Peki Çakıcı dedi ama ne dedi?

Koalisyon arayışının yıldızlaşan partisi TDP’nin başkanı Doç. Dr. Mehmet Çakıcı “TDP ilerici felsefeye sahip bir ilke partisidir. Amacımız ille de koalisyona girmek değil. Ama uygun bir teklif gelmesi halinde değerlendirebiliriz” dedi ama ne dedi?

Koalisyon arayışının yıldızlaşan partisi TDP’nin başkanı Doç. Dr. Mehmet Çakıcı “TDP ilerici felsefeye sahip bir ilke partisidir. Amacımız ille de koalisyona girmek değil. Ama uygun bir teklif gelmesi halinde değerlendirebiliriz” dedi ama ne dedi?

a) Benden başka herkes gericidir.
b) Bizden başka herkes ilkesizdir.
c) Aslında dünyada TDP’den başka parti yoktur.
d) Koalisyon-moalisyon istemeyik ama yan cebime koyun bakalım sığacak mı?

***

Peki... Çakıcı “Tek bakanlıkla koalisyon olmaz” dedi ama ne dedi?
a) Ama efendim ya bayrak?
c) (Düzeltiyorum) Ama efendim ya Angolemli, ya
ya Emiroğulları, ya Esat Bey?
d) Ama efendim 3’ün ikisi olsun bari.
e) Sadece ben bakan olursam TDP doğurur.

***

Çakıcı “UBP kurultay hesapları içinde. Önce bağımsız milletvekilleriyle ilişkileri şekillensin” dedi ama ne dedi?
a) TKP’yi kandırabilirdiniz ama TDP’yi asla.
b) Bağımsızlarla ilişkiler kısa mı, uzun mu, evlilik mi? Psikolojik olarak bi bakmam lâzım.
c) Kısa süreliyse 3 bakanlık isteycem.
d) UBP kurultayının hesaplarını ÖRP tutsun.

***

Çakıcı “Beni diğer politikacılarla karıştırıyorlar. Bilinsin ki ne benim ne de TDP’nin adını kendisi için bir bakanlık istedi şeklinde asla söyletmem” dedi ama ne dedi?
a) Beni Jüpiterli politikacılarla karıştırsınlar.
b) Bilinsin ki benim de TDP’nin de adını “En az iki bakanlık istedi” şeklinde söyletirim.
c) Koalisyona girerik ama bakanlık istemeyik.
d) Tepemi attırmayın.

***

Çakıcı, “TDP’yi kıskanıyorlar” dedi ama ne dedi?
a) Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun.
c) Kıskanırım seni ben uçan guşdan esen yelden.
d) Kıskananlar çatlasın.
e) Kıskançlık eyi şey değildir.

SON SÖZ: 32 gısım tekmili birden, hepsi!

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 














TEBESSÜM

‘Doğrusu bu ateş bin altına değer!’

Kanuni Sultan Süleyman, o dönemde İstanbul’un ufak köylerinden Halkalı yakınlarında (Şimdi nüfusu 500 bine yaklaştı) avlanırken, bastıran yağmur ve çıkan fırtınadan hem fena halde ıslanmış, hem de çok üşümüştü.
Mahiyeti çevreyi kolaçan ederek padişahın misafir olabileceği bir konak buldu ve oraya sığındılar.
Sultan, yanan ocak ateşinin karşısına geçince “Doğrusu bu ateş bin altına değer” diyordu.
O geceyi konakta geçirdiler ve sabahın ilk ışıklarıyla ayrılırken, padişah ev sahibine borcunun ne kadar olduğunu sordu. Diğeri asla kabul etmiyordu ama cihan padişahı da bunu kabullenmedi ve ısrar sonunda köyle; 'Bin bir altın sultanım...' dedi.
Bu cevaba çok şaşıran padişah, bu kadar fazla ücreti istemesinin sebebini sorduğunda ev sahibi samimi düşüncesini açıkladı;
- Efendimiz, ateş için bin altınlık değeri siz belirlemiştiniz. Bir altın da konaklama ve yiyip içtiklerinizin ücretidir...




 

 

Bu haber 557 defa okunmuştur

:

:

:

: