Kıbrıslı – Türkiyeli ayrımı

1974 yılından bu tarafa KKTC’de yaşayan insanlarımız, kimine göre yerleşik, kimine göre göçmen, kimine göre de tarım iş gücüdür.

1974 yılından bu tarafa KKTC’de yaşayan insanlarımız, kimine göre yerleşik, kimine göre göçmen, kimine göre de tarım iş gücüdür. Ötekileştirme ve beri taraf etme yöntemlerini kimileri bilinçli, kimileri ise bilinçsiz bir şekilde, bu tip söylemleri, hayatın her safhasında kullanıyor. Hatta bunu kırılan veya rencide edilen birileri olur mu diye düşünmeden yapanlar var. Bunlar sıradan vatandaşlar. Her şeyden sorumlu olanlar sanki Türkiyeliymiş gibi imada bulunanlar da çoktur. Pek tabiî ki ülkede suç oranlarının artmasının sebebinin, kontrolsüz girişten kaynaklandığı doğrudur. Kıbrıslı Türklerin de nüfus başına bakıldığı zaman, İngiltere’deki suç oranı hayli yüksek sayılır. Herkesi aynı kefeye koyan bu anlayışta benim ve çocuklarımın ne gibi bir suçu olduğunu birileri bana anlatırsa, sevinirim.

Eğitim için Ankara’ya gittiğimde ve sonrası da, 12 yıl boyunca çevrem beni Kıbrıslı olarak bilir ve takılırlardı. Şimdi buradayım yine, ancak halen daha Kıbrıslı olamadık bir türlü. Rencide edilen kesim, 1974 – 2010 yılları arasında burada yaşayan insanlardır. Hayatın her alanında torpil ve bir siyasi erk bulamayan bu insanlara kim sahip çıkıp, sorunlarını çözecek?
Her iktidarın binlerce insana verdiği sözler hep havada kalırsa, onlara da kendi oluşumlarını yaratmaktan başka çare kalmaz.

Salı günü TC Büyükelçisi Kaya Türkmen, ayrımcılığın tehlikesine değindi ve televizyonda beyanat vererek, diyalog ve uzlaşının önemine dikkat çekti. TC büyük elçiliğin önündeki eylemlere değinen Sayın Türkmen, sorunların diyalogla çözüleceğinden bahsetti. Bazı kesimlerin de, havadan taş düşse, Türkiye’den bilmeleri de ilginçtir.

Üretimin olduğunu söylemek, sanayinin olduğunu söylemek, en çok beni sevindirir ve mutlu eder. Fakat demir, çimento, salça ve makarnanın üretildiğini ve bir çok madenin var olduğunu söylersek, komik olur. Türkiye “siz bunları kapatın da Türkiye’den alın” mı diyor? Üretimin olmadığı yerde, ihtiyaçlar dışarıdan karşılanır. O zaman değerli iş adamlarımız otel ve kumarhane açacaklarına, fabrika kursunlar ve bu da teşvik edilsin. Sorunların bir çoğu halledilir, ancak iş adamlarımızın çoğu nerede teşvik ve kredi varsa, oraya yöneliyorlar.
Ayrımcılık bu ülkenin en büyük sorunudur. Sosyolojik ve psikolojik yansımaları da olacaktır. Herkes kendi kültürüne göre yöresel kıyafetini giydi diye alay edici şekilde bu insanlara, yüzüne baka baka, sanki her Türkiye’den gelen öyle imiş gibi bir tavır yaratmak da, insanlara yapılan en büyük hakarettir.

Göç alan ve göç veren ülkelerin birçoğu ayrımcılıktan nasibini almıştır. Fransa’nın Romenlere ve Bulgarlara yaptığı sınır dışı olayı, tüm dünyayı sarsmıştır. Demokrasi ve insan hakları alanında öncü olan ülkelerin ırkçı yaklaşımlar sergilemesi de çelişkinin en büyüğüdür. Tüm bu ülkelerin ortak sorunu, göçmenlerle ilgilidir. Bu kadar çok insanın bir ülkeye gelmesi, önce gettoları çoğaltır, sonra da uyumla ilgili sorunları çoğaltır. Suça meyilli birey uzakta yaşıyorsa, ‘nasıl olsa kimse tanımıyor’ mantığı mı güdülüyor nedir, kolayca suç işleyebiliyor. Çözümleri bulacak olan da devlet ve büyük elçiliktir.

Para verilerek sorunlar beri taraf edilemez. Bu insanları kucaklamak ve iyisi ile kötüsünü ayırt edebilmek de KKTC halkına düşüyor. Ben ve benim gibileri sorunu aydın olmaktan geçiyor. Ülkenin bu kadar yerinde yangın varsa, bunu da bizler dile getirmeliyiz. Eğer bütün halkın sorunları duyarlılıkla ele alınacaksa, bunu da iyisiyle kötüsüyle yazmalıyız.
Bu kadar sorunu halledecek iradeyi birileri göstermezse, çarpıklık ve suçun çoğalması kaçınılmazdır. Giriş çıkışlar kimlikle olmamalıdır. Türkiye polisiyle teknolojik yardım artırılmalıdır. Bakın bakalım o zaman sabıkalılar ve suç işleyenler girebiliyor mu.
Bu haber 775 defa okunmuştur

:

:

:

: