir. Bugün geldiğimiz noktada ise sektör irtifa kaybetmektedir. Durumun bu şekilde devamı ve proaktif olarak önlem alınmaması halinde ise sektörün iflas bayrağı çekeceği aşikârdır.

Peki yüksek öğretim sektörü için ne yapmalıyız? Öncelikle soruna doğru teşhis koyup elbirliği ile kolları sıvamalıyız.

Haftalardır yapılan tartışmalar yüksek öğretimde sorunların ne olduğunu aşağı yukarı ortaya koymuştur. Bunlar, başta Türkiye’de artan üniversite sayısı olmak üzere rekabetin artması, parasız devlet üniversitelerinin haksız rekabet yaratması, toplamda ülkedeki pahalılık sorunu ve gerçeklik payı az olan ülkenin tevatüre kötü imajıdır.

Yüksek öğretim sorunlarının önemli bir kısmı maalesef bizim kontrolümüz dışında gerçekleşirken, bazı sorunların çözülmesi veya hafifletilmesi ise bizim elimizdedir. İşte bu noktada idrak edilmesi gerekir ki çözümlerin anahtarı üniversitelerden (lokomotif) çok sektörden daha yüksek oranda rant sağlayan diğer sektörlerde (vagonlar) bulunmaktadır. Dolayısıyla, sektörün rekabet gücünü artırmak için yüksek öğretim sektörünün paydaşlarını oluşturan üniversiteler, yerel idareler, ulaşım, yeme-içme, marketler, konut, bankacılık velhâsıl neredeyse tüm sektörler bir araya gelerek konsey veya benzeri bir platform oluşturmaları ve aşağıdaki çözümlemeler için kafa yormaları gerekmektedir:

• Kurucu Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi misafir edilen öğrencileri, sağılacak inek olarak görmekten vazgeçilmeli, sunulacak hizmetler karşılığında memnuniyet ve uzun vadeli samimi ilişkiler esas alınmalıdır.
• Ülke çapında yeme-içme özellikle yabancı öğrenciler için ucuzlatılmalıdır.
• Öğrencilerin şikâyetlerini sistematik olarak dikkate alan ve çözüm üretme misyonu taşıyan bir platform oluşturulmalıdır.
• Her şeye rağmen başta Türkiye olmak üzere dünyadaki birçok ülkeden daha huzurlu, sakin, güvenli olmak yanında çevre sorunu, gürültü ve aşırı trafik olmayan bir ülke olduğumuz olgusu bilinçli bir şekilde öğrenci ve diğer ilgili taraflara açıklanmalı ve kavratılmalıdır.
• Yalnızca üniversiteye gidiş-geliş değil genelde ülkedeki ulaşım ve dolaşım imkânları artırılmalı ve ucuzlatılmalıdır.
• Özellikle yüksek öğretimin devam ettiği sürece öğrencilerin de müdahil olmasına imkân verebilecek üniversite içi olduğu gibi dışındaki kültürel, sosyal ve sanatsal faaliyetlerin artırılması ve zenginleştirilmesi gerekmektedir.
• Bilhassa özel üniversitelerde akademik, idari ve kurumsal açıdan memnuniyetsizlik yaratan konularda YÖDAK aktif rol almalı ve devletin üniversitelere yönelik teşvik sistemi bu memnuniyetsizlikleri ortadan kaldıracak nitelik taşımalıdır.


Bu haber 297 defa okunmuştur

:

:

:

: