Çalışkan mıyız ki; bize tembel denince gocunuyoruz!...

Bugünlerde Türkiye Cumhuriyet’inden gerek iktidar gerekse basından gelen eleştiriler karşısında kırılganlık gösterip savunmaya geçiyoruz.
Bugünlerde Türkiye Cumhuriyet’inden gerek iktidar gerekse basından gelen eleştiriler karşısında kırılganlık gösterip savunmaya geçiyoruz. Hatta, 30 aylık müsteşarlık yaptığını ifade eden bazı kesimler, makamı işgal ettiği sürece gerek koltukta kalmak gerekse mensup olduğu partinin iktidarını uzatmak TC makamlarına methiyeler düzerken bugün maalesef “ucuz cesurluk” örneği göstererek adı geçen kişilere dil uzatmakta ve şu ve benzeri ifadelerde bulunmaktadır: “Cemil Çiçek görüşmelerde çok ağır konuşurdu. Bize, ‘Uçaktan bakıyorum villalar var. Keyif içinde yaşıyorsunuz. Benim emeklim çalışanım ne alıyor, biliyor musunuz? Abuk sabuk şeyler istiyorsunuz. Beslemesiniz, k..ınızı kıpırdatmıyorsunuz’ gibi sözler ederdi. Bir defasında Maliye Bakanı Ahmet Uzun, Çiçek’in bu şekilde ağır sözleri nedeniyle kalp rahatsızlığından dolayı hastaneye kaldırıldı. Bu kadar ağır konuşurdu Cemil Çiçek.”

Öncelikle bugün kahramanlığa soyunan söz konusu müsteşar veya dönemin Maliye bakanı iddia edilen muameleye tabi tutulmuşlarsa görevde bulundukları sürece neden onurlu ve cesur bir mücadele vermediler? Bunun cevapları belli; ya onur umurlarında değildi, ya makam uğruna her şey mubahtı; ya da bunların hepsi spekülasyon olup konjektürden yararlanarak Kıbrıs Türk’ünü Anavatanından, Türk askerinden ve devlet adamlarından soğutma girişimidir. Bunlardan hangisi olduğunu halkımızın takdirine bırakıyorum. Ama bu alternatifler arasından biri üzerinde durmak istiyorum.

Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti yapmış olduğu katkılarla artık kendi kendimize yetecek bir yapı yaratmamızı hedeflemektedir. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nde, Avrupa Birliği’nde ve dünyanın birçok yerinde uygulanan önlemler bizde de uygulanma safhasına girmiştir. Ancak, maalesef bu önlemlerden kısa vadeli olarak çıkarları zedelenen ve ülkede yaratılan gelirin önemli bir bölümünü götüren kesim karşı duruş sergilemekte ve önlemleri sekteye uğratmanın uğraşı içine girmektedirler. Bunların arasında ise ülkenin iflası pahasına siyasi rant beklentisi içinde olanlar da bulunmaktadır. Bu yüzden, günümüzdeki sosyo-ekonomik konjektür KKTC halkını anavatanından soğutma misyonu taşıyanlar için ideal bir ortam yaratmıştır. Bu açıdan içinde bulunduğumuz zor günlerde Kıbrıs Türk Halkının, tarihi gerçekler ışığında anavatansız bir hiç olacağının idraki içerisinde manipülasyonlardan kaçınması gerekmektedir.

Yaşananların psikolojik savaş yönü yanında bize tembel demelerinden neden gocunduğumuzu anlamakta güçlük çekiyorum. Öncelikle, sormak istediğim soru biz çalışkan mıyız?.Eğer öyleysek bunu ispat edelim ve bunları söyleyenleri mahcup edelim. Bu çerçevede, herkesin özeleştiri yapmasına imkan verecek aşağıdaki başlıca soruları yöneltmek istiyorum:

• Kamu sektörünü en verimsiz hale getirerek halka devlet kapılarında işkence çektirmekle çalışkan mıyız?
• Özel ders ve dershane masraflarıyla öğrenci velilerini adeta soyarak eğitimi Şırnak’ın gerisine çekmekle başarılı mıyız?
• Bazı kurumların başında Kıbrıslı Türk yoktur diye onur meselesi yaparken tamamen Kıbrıs Türk’üne devredilen kurumları batırmakla çalışkan mıyız?
• Türkiye insanı açlık ve işsizlik nedeniyle terörün pençesine düşerken ve maalesef halen daha çöplerden ekmek arayan insanı bulunurken kendi halkından keserek bize gönderdiği paralarla “geçen yıl Türkiye’ye gittik bu yıl ise Avrupa’ya gidilip ve yakınlarımıza ve iş arkadaşlarımıza hava atalım” tipi tavırlarla başarılı veya erdemli miyiz?
• Sağlıkta insanımızı Rum Kesimine ve yurt dışına mahkûm etmekle çalışkan mıyız?
• Dünyada neredeyse en pahalı elektriği halkımıza kullandırmakla çalışkan mıyız?
• Özellikle sendikalar kayıt dışı ekonomiden şikâyet ederken başta öğretmenler olmak üzere kamu çalışanlarının kayıt dışı ikinci iş yapmalarına göz yummakla çalışkan olduklarını mı iddia ediyorlar?
• Ülkemize gelen öğrenci ve turistleri yolunacak kaz görüp geldiklerine pişman etmekle başarılı mıyız? Ve
• Hepsinden önemlisi hükümetin gelecek nesilleri kurtarmak ve ülkeyi yaşanır kılmak için almış olduğu mali ve yapısal önlemlere karşı çıkıp kokuşmuş ve duvara toslamış yapıyı savunmak ve günü kurtarmaya dönük tavır ortaya koymakla çalışkan mıyız?



Bu haber 481 defa okunmuştur

:

:

:

: