Üniversitelerimize yönelik organize iftiralar ve kurumsal PİAR’ın önemi

Üniversitelerimize karşı olarak bilinçli ve sistematik bir şekilde profesyonelce diyebileceğimiz bir iftira kampanyasının varlığını sanırım kimse inkâr edemez.
Üniversitelerimize karşı olarak bilinçli ve sistematik bir şekilde profesyonelce diyebileceğimiz bir iftira kampanyasının varlığını sanırım kimse inkâr edemez. Şöyle ki, bu iftira kampanyalarının özellikle öğrenci seçimi açısından kritik zamanlarda bazı çıkar gurupları ve bir kısım Türkiye medyası ile danışıklı olarak yürütüldüğü yorumunu yapmanın artık zamanı gelmiştir. Zira, bunu idrak edersek ona göre gerekli önlemleri almış oluruz. Bu iftira kampanyalarını geri püskürtmenin ise en iyi yolu kurumsal ve kollektif PİAR’dır.

KKTC’de yüksek öğretim sektöründe kontenjan sorunuyla ortaya çıkan olgular proaktif olarak radikal önlemlerin alınmasını gerekli kılmaktadır. Elbette, yüksek öğretim sektörünün irtifa kaybetmesinde en önemli sebep Türkiye Cumhuriyeti’nde parasız devlet eğitimiyle yaratılan haksız rekabettir. Şöyle ki, kaliteyi tartışma konusu yapmayacak şekilde yeni kurulmuş ve kalitesi KKTC üniversiteleri ile karşılaştırılamıyacak ölçüde olan devlet üniversitelerinin dahi kontenjanları neredeyse tamamen dolmuştır. Dolayısıyla, üniversite seçiminde yerellik ve maliyet en önemli rolu oynamıştır. Ancak, bunlara ilaveten bizden kaynaklanan nedenlerin de olduğu inkâr edilemez. Bunlar, öğrenciyi istismar eden (soyulacak kaz gören) kötü davranışlarımız, toplamda Türkiye’den ve diğer ülkelerden pahalı olmamız, gece kulübü ve kumarhane ülkesi olarak tevatüre edilen kötü imajımız, ulaşımda ve dolaşımda hem yetersiz hem de pahalı olmamız ve özellikle özel üniversitilerde ayyuka çıkan yetersiz kadrolaşma ve kurumsallaşma ülkemize has yüksek öğretimin sorunları olarak sıralanabilir.
Yüksek öğretimin sektöründeki pahalılık, ulaşım ve dolaşım için sektör ile ilgili tüm paydaşların aktif katılımını gerektiren bir çözüm politikası gerekirken, kadrolaşma ve kurumsallaşma ile ilgili temel aktörler YÖDAK ve KKTC Milli Eğitim Bakanlığıdır. Ancak, oluşan kötü imajın ortadan kaldırılması ve mukayeseli avantajların ön plana çıkarılarak olumlu imaj yaratmak için ise profesyonel ve kurumsal anlayışla PİAR (PR-Public relations) şarttır. Her ne adar, üniversiteler münferiten PİAR çalışması yapsalar dahi bu durum ülke meselesi haline gelmiş ve ortak politikalarla kollektif PİAR zarureti doğmuştur.
PİAR’ın yüksek öğretim sektörü için ne denli faydalı olabileceğini açıklamak için aşağıdaki gibi kavramsal olgulara değinmek yararlı olacaktır.
PR (Public Relations) Halkla İlişkiler, kurumun amaçları doğrultusunda kendisi için geliştirdiği tanımın kamuoyu tarafından aynı biçimde algılanmasını sağlayacak faaliyetler bütünüdür.
PR geliştirdiği stratejiler, uyguladığı teknikler ile kurumların fikirlerini ve hizmetlerini sundukları topluluklar ile devamlı iletişim içinde olmasını sağlar. Başka bir ifade ile halkla ilişkiler, “bir işletme ile hedef kitle arasında karşılıklı iletişimi, anlayışı, oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan ayrıcalıklı bir yönetim görevidir”. Bir başka tanımlamaya göre ise, “kuruluş yöneticilerinin programlarını uygulayabilmek, hem kuruluş hem de halka hizmet verebilmek için eğilimleri, istekleri analiz etmek ve sonuçlarını tahmin etmeye yönelik sosyal bilim ve sanattır. Bu çerçevede, PİAR ile ilgili aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:
• Halkla ilişkiler bir uzmanlık görevidir ve uzmanlar tarafından yerine getirilmelidir.
• Kamuoyunun etkisinin farkında olarak çeşitli gruplar arasında iletişimi düzenler.
• Hedef kitlenin davranışları hakkında yönetimi bilgilendirir, kuruluşun gerek duyduğu araştırmaları yaparak öneriler geliştirir.
• Kuruluşun kar amacı yanında sosyal sorumluluğunun da olduğunu kanıtlayacak biçimde davranmasına yardımcı olur.
• Kamuoyu araştırmaları ve diğer araştırma yöntemleri ile çeşitli iletişim araçlarından yararlanır.
• Gerek danışman firma, gerekse kuruluş içi halkla ilişkiler birimi olsun, yönetimin bir parçası olarak faaliyet gösterir.

Sonuç olarak, yüksek öğretim sektörümüzün bu denli dışa bağımlı olduğu bir durumda, kurumsal hale gelmiş PİAR ile alınacak arz-talep tedbirlerinin devlet politikası güdümünde kontrol edilmesi ve yönlendirilmesinin yanısıra, önceden verilen ‘ülkemizdeki öğrenci sayısının 60 bine çıkarılması’ sözünün gerçekleşmesi için Türkiye hükümeti ile istişare halinde önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. Özellike TC devlet üniversiteleri tarafından yaratılan haksız rekabet karşısında başarılı olmanın güçlüğü Sayın Tayyip Erdoğan hükümetine anlatılmalı ve kavratılmalıdır. Bilhassa, KKTC yüksek öğretim sektöründe marka değeri oluşana kadar TC üniversiteleri karşısında var olmanın en optimal yolu KKTC üniversitelerinin mutlak avantaja sahip olmalarıdır. Bu ise, Sayın Tayyip Erdoğan hükümetiyle varılacak mütabakat sonucu KKTC’de öğrenim görecek öğrencilere muhaceret ve diğer yönlerden cazip avantajların sunulmasıdır. Aksi takdirde, yerellik tercihi ve parasız devlet üniversiteleri gerçeği karşısında TC yetkililileri tarafından KKTC üniversiteleri için 60,000 öğrenci hedefi koymak hiç bir anlam taşımayacaktır.

Günün Sözü: “Son Pişmanlık Fayda Etmez”….
Bu haber 360 defa okunmuştur

:

:

:

: