Zaman zaman yaşadığı düzenden değil de etrafında yaşayan insanlardan gına gelir.
Bu sabah saat 9.30 da trafiğe çıktım.
Daha beş dakika geçmeden kara Mercedes’in içinden elini uzatan taksici, dışarıya çıkardığı ve topçuk yaptığı çöpü sokağa usulca bıraktı.
Zaman zaman yaşadığı düzenden değil de etrafında yaşayan insanlardan gına gelir.
Bu sabah saat 9.30 da trafiğe çıktım.
Daha beş dakika geçmeden kara Mercedes’in içinden elini uzatan taksici, dışarıya çıkardığı ve topçuk yaptığı çöpü sokağa usulca bıraktı.
Derken başka bir otomobil solumdan geçti…
Kırmızı ışıkta biraz durduktan sonra yolun boş olduğuna karar vererek karşıya
Geçti...
Sonra bankaya gittim...
TEB bankasında bekleyen altı kişi vardı...
Numeratörden sıra numaramı aldım...
695 yazıyordu.
Saat 11.20 geçe…
Hizmet veren reyonda gayet rahat bir memur görev yapıyor...
Yanında oturan kişi de bir şeylerle uğraşıyordu…
Önümdeki altı kişi 40 dakikada bitti…
Bu arada yanımda duran iki kişi çok ciddi tepki koyarak aldıkları numaraları yere atarak bankadan ayrıldı.
Gişeye gittiğimde hanımefendi kırk dakikadır bekliyorum… İnsanları bu kadar bekletmeye ne hakkınız var diye sitemde bulundum… Başka bir bankaya uğradım yine ayni…
İki çalışan ve balık istif insanlar...
Bekle babam bekle…
Dünyanın neresinde bir bankaya gittiğinizde bir saat sıra beklersiniz çok merek ederim.
Çeşitli ülkelerde gittiğimde gayet hızlı ve kibar bir hizmet verildiğini bizzat yaşayan birisi olarak, burada Kıbrıs Türk'üne verilen değer bu kadar diye kendi kendime isyan ettim.
Arabam yolun kenarında park edilmişti.
Sinyalimi verdim ve yol istedim.
Elli kişi geçti...
Bir de geçerken hani sizi görürler de görmemezlikten gelirler ya işte o ruh halinde geçen kırk dokuzdan sonra bir kişi durdu ve yol verdi.
Sonradan bu tecrübem, birbirine saygısı olmayan bir millete yurt dışından gelen bir şirketin neden saygısı olsun ki düşüncesini getirdi…
Gerçekten duyarsız bir toplum olduğumuzu üzülerek görüyorum...
Sahilde yediklerini içtiklerini kumlara atan yirmilik üniversite talebelerimizi görürüm.
Arabadan önce bitmiş sigarasının paketini sonra da yanan sigarasını atan ikaz ettiğinizde de laf söyleyen gençlerimizi.
Bu insanlar bu eğitim, bilinç ve karakterlerle nasıl anne ve baba olacaklar diye karamsarlık yaşarım…
Bazen gerçekten insan başını alıp gitmek ister bu memleketten...
Bütün olumsuzlukları alt alta koyduğunuzda sağcı, solcu, futbolcu politikacısından duyarsız ve sorumsuz yurttaşına kadar…
Dedikodusundan hiçbir şeyi beğenmeyen sürekli öteleyen, karalayan anlamsız karakterlere kadar...
Artık yurt dışına gittiğimizde ayaklarımız gelmemek için direnir oldu.
Neresinden tutayım, neyin kavgasını kimin için vereyim diye düşünüyor insan.
Bir de git buralardan doğru dürüst insanların düzenin olduğu bir memlekete diyor içinden bir ses…
Bir parka git uzat ayaklarını ördeklerin, kuğuları gezindiği bir gölün kıyısına eline bir kitap al oku…
Yaşadığını hisset...
Koy ver gitsin…
Ne olacak ki.
Altı milyarda, iki yüz elliden yedi yüz bine kadar telaffuz edilen bir nüfus...
Kâğıdı arabadan atsa ne olacak yol verse ne olacak…
Not. Tabii ki bugün Bayram ve tüm okurların Bayramını kutlar sağlık, mutluluk ve duyarlılık dilerim...