Mersin Kapısı geçilmez

Yabancı bir ülkeye yatırım yapmayı planlayan bir yatırımcı, öncelikle hangi noktalara dikkat eder. Mutlaka bu konu, yatırımcıya ve yatırım yapılacak alana göre değişir.
Yabancı bir ülkeye yatırım yapmayı planlayan bir yatırımcı, öncelikle hangi noktalara dikkat eder. Mutlaka bu konu, yatırımcıya ve yatırım yapılacak alana göre değişir. O zaman ülkemizi dikkate alarak, KKTC’ye yatırım yapacak, yabancı bir yatırımcının gözüyle konuya bakalım. Bu memlekette hangi alanda yatırım yapılsa sonuç elde edilir. Elde edilecek sonuç en başta tabi ki yatırımcı açısından önemlidir. Aslında bu noktada önemli olan, hem yatırımcının hem de ülkenin kazançlı çıkmasıdır. Ülkeye yapılan yatırım, ilk başta sağladığı maddi giriş ile kazanç sağlar. Devletin kasasına para girer, ülke kaynakları kullanıldığı için piyasa belli bir ivme kazanır, ülkeye istihdam kaynağı sağlandığı için işsizlik azalır, yatırım yapılan alanda rekabet koşulları oluşacağından, kaliteli hizmet sunma yarışı başlar ki bundan da toplum kazançlı çıkar. KKTC’ye yabancı yatırım açısından ilgi olmadığı aşikardır. Burada yabancı yatırımcı derken ilk akla gelen Türkiye’den gelecek yatırımcılardır. Kıbrıs sorunun çözümsüz olması ve “ANNAN” planından sonra ortaya çıkan ve ülke içinde bile Rum toprağı, Türk toprağı ayırımı yapılan, KKTC topraklarının uluslar arası alanda güvensiz olması, elbette yabancı yatırımcıyı engelliyor. Türkiye’ den sonra, KKTC’ye yatırım yapan yabancı yatırımcılardan en önemlileri zaman zaman tartışılan İsrailli yatırımcılardır. İçinde bulunduğumuz zamanda yabancı yatırımcının ülkemizdeki yapıya baktığında, çekinceli olması normaldir. KKTC’de güvensiz bir siyasi yapı vardır. KKTC’de güvensiz, karmaşık, çok ağır bir bürokrasi karmaşası içinde çırpınan kamu düzeni vardır. KKTC’de güvensiz bir vergilendirme mekanizması vardır. Yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmek için öncelikle, güven vereceksiniz. İmajınızı düzelteceksiniz. Ülkemize yapılan yabancı yatırımların en önde gelenleri, oteller ve üniversitelerdir. Fakat ne yazık ki bu yatırımlar bu ülkeden çok yatırımcıya kazanç sağlıyor. Daha önce de yazdım, oteller ve tabi ki üniversiteler bu yatırımları yaparken, bu ülkenin kaynaklarını bu ülkenin iş gücünü kullanmıyorlar. Böyle bir durum söz konusu olunca da yapılan yatırım sadece yatırımcıya fayda sağlıyor. Ülkemize yatırım yapmaya en uygun ve en gerçekçi yabancı yatırımcı, yukarda da belirttiğim gibi Türkiye’den gelecek yatırımcıdır mutlaka. Bu bir avuç coğrafyaya birkaç tane fabrika kurulsa, yerli iş gücü kullanılsa, üretimin her aşamasında bu toprağın kaynakları tüketilse bu gün içinde olduğumuz, olumsuzluklardan en az seviyede etkilenirdik. KKTC’ye yabancı yatırımcının ilgisizliğinin nedenini araştırmak ve konuyla ilgili nelerin yapılabileceğini ortaya koymak için, TOBB’nin girişimi ile Yatırım danışma konseyi toplantısı, Girne de yapıldı. Yatırım danışma konseyi, 2004 yılında Türkiye’nin uluslar arası alanda yatırım merkezi olması için imajını güçlendirmek amacıyla, Türk hükümeti ve dünya bankası iş birliği ile kurulan bir platformdur. Toplantıya Türkiye’nin, Kıbrıs işlerinden sorumlu devlet bakanı
Cemil Çiçek’in yanı sıra, Cumhurbaşkanımız Sayın Derviş Eroğlu da katıldı. Toplantı sonrasında bir rapor yayınlandı. Raporda bana göre dikkat çeken noktalar, devletin vergilerde indirim yapması, bankaların KKTC sınırları içindeki mal varlıklarını kredi karşılığı olarak kabul etmesi idi. Tabi ki birde Sayın Çiçek’in nüfusumuz konusundaki çıkışı var. Sayın Çiçek önce nüfusunuzu belirleyin telkininde bulundu. Bu konuyu tartışmayı daha sonraya bırakıp, Türkiye den yabancı yatırımcının neden bu ülkeye gelmesi gerektiğini ve neden gelmediğini irdelersek, Türkiye’den gelecek yatırımcı bile bu ülkenin güvensiz olduğunu düşünüyor. Bu şimdiki bir düşünce değildir. Bu düşünce 36 yıldır vardır. Bu güvensizliği kırmak için bu güne kadar ne KKTC ne de, Türkiye hükümetleri gereken adımları atmamıştır. KKTC’de var olan siyasi yapı güçlü bir özel sektörün, güçlü yatırımcıların bu ülkeye yatırım yapmasını istiyor mu? Öncelikle bu konu düşünülmelidir. İnsanlar devlet olanaklarını kullanmak ve bu uğurda siyasilere muhtaç olmaktan kurtulup, özel sektöre yönelirse bu siyasilerin gücünü kaybetmesi anlamına gelir ki bu da siyasilerin işine gelmez. Yinede iyi niyetimi muhafaza ederek, ben kendi adıma bu ülke için çakılacak bir tek çiviye bile razıyım.

Bu haber 567 defa okunmuştur

:

:

:

: