Liderler New York yolcusu

Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu 23 Eylül’de New York’a gidecek. Yıllardır süren Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için… Görüşme sürecinin bir ayağı, New York BM Genel Sekreteri’nin çalışma ofisinin merkezi, yani ABD.
Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu 23 Eylül’de New York’a gidecek. Yıllardır süren Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için… Görüşme sürecinin bir ayağı, New York BM Genel Sekreteri’nin çalışma ofisinin merkezi, yani ABD. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon iyi niyet çerçevesinde yürütülen görüşmelerde bir noktaya varılıp varılmadığını anlayabilmek için kendi ofisinde üçlü bir zirve talep etti ki, liderler yine yollara düşüyor. Anlaşma olacak mı? Halkların bir beklenti içerisinde olması gayet normal... Kapsamlı, dengeli ve en önemlisi yürütülebilir bir anlaşma istemeyenin aklından ben şüphe duyarım. Dünya gün geçtikçe yeni teknolojiler sayesinde küçülmektedir, az gelişmiş ülkeler gelişmekte ve doğal hayat azalmakta ve en önemlisi de Dünya, başta fosil enerjiler olmak üzerede doğal zenginlikler rezervleri tükenmekte. Bu gelişmeler ışığında da yeni jeopolitik stratejiler gelişmekte ve yeni ittifaklar oluşmakta, bunların ışığında da Kıbrıs daha önceki yıllarda olduğu gibi yine etkilenmektedir.

Zamanında eski Rum lider Makarios bağlantısızlara ve dolayısı ile Rusya’ya dönme eğilimi neticesinde çok kısa bir sürede, şahsına düzenlenen ve Yunanistan askeri cuntasının yönetimindeki darbenin arkasından Türkiye’nin müdahalesi ile ada ikiye bölündü ve barış sağlandı. Her zaman olduğu gibi süper güç ABD bu Kıbrıs olayını yakın takip etmekte idi. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı ABD’nin de işine geliyor. Bugün dahil. ABD ile Türkiye stratejik açıdan Kıbrıs ve orta doğu Kafkaslar ve daha birçok bölgede işbirliği yapmaktadır. Bunları kısaca yazmaktaki düşüncem dünya tesadüfen idare edilmiyor, mutlaka büyük çıkarlar söz konusu ve güçlü olan da bunları yönlendirebiliyor. Türkiye 1974’teki devlet değildir, çok daha güçlü ve Avrupa- Asya arası dengelerin de sağlanmasında etkili rol oynayan bir dünya gücü. Kıbrıs sorununa çözüm ararken bölgedeki çıkarlar masada olmaya devam edecek. Bu sorunu çözmek Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri yerinden sökmeden olmalıdır, farklısı da düşünülemez. Bundan dolayı Türk- Yunan ve İngiliz dengesi ABD – AB ve Rusya dengesi göz ardı edilemez. Bu güçleri bir kenara atıp da çözüm bulmak ise imkânsız. O zaman bu varılacak anlaşma var olan dengeleri bozamaz.

Rum halkı adına Sayın Hristofyas dayatma bir çözüme hayır diyor. Çözüm Kıbrıslılardan gelmelidir. Stratejisine göre haklı. Türk halkı adına da Sayın Eroğlu bulunacak çözümün şu anda var olan dengeleri değiştirmemeli, yani KKTC gerçeği göz ardı edilemez diyor. O da halkı adına haklı. Geriye en güçlü argüman, var olan durumun daha da devamıdır. En büyük dayanağı da Kıbrıs’ta var olan barış ortamıdır. Bunu ABD de teyit ettiriyor. Dünya da bu gerçeği kabul ediyor. Ateşkes bile olsa Kıbrıs’ta savaş yok, karşılıklı kapıların açılması da sekiz yılı buluyor ve ciddi bir toplumsal kavga ve savaş da söz konusu değil.

Kıbrıs karasularındaki gaz ve petrol rezervlerinin görüşme masasını etkileyeceği bir gerçek? İki liderin New York’ta Ban Ki Moon ile gerçekleştireceği görüşme anlaşmaya bir adım mı bana göre uzak ihtimal, ancak Sayın Moon’un yılsonu vereceği raporun önemi açısından çok önemli süreç tamamlandı da diyebilir Moon tüm çalışmalarımıza rağmen bir noktaya varamadık ve gündeme kalıcı ayrılık ve sonrası yeni stratejiler doğuracak bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Bence en önemli gerçek Kıbrıs’ta öldürücü olayların olmaması ve barış ortamının var olmasıdır. Bu ortamı bozacak anlaşma modeline Türk ve Rum halkı adına karşıyım.
Bu haber 252 defa okunmuştur

:

:

:

: