Kıbrıs bir sahne

Kıbrıs, birçok oyunun oynandığı, usta aktörlerin, figüranların sahne aldığı bir ada. Usta aktörler perde arkasında oyuna yön verip yönetmenlik yaparken, figüranlar da sahne önünde Kıbrıslıları oyalıyor.
Kıbrıs, birçok oyunun oynandığı, usta aktörlerin, figüranların sahne aldığı bir ada. Usta aktörler perde arkasında oyuna yön verip yönetmenlik yaparken, figüranlar da sahne önünde Kıbrıslıları oyalıyor. Kıbrıs’ta yaşayan ilk halk, Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının, benzer paylaşımları olsa da aslında dini ayrı, dili ayrı ve her şeyiyle iki farklı kökenden gelen iki ayrı halktır. Tarihin daha önceki dönemlerinde, Kıbrıs’ı paylaşan insanlar bir bütün olarak düşünüldü, ama bu düşünce hiçbir zaman gerçek anlamda hayat bulmadı. Gerçekçi olmak gerekirse yaşadıkları coğrafyayı birbirleriyle paylaşmak zorunda olan ve bu paylaşıma saygı duyması gereken iki toplum bir birinden bağımsız, ama birbiriyle iyi ilişkiler içerisinde bu toprakları ortaklaşa kullanmalıdır. Peki, bu düşünceden rahatsız olan yabancı güçler yok mu? Elbette var. Böyle bir durum söz konusu olmasa bu günkü şartlar oluşur muydu? Kıbrıs’ta çözüm arzusu, hem ada içinde hem de Kıbrıs’tan uzak yabancı topraklarda da söz konusu olsa idi bu sorun çoktan çözülürdü. 1974 Temmuzunda, Türkiye adaya askeri müdahalede bulundu. İlk başta yapılması gereken iki ayrı halkın, iki ayrı bölgede iki ayrı yönetimle yaşaması, 1974’ten sonra meydana geldi. Son zamanlarda, Kıbrıs’la ilgili yapılan itiraflar, geçmiş dönemlerde yaşanan olayların tesadüfler sonucu değil, bilinçli şekilde yapıldığını ortaya koyuyor. Hatta güney Kıbrıs’ta, ortalığı karıştıran bir iddia var. Bu iddia, 1974 Harekatı’nın ateşkes bölgesinin, Türkiye ve Yunan Cuntası’nın gizli bir anlaşması sonucu Gönyeli ile Ağırdağ ve Lapta ile Alsancak bölgelerini kapsayan bölgelerde sınır kabul edilmesi. Yani o dönemde Yunanistan bu günkü sınırları kabul etmiş. Rumlar bunu bir ihanet olarak görüyor. Bu ateşkes anlaşmasının bu günlere kadar geleceğini herhalde kimse tahmin edemezdi. Kıbrıs ikiye bölündükten sonra, Rumlar Kıbrıs Cumhuriyetini bu günlere taşıdı. Biz Kıbrıslı Türkler, KKTC’yi kurduk. O günü, o şartları ve oluşturulan bu yapıyı tartışmak yersiz. Sonuçta Kıbrıs’ın kuzeyinde de hayat bir şekilde devam ediyor. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlarında, her yönü ile devlet çatısı altında yaşamak gibi bir ihtiyacı var. Bu gün için, KKTC istenilen noktada değilse ve günden güne içinde çıkılmaz bir noktaya gelinmişse, bu bugüne kadar bu devletin yönetim erkini elinde bulunduranların eksikliğidir. KKTC kurulduktan sonra uluslar arası camia ve kuruluşlar pek de olumlu bir yaklaşım sergilemediler. Bu noktada kabul gören yaklaşım, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne müdahale etmiştir. Kıbrıs adası bu müdahale ile ikiye ayrılmış, güneyde yaşayan Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin meşru yönetimi ve temsilcisidir, kuzeyde kalan Türklerin ulusal alanda temsiliyetten, ticaret yapmaya, sanattan spora hiçbir hakkı yoktur. Türkiye dışında hiçbir ülkenin tanımadığı KKTC bir devlet olarak 541/1983 ve 550/1984 sayılı BM Güvenlik konseyi kararları uyarınca ki bu kararların bağlayıcılığı bu gün için hala daha tartışılmaktadır, bir devlet olarak kabul edilemez. Ama aynı zamanda Rum yönetimleri, tek taraflı idare ettikleri ve yine tek taraflı, AB üyesi oldukları bu yapıyı sürdürme hakları vardır. Ve bu durum kabul edilebilirdir. Bu noktada, AB’nin Güney Kıbrıs’ı üyeliğe kabul etmesinin, Kıbrıs’ın çevresinde bulunan zengin petrol kaynaklarını kontrol etmek ve Türkiye’nin adadaki durumunu ulusal platformda sıkıştırmaktır görüşü önemli bir yaklaşımdır. Nitekim, petrol kaynakları ile ilgili İngilizler, Amerikalılar, Ruslar hatta İsrailliler güney Kıbrıs yönetimi ile anlaşmalar ve araştırmalar yapıyorlar. Bunun yanında Türkiye de KKTC ile petrol konusunda bir takım anlaşmalar imzaladı. AB tarafından Kıbrıslı Türklere, Annan Planı döneminde verilen en önemli söz olan Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün de yıllardır hayata geçirilmemesinin sebebinin, Türkiye’nin AB üyeliğini engellemek olduğu ortaya çıktı. Almanya ve Fransa Türkiye’nin AB üyeliğine şiddetle karşı ve Türkiye’nin önünü açmak istemiyorlar. Dolayısıyla Kıbrıs sorununun çözümünü de istemiyorlar. Bunu açıklayan Avrupa Birliği haber ajansı ve ajansa demeç veren bir parlamenter. Yani Kıbrıslı Türkler ticaret yapacakmış, ambargolardan kurtulacakmış bunlar kimsen umurunda değil. Kıbrıs adası bölünmüş ise Kıbrıs Cumhuriyeti bu gün içinde adanın genelini temsil etmiyorsa bu noktada tüm Kıbrıs’ın katkısı vardır. Sonuçlarına da tüm Kıbrıslılar katlanmalıdır. Kıbrıs adası gerçekten oldukça önemli bir konumda. Türkiye için tarihi bağlar yanında stratejik anlamda da güvenlik açısından önemli. Türkiye’nin önünü tıkamak ve Türkiye’yi zor durumda bırakmak isteyen ülkeler içinse, Kıbrıs Türkiye’ye karşı kullanılabilecek en önemli koz. Bunun yanında başta Avrupa Birliği olmak üzere bazı ülkeler içinde Kıbrıs’ın çevresinde bulunan petrol kaynakları, Kıbrıs’ın önemini ve adaya olan ilgiyi daha da artırdı. Evet, Kıbrıs bir sahne ve bu sahnenin birçok aktörü ve figüranı var. Peki, Kıbrıslılar bu sahnenin neresinde? Yönetmen koltuğunda mı? Aktör mü? Figüran mı?

Bu haber 475 defa okunmuştur

:

:

:

: