Yeni oluşum başarılı olur mu?

Kıbrıs Türk siyasal yaşamında siyasi olaylara yön veren birçok siyasi parti vardır. Kitlesel olarak en büyük, en önemli siyasi partiler, Kıbrıs Türk halkına 30 yılı aşkın bir zamandır hizmet veren, Ulusal Birlik Partisi ve Cumhuriyetçi Türk Partisidir.

Kıbrıs Türk siyasal yaşamında siyasi olaylara yön veren birçok siyasi parti vardır.
Kitlesel olarak en büyük, en önemli siyasi partiler, Kıbrıs Türk halkına 30 yılı
aşkın bir zamandır hizmet veren, Ulusal Birlik Partisi ve Cumhuriyetçi Türk
Partisidir. Mecliste temsiliyeti olan diğer siyasi partiler, Demokrat Parti,
Toplumcu Demokrasi Partisi, Özgürlük ve Reform Partisidir. Mecliste temsil
edilmeyen, Kıbrıs Adalet Partisi, Kıbrıs Sosyalist Parti, Milliyetçi Adalet partisi,
Yeni Kıbrıs Partisi, Yurt Sever Birlik Hareketi ve Halk İçin Siyaset Partisi de
siyasi hayatımızdaki farklı renklerdendir. Ülke gerçeklerini ve 50’li kişilik bir
meclisimiz olduğunu düşünürsek, bana göre bu kadar siyasi partimizin olması
gereksizdir. Hatta meclisteki sandalye sayısı da bana göre fazladır.
Kuzey Kıbrıs’ın siyasal yaşamında zaman zaman ayrılıklar olmuştur. Bu ayrılıklar
ayrı siyasi oluşumlar ve ayrı siyasi parti kurulmaları olduğu gibi, vekillerde zaman
zaman seçildikleri partilerinden ayrılarak siyasi hayatlarını sürdürmek için başka
partileri tercih edebilmektedirler . Partilerde yaşanan kopmalar, kurulan yeni
siyasi partiler ve vekil transferleri parti içindeki kişisel dengelerin
bozulmasından dolayı yaşanıyor. Yani tek adamlılık veya öne çıkma düşüncesi bu
ayrılıkların temelini oluşturuyor. En çok bölünen, içinden yeni oluşumların en fazla
yaşandığı siyasi parti UBP’dir. Fakat günümüze baktığımızda her şeye rağmen en
fazla iktidar erkini elinde tutan parti yine UBP’dir. Ve bu günde UBP iktidardadır.
Bu önemli bir başarıdır. Son yıllarda bölünme olayının yaşandığı en önemli siyasi
merkez, Demokrat Partidir. UBP ile birlikte DP den ayrılan vekiller, Özgürlük ve
Reform Partisinin kuruluşunda önemli rol oynamıştır. Hatırlanacağı gibi yine
geçtiğimiz günlerde DP’den ayrılan iki milletvekili UBP saflarına geçmiştir. Bu süreçte, DP genel başkanı Sayın Serdar Denktaş, tek adam olmakla suçlanmıştı. Sayın Denktaş, parti kurultayında kendisiyle beraber başka isimlerinde parti başkanlığına aday olabileceğini daha önceleri açıklamıştı. Yani partiyi ve parti menfaatlerini
düşünen, tek adamlılığın karşısında olan herkes bu demokratik yarışa katılabilir,
katılmalıdır da. Bu noktada kendi fikrimi dile getirecek olursam, siyasi parti
başkanlarının görev sürelerinin sınırlanması gerektiğini hatta milletvekilliği
seçilme dönemine de bir kısıtlama getirilmesi gerektiğini savunmaktayım. Bu
görüşler demokrasi anlayışına ters gelebilir. Yani herkes dilediği kadar, seçildiği
sürece her seçime katılabilir. Bu demokratik bir haktır. Ama bunun bizim ülkemizi
getirdiği durum bellidir. Bu durum bizim ülkemiz için geçerli değildir. Bir parti
başkanı, ayrılmayı düşünmediği sürece başka adaylar bu göreve talip olmaz. Olsa da
parti içi dengeler buna izin vermez. Herkes güçlünün yanında olmayı tercih eder. Kişiler güçlendikçe, politikacılık bir meslek haline gelir. Ve hep ayni politikalar bir kısır döngü gibi hep ayni şekilde yaşanır durur.
KKTC’de siyasi anlamda yeni bir oluşumun, yeni bir siyasi partinin hazırlıkları
yapılıyor. Bu yeni oluşum bir ihtiyaç mı? Yoksa belli bir düşüncenin harekete
geçmesi mi? Bu sorulara yanıt arayacak olursak; Öncelikle bu kadar siyasi parti
varken, yeni oluşum mevcut siyasi partilerden ayrı olarak, hangi görüşü savunacak.
Yani görüşleri, yaklaşımları belli olan partilerden ne farkı olacak ki toplum bu
partiyi benimsesin. Harekete geçilmesi için UBP kurultayı bekleniyorsa demek ki
kişisel beklentilere ve küskünlüklere göre bir yol belirlenecek. Yok, toplumun yeni
bir siyasi harekete ihtiyacı olduğu düşüncesi ile yola çıkılacaksa ki bana göre halk
böyle bir oluşumu destekler, çünkü tüm siyasi partiler denenmiş ve bunun sonuçları
da ortadadır. O zaman bir fark yaratabilir. Bu yeni oluşum içerisinde,
gazetecilerden emekli komutanlara kadar bir görüş zenginliği olduğu gelen
duyumlardan çıkarabileceğimiz bir sonuçtur. Bu noktada bir tehlikeli durum daha
vardır. Bu oluşum AKP desteği ve Türkiye kökenli vatandaşların çoğunluğu ile oluşacak olursa ve iddia edildiği gibi, bu insanların hakları yeniyor ve bu haksızlığı giderme düşüncesi ile kuruluyorsa bu topluma yapılabilecek en büyük kötülüğe hizmet edecektir. Yani Kıbrıs’ın Kuzeyinde yaşayan, Kıbrıs Türk toplumunu oluşturan insanlar yine köken ayrımına maruz kalacaktır. Bu yeni oluşum için iki önemli isim ön plana çıkıyor.
Birisi UBP’den Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ayrılan, fakat Cumhurbaşkanı
Eroğlu’nun hala daha partiyi yönettiğini söyleyen ve buna rağmen UBP’den desteğini
çekemeyen Sayın Tahsin Ertuğruloğlu ve kurultay sonrası oluşacak ortama göre parti
içindeki durumu belli olacak olan Sağlık bakanı Sayın, Kâşif. Tahsin Ertuğruloğlu
yeni bir oluşum için ilk sinyalleri verdi. Sayın Ahmet Kâşif’in kurultay sonrası
hangi saflar da yer alacağı zamana kalmış bir gelişme. Bana göre yeni siyasi
görüş, Aralık ayında yapılacak olan UBP kurultayı ve Haziran 2011’de Türkiye de
yapılması düşünülen milletvekilliği genel seçimlerden sonra etkin bir ivme kazanacaktır. Yazımın başlığında sorduğum “Yeni oluşum başarılı olur mu?” sorusuna benim yanıtım şudur;


Yeni oluşum, yeni siyasi parti adı ne olursa olsun, bir fark yaratmazsa,
siyasilere olan güvensizliği ortadan kaldırmazsa, bölünen ve yalnızlaşan toplumu
bir bütün olarak daha önceki siyasi görüşlerine bakmaksızın kucaklamazsa başarılı
olamaz.

Bu haber 566 defa okunmuştur

:

:

:

: