Kim daha inandırıcı

Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik sürdürülen görüşmeler ve ümitler bir süredir gündemden düştü.
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik sürdürülen görüşmeler ve ümitler bir süredir gündemden düştü. Kıbrıs kuzeyinde yaşam mücadelesi veren insanlar, kendi içsel sorunları ile o kadar meşgul ki, Kıbrıs konusu ikinci planda bile değil. Aslında, bu çok tehlikeli bir durum. Güney Kıbrıs’ta Hristofyas ve muhalefet partileri arasında mülkiyetle ilgili görüş ayrılıkları ve çatışmalar yaşanıp tartışılıyorken, kuzey Kıbrıs’ta tüm kesimler, tamamen içsel konulara odaklanmış durumda. Hatta halk arasında bu düzen devam edeceğine herhangi bir anlaşma modeli üzerinde uzlaşı sağlansın, mutlaka daha iyi olur görüşü var. Konu geldikçe dile getirdiğim bir görüşüm var. Kıbrıs sorununda çözüm için takvim olarak belirlenen, 2010 yılı sonu da daha önceki yıllar gibi hiçbir zaman gerçekçi bir yaklaşım değildi. Bu zaten ortada. Türkiye ve güney Kıbrıs’ta önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimleri de düşürsek ümitlerimizin başka bahara kalacağı ağırlık kazanıyor. Şu an için görüşme masasının en önemli en zor konusu tabi ki mülkiyet. Mülkiyet çözülse belki de, Kıbrıs sorunu tarih olacak. Bu konuda sorun, Rum halkının kuzeyde bıraktığı evlerine, 1974 sonrası terk ettikleri topraklarına yeniden dönme adına yıllarca ümitlendirilmesidir. Rum siyasiler bu konuyu her daim seçim malzemesi olarak kullanmışlardır. Kıbrıslı Türkler ise ne zaman, Kıbrıs konusu gündeme gelse, görüşmeler başlasa, ortaya birileri tarafından planlar getirilse evlerinden, topraklarından ayrılmaya hazır olmuştur. Her planda verilmesi gündemde olan, Kıbrıs’ın kuzeylileri tarafından kullanılan topraklara, mülklere eski sahiplerine iade edilme olasılığı olduğundan maddi yatırım yapmayan azımsanmayacak sayıda insan vardır. Eleştirilmesine rağmen, Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ve Rum lider Sayın Hristofyas’ın görüşme zeminine mülkiyeti koyması bana göre doğrudur. Çünkü, mülkiyet çözülmezse diğer konuların çözülmesi tek başına bir şey ifade etmeyecek. Yakın bir süre önce, Türk tarafının sunduğu bir öneri Birleşmiş Milletler tarafından da olumlu karşılanmasına rağmen, Rum tarafından pek ilgi görmedi. Kıbrıs sorunu nedeniyle bugüne kadar kullanılmayan, hatta harap olan taşınmazların yeniden değerlenmesi ve takas yönteminde kullanılması için kurulacak bir inşaat şirketi yoluyla yeniden maddi kazanıma döndürülmesi. Bu yöntem güneyde kalan, Türk malları için geçerli olabileceği gibi son günlerde gündeme gelen Maraş’ta Rumlara ait mülkler içinde geçerli olacaktı. Bu yöntem aslında genel olarak tüm, Kıbrıs’ın yeniden kalkınması ve ekonomik değer kazanmasına da hizmet edebilecek öneme sahip bir projeydi. Rum tarafı daha çok AİHM yoluyla elde edilecek sonuçlara ilgi gösteriyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde buna bir örnek daha yaşadık. 1974 öncesi, Kıbrıs adasının en zengin iş adamlarından olan Andreas Lordos isimli 83 yaşındaki Rum, kuzey Kıbrıs’a geçerek, Taşınmaz Mal Komisyonu’na kuzeyde kalan mallarının iadesi için başvurdu. Rum işadamı Lordos kullanım kaybından dolayı 115 milyon Euro yani yaklaşık 230 milyon lira tazminat istedi. Bu güne kadar KKTC’de toplam 45 milyon Euro yani 110 milyon lira talepte bulunulduğunu düşünürsek, bu bir rekor. Bu tür davalar tabi ki devam edecek. Üstelik çözüm için görüşmeler yapılırken, üstelik en zor başlık olan mülkiyette ortak nokta aranırken. Görüşmelerle ilgili birçok şey söylenip, birçok şey yazılıyor. Yeni sınır kapıları barışa hizmet için açılırken, bir başka kapıların açılması konusunda da olumlu adımlar atılıyor. Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu eski Cumhurbaşkanlarına, meclise ve siyasi partilere zaman zaman görüşmelerde gelinen noktalarla ilgili bilgiler veriyor. Bu son derece önemli ve verimli. Hatırlanacağı gibi 2. Cumhurbaşkanımız Sayın Talat’ın en çok eleştirilen yönü bu iletişimsizliğin kurulamaması noktasında idi. Sayın Talat geçtiğimiz gün önemli bir açıklama yaptı. Eski Cumhurbaşkanımızın görüşmelerde gelinen nokta ile ilgili önemli bir tespiti var. Sayın Talat’a göre uluslar arası topluluk, Hristofyas’ın çözüm yönündeki adımlarına güvenmiyor. Bunun yanında çözüm istemeyen lider olarak, bir imaj çizilen Sayın Eroğlu, Hristofyas’a göre daha inandırıcı. Önemli sayılacak bir süre, Rum liderliği ile müzakere eden ve Kıbrıs sorununun çözümünde önemli katkılar ortaya koyan, Sayın Talat’ın bu değerlendirmesi konunun içinden gelen birisi olarak oldukça önem arz ediyor. Kıbrıs sorununa, çözüm bulma umutları ve bu amaçla görüşmeler sürüyor. İki liderin ve ekiplerinin masada mülkiyet başlığında devam kararı var. Önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler’in konu ile ilgili Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan ve Rum lider Hristofyas’ın görüşmesi için çaba sarf ettiği iddiaları var. Bakalım ilerleyen zamanlarda, Kıbrıs’la ilgili taraflar ortak bir noktada buluşabilecek mi?
Bu haber 459 defa okunmuştur

:

:

:

: