Yeni hükümet

Bir ülkede, seçim yapılıp da seçilenler seçenlerin hakkını savunmayı bir görev olarak kabullenirse bunun hakkını da vermelidirler.
Bir ülkede, seçim yapılıp da seçilenler seçenlerin hakkını savunmayı bir görev olarak kabullenirse bunun hakkını da vermelidirler. Seçme hakkını kullanan insanlar, bu Anayasal haklarını kullanırken beklentileri nelerdir? Tabi ki ülkenin tüm sorunlarının çözümlenmesi ekonomiden, sosyal hayata kadar günlük yaşamı kolaylaştıracak tüm önlemlerin alınması. Bunlar normal şartlarda olması gereken beklentilerdir. Fakat bizim ülkemizde olduğu gibi, siyasi partiler iktidara gelmeyi, seçilen siyasiler makam almayı, partililer kendilerine yakınlarına iş, arsa, banka kredisi ve başka devlet olanaklarından faydalanmayı bir noktadan sonra tek beklenti ve amaç edinirse, işin rengi değişir. Bu beklentiler toplumsal beklentilerin önüne geçer ve bireysellik ön plana çıkmaya başlar, ileriye dönük ciddi sorunlar, bir yozlaşma bir özenti kültürü oluşur. Son yıllarda yaşadığımız seçim süreçlerine bakarsak, demokratiklikten, olgunluktan bahsedemeyiz. Aksine bir öfke, bir seviyesizlik, karşılıklı suçlamalar, gergin bir seçim süreci yaşadığımız inkâr edilemez bir gerçek.

Toplumun beklentiler tabi ki büyük. Artık ekonominin düzlüğe çıkarılması, işsizliğin ortadan kaldırılması, özel sektörün büyümesi, kamunun küçülmesi, devletin günlük yaşamdaki etkisinin sadece düzenleme anlamında kalması için, gerçekçi adımlar atılması bir gerekliliktir. Bu projelerin hükümet programlarını süslemekten çıkıp icraata dönüşmesi toplumun faydasına olacak en önemli adımdır. Bunlar uzun vadeli ve gerçekçi projelerle, planlarla, ulaşılacak amaçlardır. Bugün içinde bulunduğumuz siyasi duruma baktığımız zaman bu sıkıntıların aşılması pek de mümkün görülmüyor. Kıbrıs’ın kuzeyinde son iki yıldır istikrarlı bir hükümet oluşumu yoktur. Yeni dönemde elbette ilk iş yeni bir hükümet arayışında sonuca ulaşma olacak. Tabi ki bu yönde bir niyet varsa. Maalesef KKTC de siyaset anlayışı böyle. Her şey iktidar olmaya bağlı. İktidara gelmek ve iktidarda kalmak için her şey mubah. Ve bu acı gerçek tüm iktidar dönemleri için ayni. İçinde olduğumuz günlerde bir UBP-TDP koalisyonu söz konusu. Bu koalisyona yönelik çeşitli görüşler günlerdir kamuoyunda tartışılıyor. Her iki partide bu ortaklığa karşı çıkanlar olduğu gibi ılımlı yaklaşanlarda var. Fakat anlayamadığım, bu koalisyona şiddetle karşı çıkanların öne sürdüğü gerekçe, UBP’nin günahına TDP ortak olmamalı şeklindeki yaklaşımdır.

Bu yaklaşım TDP sempatizanlarından çok, daha farklı kesimlerde seslendirilince ortaya ilginç bir durum çıkıyor. KKTC de siyasetin günlük olduğu, günü kurtarmaya yönelik politikaların tercih edildiği bir kez daha ortada. Eğer ki iki parti yetkili kurulları bir koalisyon hükümeti oluşturulması için mutabakata varmışsa, bu mutabakatın toplumun faydasını olmasını dilemekten başka bir çare yoktur. Bu tür ortaklıklar KKTC tarihinde ilk değildir. Son da olmayacaktır. Hatırlanacağı gibi CTP-ÖRP hükümeti kurulurken de çeşitli kesimler çeşitli tepkiler ve eylemler ortaya koymuşlardı. Ama o gün CTP-ÖRP ortaklığını savunanlar, bu gün UBP-TDP ortaklığına şiddetle karşı çıkıyor. Nitekim TDP başkanı Sayın Çakıcı da konu ile ilgili ilginç bir açıklama yaptı. Sayın Çakıcı’ya göre, CTP olası bir UBP-TDP hükümetinin kurulmamasını, ülkede kaos ortamı olması ve bununda CTP’yi yeniden iktidara getireceği düşüncesi için istemiyor. Hiçbir siyasi rengi diğerinden ayırmayan ve siyasetin belli bir noktada tıkanıp kaldığını toplumun geneline ulaşılamadığını savunan birisi olarak, bu hükümet birkaç ay için değil uzun vadeli sorun çözücü ve en önemlisi istikrarlı bir ortam ile birlik beraberlik kazandıracaksa herkes destek olsun diyenlerdenim. Ama az öncede belirttiğim gibi bu yönde bir iyi niyet varsa. Yok, çeşitli senaryolarda iddia edildiği gibi, UBP zamana oynayıp da, Aralık ayındaki kurultaya tek başına iktidar olarak girmeyi veya bağımsızları belli bir zaman sonra içine katıp yoluna bu şekilde devam etmeyi planlıyorsa bu hükümet hiç boş yere denenmesin. Bunun kararını verecek olanlar her iki partinin yetkili kurullarıdır. Bu noktada bize düşense beklemek ve görmek.
Bu haber 536 defa okunmuştur

:

:

:

: