Şili mucizesi

Geçtiğimiz hafta Şili’de toprak altında kalan 33 madencinin kurtuluş hikayesini duymayan, TV ekranlarında izlemeyen kalmadı sanırım... Ne müthiş bir dramaydı…
Geçtiğimiz hafta Şili’de toprak altında kalan 33 madencinin kurtuluş hikayesini duymayan, TV ekranlarında izlemeyen kalmadı sanırım...
Ne müthiş bir dramaydı…

Gözlerimde yaşlarla, ekrana yapışmışçasına saatlerce bir bir daracık kapsül içinde madencilerin yeryüzüne çıkışını izlerken, aklıma Trabzon’da hala toprak altında kalan 2 talihsiz madencimiz geldi… Dünyanın bir yerinde 33 aile ve tüm bir millet bayram yaparken, ülkemizde 2 aile hala evlatlarının, baba ve oğullarının cenazesini bekliyordu…

Sanki unutulmuş gibiydiler... Eşini kaybeden bir madenci hanımı, sabaha karşı Şili’deki kurtuluşu kendi ailesi gibi sevinçle seyrettiğini söylerken, kocasının cesedinin kendilerine teslim edileceği günü dört gözle beklediğini ağlayarak anlatıyordu TV’ye...

Madencilerin kaderi deyip geçiliyor, ancak kaderlerinin bu olmadığını, azimle, bıkmadan usanmadan bir trajediyi, sevince dönüştürmenin ne olduğunu tüm dünya Copiapo maden ocağında gördü, yaşadı…
Sanırım bu hikaye yıllarca da devam edecek…
Bu hafta ilk sinema filmi ekranlara geliyormuş…
Hollywood filmi de yolda deniyor... “Los 33”ün…
Bundan büyük senaryo olur mu? Hem de gerçek hayat öyküsü... Bir değil, on değil tam 33 madencinin 69 günü…

Karanlıktan, aydınlığa uzanan upuzun 69 gün...
Buradaki Pazar gazetelerinden The Mail on Sunday, madencilerin simgesi haline gelen adı “Süper Mario”ya çıkan Mario Sepulveda ile “exclusive” bir röportaj yayınladı...

Oakley gözlüklü Mario, madenden çıkartılan ikinci kişiydi... Ve sempatik tavırları, maden ocağından getirdiği hediye kaya parçaları ve kurtarıcılarının karşısında bir amigo rahatlığında söylediği “ Yaşasın Şili” sloganıyla hemen hemen hepimizin aklına kazınan ve hatırlayacağı ilk isim oldu…
Madencilerin kurtuluşunun simgesi kim derseniz, Mario, Süper Mario derim. Çünkü ilk aklıma gelen görüntü, ses, isim o…
Mario, gazetenin muhabiri Caroline Graham ile Copiapo’da hastane odasında konuşmuş.. Yanında karısı, kızı ve oğluyla...
Madencilerin yaşadığı, ocaktaki patlamanın 17’inci günü anlaşıldığında oraya kamp kuran 3 bin gazeteciden biri Caroline Graham... Mario’nun toprağın 700 metre altında genci, yaşlısı, hastası, moralsizi ile geçen günlerinin özetini birkaç sayfada toparlamış...

Mario, grubun en morali yüksek, herkese neşe, umut aşılayan kişisiymiş...
İlk iki haftanın ölümden beter olduğunu belirten Mario, zaman zaman herkesin onları unuttuğunu ve bir daha aileleri, sevdiklerini göremeyeceklerini anlatıyor... Adı grubun içinde “palyaço”ya çıksa da Mario, herkesten gizli, karanlık ıssız tünellerde bağıra bağıra ağladığını söylüyor…

“Bir yanda tanrı, bir yanda şeytan orada toprağın altında, bizimleydi… İkisini de görmedim. Ama hissettim. İkisi de bizi almayı istiyordu. Sonunda tanrı galip geldi ve kurtulduk”

Bu sözlerin tek bir tercümesi var... İnsanoğlu en kötü şartlarda, ölümün an be an yaklaştığını, kurtuluşun kalmadığını hissettiği anda bile umudunu hiçbir zaman yitirmemeli… En karamsar anlardan bile aydınlığa çıkılabiliniyor...
İşte ispatı Şili’li madenciler...

Mario, aşağıdayken hem arkadaşlarını ayakta tutmaya çalışmış... Hem ölürse karısı ve iki küçük çocuğunun daha eğitimlerini tamamlamadıklarını hatırlayıp, üzüntüye kapılmış... 40 yaşındaki madenci, çöken ocakta suyu bulan kişi... Kayalardan akan su, 36 dereceyle hamama dönen, devamlı nemli, tozlu ocakta madencilerin en büyük sevinç kaynağı olmuş.

İki kişi olup, bir bardağa doldurdukları suyla birbirlerini yıkamışlar... Hijyene çok özen gösterdiklerini, tuvaletlerini bidonlara doldurup, kumlarla kapattıklarını anlatıyor Mario… “ Temiz kalmalıydık. Hasta olmamalıydık” diyor…
Arabalar için maden yağı bidonlarında saklanan su, madencilerin can simdi olmuş... Günlerce adam başına bir kaç yudumla içip idare etmişler...
Demokratik yolla her kararı oylamışlar… Evet, o şartlarda bile herkes fikrini özgürce söylemiş... Yiyeceğin, suyun idaresinde böyle karar almışlar...
17 ‘inci gün ise yaşadıklarını yukarı bildirene kadar karanlıkta, elde, avuçtaki yiyecek, suyla kıt kanaat idare etmişler...

Süper Mario ne şöhret, ne para peşinde… Basit bir madenci olduğunu, arkadaşlarının da böyle kalmak istediğini dile getiriyor...
Bundan sonra yaşam onlara ne getirir bilmeseler de, aslında hepsi iş kaygılarının “şimdilik” olmadığının bilincinde…

Tüm dünyanın nefesini tutarak izlediği 33 madenci, Mario’nun dediğine göre önce aile ve sevdiklerine , toprağın üstüne çıktıklarını içlerine sindirecek…
Sonra da gelen teklifleri değerlendirecek... 69 karanlık günün maddi getirisi, bu madenciler ve ailelerinin geleceği için çok önemli...
Madenciler kurtulalı daha bir hafta olmadı… Ancak şimdiden çekleri, hediyeleri gelmeye başladı...

“Los 33”ün maceralarını ekranlarda izlemeye hazırlanın…
Korku, şiddet, macera, aşk, gözyaşı tekmili birden pek yakında sinemalarda...
Süper Mario ve Los 33 geliyor...
Bu haber 293 defa okunmuştur

:

:

:

: