İki ayrı dünya : Siyasiler ve toplum

Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasi sistem yönünden sorun olduğu bir gerçek. İçinde bulunduğumuz süreçte bu sorun tabi ki sadece hükümet anlamında değil. Genel olarak siyaset mekanizmasının işleyişinde sorunlar var.
Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasi sistem yönünden sorun olduğu bir gerçek. İçinde bulunduğumuz süreçte bu sorun tabi ki sadece hükümet anlamında değil. Genel olarak siyaset mekanizmasının işleyişinde sorunlar var. KKTC’deki siyasi yapı günün şartlarına ve Türkiye’deki iktidara göre değişimler gösterebiliyor. Her seçim dönemi KKTC’li siyasiler Türkiye’nin yollarını aşındırarak destek almak ve bu desteği ispatlamak için adeta birbirleriyle yarışırlar. Aslında hiçbir siyasi partiyi veya siyasi lideri, siyasi kişiliği suçlamamak gerek, çünkü KKTC’deki siyasi yapı başlı başına sorunlu. Siyasilerle toplum arasında kopukluk var. Toplumdan uzak, toplumun içerisinde olmayan, sadece seçim zamanları sokağa çıkan siyasiler, toplumun sorunlarını, toplumun ihtiyaçlarını nasıl belirleyecek. Böyle olmasından dolayıdır ki kamuda bürokratik işlemler uzuyor, insanlar kendi işlerinin takibini yapıyor. İnsanlar kendi işlerini yapabilmek için bakanların, müsteşarların kapısında bekliyor. Tabi ki bunun sonu yok. Toplumla seçimden seçime iletişim kuran, siyasi anlayışın artık son bulması gerek. Bunu zorlayacak erkte toplumdur. Devlet ve devlet olanakları iktidardaki siyasilerin kullanacakları güç değildir. Devlet tüm toplumu çatısı altında birleştiren, herkese eşit uzaklıkta olan ve adalet mekanizmasının en iyi çalıştığı kurum olmalıdır. Ülkemizdeki siyasal yapıya baktığımız zaman toplumun güven anlamında beklentileri son dönemlerde iyice erozyona uğramıştır. Bu konuda yapılan bir araştırmada, KKTC’de güvenilmeyen kurumların başında, siyaset kurumunun gelmesi sizce tesadüf müdür?. Veya, yine bir araştırmaya göre şu an görev başında olan bakanlar arasında yapılan “En başarılı bakan kim” araştırmasında “Hiç biri” seçeneğinin en yüksek oyu alması anlamlı değil mi?. Her şeyin sorumluluğunun siyasilere yüklenmesinin haksızlık olduğunu düşünebilirsiniz. İtiraf etmeliyim ki zaman zaman bende kendime bu soruyu soruyorum. Ama, küçük bir ülkede yaşıyoruz.

Herkes birbirini tanıyor. Ve Olan biten hiç bir şey gizli kalmıyor. Siyasilerin toplumun sorunlarına duyarsız kalmaları, insanlar kendilerini, yalnız hissetmesi ve bunun yanında yaşanan siyasi çekişmeler, milletvekillerinin bir partiden diğerine geçmesi ki bu genelde iktidar partilerine oluyor, bu güvensizliği yarattı. Dikkatinizi çekti mi bilmem. Bölünen siyasi partiler, seçildiği partiden istifa eden ve başka bir partiye geçen milletvekilleri genelde sağ partilerden. Tabi ki b u başlı başına bir tartışma konusudur. Ulusal birlik partisi şu an iktidardadır. Demokrat Partiden istifa eden iki milletvekilinin de katılması ile meclisteki sandalye sayısı 26 oldu. Yani mecliste sayısal olarak bir sorunu yok. Bu durumla beraber, Başbakan Sayın Küçük Aralık ayındaki parti kurultayında yaşanacak genel başkanlık yarışına önemli bir avantajla girecek. Bu süreçte öncelikle TDP ile koalisyon pazarlıkları yapıldı. TDP genel başkanı Sayın Çakıcı’nın niyetli olmasına rağmen sunulan öneriler UBP tarafından kabul görmedi ve hemen bağımsızlar partiye katıldı. Yani hem bağımsızlar hem de TDP hazırda tutuldu. TDP’ye bağımsızlar var mesajı verilirken, bağımsızlara da şartsız gelin yoksa TDP de bir seçenektir mesajı verildi. Bu noktada UBP önemli bir stratejik planı başarıyla uyguladı. Buna karşılık olarak TDP koalisyon görüşmeleri sürecinde yapmayı düşünmediği olayı yaptı ve emeklilerden vergi alınmasını içeren iki yasanın iptali için anayasa mahkemesine başvurdu. Keşke bunu en başından yapsalardı. Şimdi önemli olan nokta şu; Bu ülkenin ortada olan bazı gerçekleri var. Havuzlu villalarda yaşıyor diye bilinen, her evde üç aracın olduğu öne sürülen, aylık gelirinin binlerce lira olduğu iddia edilen, Kıbrıslı Türklerin, %14.8’i yoksulluk sınırında nasıl olur. Bu kadar lüks içinde yaşayan Kıbrıs’ın Kuzeylileri arasında nasıl olurda kayıtlı 14 bin işsiz insan var.

Üstelik bu veriler devlet kurumlarınca belirlenmiş, yani dahası var. Bu tablo ortada iken, memleket güllük gülistanlık, her şey yolunda iddiası ne kadar gerçekçi. Bu ülkede trafikte, eğitimde, üretimde, sağlıkta sorunlar varken, bu sorunlarla ilgili çözüm arayışları yerine iki yıldır seçim kaygı sı ve hükümet arayışları nasıl olurda her şeyin önünde tutulur. Bu sorulara verilecek tek cevap şudur; Siyasiler ülkenin, toplumun, sorunlarından, beklentilerinden bir haber. Onların baktığı yerden bunlar görünmüyor. Sebebi de onların dünyası başka.


Bu haber 572 defa okunmuştur

:

:

:

: