Bayram öncesi yine aklıma kına geldi...

“Evlenecek kızlara, askere gidecek erkeklere ve bayramlarda çocuklara, kına yakılır. Eski anlamını taşımasa da tekrardan moda haline gelen kına geceleri ile kına hayatımıza tekrardan hızlı bir giriş yaptı.

“Evlenecek kızlara, askere gidecek erkeklere ve bayramlarda çocuklara, kına yakılır.
Eski anlamını taşımasa da tekrardan moda haline gelen kına geceleri ile kına hayatımıza tekrardan hızlı bir giriş yaptı.

Kınanın bir anlamda güzellik, sağlık ve şov malzemesi olduğunu düşünüyorum.
Esas cazibesi de mistik değerler taşımasından geliyor, herhalde.
Bazı cilt sorunlarından kurtulmak için de yakılan kınanın farklı kültürlerde birçok değişik anlamlar taşıdığını görüyoruz.

Hintli gelinler ellerine ve ayaklarına düğünden bir gün önce yaktıkları kınalar tamamen çıkana kadar evde iş yapmazlarmış, Irak’ta ise kınanın bol şans getirdiğine, Fas’ta ise hamile kadınların ayak bileklerine yakılan kınanın onları doğuma kadar koruyacağına inanılıyormuş.
Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika’da binlerce yıldır kullanılan kına, Mısır firavunlarının ellerini ve ayaklarını da süslemiş.
Hintliler ise kınanın terapisel bir deneyim olduğuna ve kendi içine dokunmak isteyenler için kınanın olağanüstü bir araç olduğuna inanmışlar.
1970’lerde ise Ossie Clarke ve Zandra Rhodes gibi modacılar kınayı defilelerinin bir parçası haline getirmişler.
Günümüzde ise Madonna gibi birçok dünya starının kullandığı kına, artık beş yıldızlı tatil köylerinde, entel ve hippi pazarlarında,
Girne Limanı’nda ve hatta reklam filmlerinde yerini almış.
Uzun yıllardır insanların hayatlarında var olan ve farklı kültürlerde farklı farklı anlamlar taşıyan kına, özel anlarımızda; düğünlerde, bayramlarda, şovlarda, konserlerde, tatillerde, güzellik salonlarında hep bizimle olmuş.
Ben ise kına ile ilk okul yıllarımda tanıştım.
Kınanın yukarıda geçen hiçbir anlamını bilmezken annem arife geceleri avuçlarıma kiraz şeklinde kına koyar iyice sarardı, gece ellerim sarılı uyur, sabah büyük bir heyecanla açar, ellerimi yıkar ve kiraz desenine gülümseyerek bakardım.
Kınadan desen yapma anı benim için annemle oyun kurduğumuz kısacık ama büyülü bambaşka bir zaman dilimi gibiydi.
Kına aracılığı ile annemi farklı bir açıdan tanıma imkanı buldum.
Annem de bana kendi annesinin ve anneannesinin ona yaktığı kına desenlerini anlatırdı.
Onlar ellerine ve parmak uçlarına yakarlarmış kınayı.
Desenleri genelde ay yıldız, yasemin dalı veya asma yaprağı olurmuş.
O an ben de annemin anlattığı öykünün içine dahil olur kendimi çok huzurlu hissederdim.
Kına beni sadece anneme değil, esasında anneanneme ve hiç görmediğim annemin anneannesi Emetullah Hanıma da yakınlaştırdı.
Onu tanımama ve sevmeme, onlarla bir şekilde aidiyet duygusu yakalamama vesile olmuştu.
Onlarla paylaştığım ortak bir nesne: Kına oldu.
Kına bana bütün bir gece merak içerisinde beklemeyi, parmaklarımı kapatmadan uyumayı ve yapılan küçücük bir değişiklikte bile kendimi farklı hissedebilmeyi öğretti.
Küçük bir kızken bayramlarıma bambaşka bir heyecan kattı.

Büyüdüm, kınayı ve kınanın hayatı ne kadar renklendirdiğini unutuverdim.
Bayramın yaklaştığı bu günler bana tekrardan kınayı hatırlattı.
Bu bayram, kendimi iyi hissetmek için, çocukluğumu hatırlamak için, heyecanlı bir bekleyiş geçirmek için, anneannem için ve en önemlisi de istediğim ve özlediğim için avucuma kınadan bir çiçek deseni yakacağım.
İyi pazarlar, iyi bayramlar...
Bu haber 320 defa okunmuştur

:

:

:

: