Barış nedir?

Dün 1 Eylül Dünya Barış Günü diyecekken, bir tanıdık aslında Uluslararası Barış Günü’nün 21 Eylül olduğu ikazını yaptı. 1 Eylül genelde kutlanmıyormuş. Kutlansın ya da kutlanmasın kavramların içi doldurulmadan, içselleştirilemeden bir işe yaramayacağına inanırım...

Dün 1 Eylül Dünya Barış Günü diyecekken, bir tanıdık aslında Uluslararası Barış
Günü’nün 21 Eylül olduğu ikazını yaptı.
1 Eylül genelde kutlanmıyormuş.
Kutlansın ya da kutlanmasın kavramların içi doldurulmadan, içselleştirilemeden bir işe yaramayacağına inanırım...

Bu doğrultuda Mualla Kavvas Hanım’ın barış adına yazdıkları devreye giriyor.
Barış için o kadar güzel bir çalışma yapmış ki, bunu irdelemek ve anlamına biraz daha kıvam katmak adına sizlerle paylaşmak istedim...
Barış nedir? Sözünü açıklarken sözlük anlamının dışına çıkıp başka bir gözle anlatmak istiyorum. Özgürlüğün anlamını anlayan ve ancak özgürleşen insan barışı anlar…
Barışı anlayan birey, aynı zamanda barışı elde etmenin ne kadar zor olduğunu bilir.
Barış isteği; kültür, ekonomi ve refahla ilgilidir.
Bireyin, hem kültürel, hem de ekonomik olarak bağımlı olmaması, onun daha serbest düşünmesini sağlar. Kültürel devrimlerini sağlamış ülkelerde, birey bağımsızdır, özgürdür, barışçıldır. Bu da, öğrenimle, kültürle, kültürel aktivitelerle yakından
İlgilidir…

Özgürlüklerin korkuyla yer değiştirmediği, aydınlığın karanlığa üstün geldiği bir umut çiçeğidir barış…
Savaşın yıkıcılığını ve acılarını bilmek, bilmeyenlere anlatmaktır barış. Unuturken hatırlamaktır barış…
Ne kadar “demokrasi” varsa, o kadar vardır barış…
Barış “demokrasinin” ikiz kardeşidir. Hak, hukuk, adalet yaşarsa ancak barış içinde yaşar, barış içinde büyür, barışla gelişir ve serpilir.
Bir gün değil, her gün hiç bitmeyen bir özen bilgi, emek, yaratıcılık ister
Barış ve uyanık durmaktır barış…
Vicdanın hiç susmamasıdır, sağırlaşan yüreklerin duymasını sağlamaktır barış…
Barış, dünyanın tüm renklerinin buluştuğu, insanlığın ortak bayrağıdır. Bu bayrak, hepimizi, hayatı, dünyamızı mutlu bir geleceğe taşıyacaktır.
Toplumsal yaşamın mutluluk ve esenlik içinde sürmesini sağlayan iki temel öğe vardır. Barış ve ahenk...

Barışın olmadığı yerde yıkıcı ve yıpratıcı, bölücü ve bozguncu tutumlar, eğilimler ve davranışlar vardır. Ahenk(uyum) olmayınca ise; düzenli ve evrimsel çalışma olanağı elde edilemez. Dolayısı ile barış ve ahenk, her kuruluş ya da birimin olumlu ve verimli bir şekilde çalışmalarda bulunabilmesi için kaçınılmaz öğelerdir…
Barış, önce insanda ve insanın kendi iç dünyasında başlar. İç dünyasında kendisiyle barışık olmayan insan dış dünya ile barışık halde olamaz…
1986 Yılı “Einstein Barış Ödülü”, “beyin ile çevre ilişkileri” konusunda yaptığı araştırmalardan dolayı Güneri Tan adlı bir Türk Profesörüne verilmiştir. Profesör ödülü aldıktan sonra şöyle demiştir.

“Einstein Barış Ödülü”nün bilimsel bir araştırmam için bana verilmesi çok anlamlıdır. Çünkü barış bir beyin işidir. Beyin, çevre – insan ilişkilerini sağlayan sinir dokular ile kaplıdır. Beyin fonksiyonunu normal olarak yapmazsa, insanda davranış bozuklukları görülür ki bu da barışı bozar” demiştir. Bütün bunları düşündüğümüzde de ne yapmalıyız? Sorusu akla geliyor… Öncelikle kendimizle barışık olmalı ve kendimize saygı duymalıyız, hırs ve tutkularımızdan, peşin hükümlülüklerden, öfkeden, kibirden, yalancılıktan arınmalı; bunun yerine alçakgönüllü, iyilik, doğruluk, dürüstlük, cesaret ve sabır gibi erdemlerle olgunlaşarak, kendimiz için kabul ettiğimiz kişilik haklarının başkalarının da vazgeçilmezleri olduğu bilincine vararak, birlik ve beraberlik içinde en önemlisi de, sevgiyle hep birlikte yaşamalıyız…

Belki tek başımıza dünya barış ve kardeşliğini yaratabilecek kadar güçlü değiliz ama birbirimizle iyi iletişim kurarak sevmekle, dürüstlükle, hoşgörüyle, birbirimizi kıskanmadan, içtenlikle sevmekle ve evimizde çocuklarımızdan başlayarak, etrafımızdakileri de bu yolda eğitebilirsek, barış yolunda toplumsallaşabiliriz.
Orhan Hançerlioğlu’nun Felsefe Sözlüğünde özet olarak; bütün nesne, olgu ve olayların kendileri ile birlikte karşıtlarının da olduğunu yazar. Barışın karşıtının da savaş olduğu gibi…
Fakat Savaş’tan söz etmek istemiyorum.
Sevgiyle, barış içinde aydınlık yarınlar dileği ile…


Kaynakçalar:
Felsefe sözlüğü
M.S. Dergisi ve sözlüğü
Çalışmalar Dergisi
Petek Dergisi 99
Dr. Özkan Pektaş (Kişisel Gelişim)

Bu haber 104 defa okunmuştur

:

:

:

: