Yeni eğitim dönemi başlarken

Öğrenmenin yaşı yoktur diye çok doğru bir deyim vardır. Merak etmek, öğrenmek insanın doğasında var.
Öğrenmenin yaşı yoktur diye çok doğru bir deyim vardır. Merak etmek, öğrenmek insanın doğasında var. Öğrenmek, insanoğlunun doğumuyla başlayan ve ömür çizgisi sonlanana kadar bitmeyen bir süreçtir. İnsanoğlu, hayatı boyunca her daim bir şeyler öğrenir. Gerek hayatın kendisiyle yüzleşerek, gerek kötü deneyimlerle tecrübe kazanarak, gerekse düzenli ve yerinde eğitim alarak. Günümüzde, eğitim kurumlarının ve bu kurumların verdikleri eğitimin önemini anlatmaya gerek yok. Kurumsal eğitim, küçük yaşlarda başlayarak bir meslek sahibi olana kadar kesintisiz sürüyor. Bu kesintisiz eğitimin tabi ki sınırı yok. Eğitim en önemli katkısı, öncelikle bireyin gelişimine daha sonrada birey vasıtası ile topluma sağlanan katkıdır. Ülkemiz, eğitim düzeyi bakımından olukça olumlu bir noktadadır. Devlet okulları ve özel okullar bu alanda hizmet vermektedir. Dolayısı ile bu alanda da hatırı sayıl ır ölçüde bir sektör oluşmuştur.

Özel ve devlet okulları arasında eğitim kalitesi açısından bir fark var mı? Onu tam olarak bilemem ama özel okulların özellikle çalışan anne, babalara kolaylıklar sağladığı da bir gerçek. Ülkemizde devlet ve özel okullar yanında bunlara ek olarak özel dershaneler de, hem eğitim, hem de ekonomik anlamda eğitim sektörünün içindedir. Devlet okulları ve özel okullar varken ki bu özel okullar belli bir maddi karşılık sonucunda eğitim hizmeti veriyorlar, dershanelere de önemli düzeyde rağbet vardır. Bu noktada Üniversitelerimizi de unutmamak gerek. Son yıllarda önemli sıkıntılar yaşayan Üniversitelerimizin, sıkıntılarını aşması noktasında ilk başta ülkenin daha sonrada bu Üniversitelerin imajı düzeltilmeli. Acı bir gerçek var ki KKTC son yıllarda kumarhaneleri ve gece kulüpleri ile anılır oldu. Genel olarak eğitim sektörünün hizmet, an lamında verimliliği ayrı bir tartışma konusudur. Fakat bana göre bu konuda en büyük eksiklik böylesi önemli bir konu ile ilgili bir devlet politikamız olmamasıdır. Devletler için, toplumlar için her zaman ödün verilmeyen ve belli bir konsensüs sağlanarak uygulama yapılan konular vardır. Mesela; Sağlık, güvenlik ve tabi ki eğitim. Bu hayati ve toplumun genelini ilgilendiren konularda hiçbir şekilde işi şansa bırakamazsınız. Ve yine bu konularda atılacak adımlar, iktidarlara göre değil, devletin, toplumun çıkarlarına göre şekillendirilmelidir.

Yeni eğitim yılının dün başladığı, KKTC de yine son güne bırakılan okul kantin ihaleleri, kayıt sorunları, her yıl tartışılan “Bağış” ve üniforma paraları, tam gün eğitim, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin özel dershanelerde veya kendi evlerinde ders verip vermeyecekleri konusu ileriki günlere mutlaka damgasını vuracaktır. Özellikle ilgili sendikaların bu konulara da ki tavrı merak konusu. Özel derse talep varsa bunu engellemek elbette zor. Fakat sadece özel ders vererek hayatını kazanan insanları da düşünürsek, ortada bir haksız kazanç olduğunu da söyleyebiliriz. Bunlar eğitimin görünen yüzü, bilinen sorunlarıdır. Bunların dışında başka, başka sorunlarda vardır. Mesela; Okulların açılmasıyla beraber, ortaya çıkacak olan trafik çilesi. Okulları mesken tutacak, uyuşturucu tacirleri. Bunlarda yeni eğitim döneminde ortaya çıkacak olan ve mutlaka önlem alınması gereken konulardandır. En başta da söylediğim gibi eğitim gibi hayati öneme sahip konularda, hiçbir şekilde taviz veremezsiniz. Hiçbir harcamadan kaçınamazsınız. Yeri gelmişken eğitim konusunda güney Kıbrıs’la ilgili önemli bir gelişmeyi yazımın sonunda sizlere aktarmak istiyorum. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (EUROSTAT) tarafından yapılan açıklamaya göre 2008 yılında, AB ülkeleri içinde eğitime en fazla yatırım yapan üye ülke güney Kıbrıs. Eğer ki KKTC de bir eğitim ülkesiyse ve en dinamik sektörlerinden biri bu sektörse, en fazla yatırımın yapılacağı alanlardan biri de yine bu sektör olmalıdır. Bu yatırımlar ister devlet, ister özel olsun hiç fark etmez. Sonuçta kazanacak olan bu ülke ve bu ülke insanıdır.
Bu haber 550 defa okunmuştur

:

:

:

: