Güney’e servet veriyoruz

Bizdeki yabancı yer hayranlığı çok ciddi boyutlara ulaşmaya başladı. Sırf “Londra’dan aldım, Güney’den aldım” diyebilmek ve bununla övünebilmek için, komşularımızdan çok yüklü miktarlarda alış veriş yapılıyor. Ve gerçekten, yıllardan beri çatışan, birbirlerini öldüren ve sonradan da servet aktaran, başka bir toplum var mı, merak ediyorum.

Bizdeki yabancı yer hayranlığı çok ciddi boyutlara ulaşmaya başladı. Sırf “Londra’dan aldım, Güney’den aldım” diyebilmek ve bununla övünebilmek için, komşularımızdan çok yüklü miktarlarda alış veriş yapılıyor. Ve gerçekten, yıllardan beri çatışan, birbirlerini öldüren ve sonradan da servet aktaran, başka bir toplum var mı, merak ediyorum.

Bu kadar paranın Güney’e akması, ciddi anlamda bir sıkıntı yaratıyor piyasada. Esnafın durumu ortada; çek yasakları ortada. Peki hükümet, Güney’e kayan bu servetin, Kuzey’de tutulması için, ne gibi önlemler alacak? Bu büyük bir merak konusu. Tedbir alınmazsa, bu ekonomik sıkıntının devam edeceğe benziyor.

Güney’deki alışveriş tutarları, çok ciddi rakamlara ulaşmıştır. Bir göz atalım isterseniz buna: 6 yıllık bilanço toplamına göre 90 milyon Euro civarında. Ancak bu, sadece kredi kartları ile yapılan alışveriş miktarıdır. Bir de nakit yapılan alışverişleri düşünecek olursak, bu 200 milyon Euro civarına yükselecektir. Rumların ise KKTC’de yaptığı harcama miktarı sadece 37 milyon Euro dur. Bu kadar pinti davranıyorlar yani.

Kıbrıslı Türkler daha çok süpermarket ve ev eşyası satan mağazalardan alış veriş yapmışlardır. Rumların para harcadığı sektörler ise, giyim ve kumar sektörleridir. Bu harcamaların çoğu ise kredi kartlarıyla yapılmıştır. Nakit harcama pek azdır. Suyu ve sandviçi bile gelirken yanlarında getiren komşularımız, burada harcama yaparken, pek bir cimri davranıyorlar; veriler bunu gösteriyor. Bizler ise maydanozumuzu bile oradan alıyoruz.

Bu kadar saf bir toplum olmamalıyız. Bu paranın Rum ekonomisine katkısı ve artı değerleri, biz Türklere nasıl döner acaba? Yıllardır bir ders çıkartamamışız anlaşılan: güçlü devlet, zayıf devleti ezer geçer. Kimileri buna ‘düşmanı kendi ellerimizle güçlendirmek’ der, kimileri de ‘KKTC’nin Rum tarafı ile rekabetinden ötürü müşteri çektiğini’. Kıbrıslı Türkler ucuz olana hurra saldırıyor.

Elbette serbest piyasa ekonomisinde, KKTC daha pahallı olunca, doğal olarak insanlar oraya gidip alış veriş yapıyorlar. Hükümet olarak buna bir tedbir alınmazsa, buradaki dar boğaz piyasada sürer gider ve kaybeden bizler oluruz. Acil alınması gereken tedbirler bardır. Gümrükler sorgulanmalı. Türkiye’den ithal edilen ürünler orada 5 Lira ya satılırken, Kıbrıs’ta 20 Lira oluyor. Kimler bundan kar ediyorsa, aracılar ve komisyoncular devreden çıkartılmalı ve KKTC daha ucuz olmalıdır. Bunları yapacak olan da milliyetçi UBP hükümetidir. Daha nelerin beklendiğini ise anlamak çok zordur. Ülke dar boğaz ve ekonomik anlamda, rahatlama bekliyor.

Esnaf, siftah bile yapmadan dükkânını kapatıyor. Her şey çok pahalı. İşsizlik arttı. Şirketler batan batana ve kapanan iş yerleri her gün artıyor. Yarın ne olacağı belli değil. Umutsuz bir ortam var ekonomik anlamda. Bunlar da daha koltuk sevdasındalar. Türkiye’nin de üstüne düşen görevler vardır. Bir an önce, bu verileri masaya yatırıp, piyasayı rahatlatmalıdır, yoksa sonumuz hiç de iyiye gitmiyor. Her alandaki beceriksiz yöneticiler ülkeyi bu hale soktu. Bu konuda her şey net ve açıktır. Bu kadar sorumsuzca davranılmamalıdır.
Bu haber 374 defa okunmuştur

:

:

:

: