Paradoksal İlişkiler ve Füze Kalkanı Projesi’nin kontrolü

Gözler 19 Kasım’da Lizbon’da yapılacak NATO devlet ve devlet başkanları zirvesine çevrilmiş durumda çünkü zirvede füze Kalkanı Projesi’nin ‘’NATO’’ şemsiyesi altına alınıp alınmayacağı belli olacak.

Gözler 19 Kasım’da Lizbon’da yapılacak NATO devlet ve devlet başkanları zirvesine çevrilmiş durumda çünkü zirvede füze Kalkanı Projesi’nin ‘’NATO’’ şemsiyesi altına alınıp alınmayacağı belli olacak. Ayrıca süreç yaklaştıkça konuşulan ve tartışılan konuların boyutları da farklı şekil almış duruma. Bu projede en önemli noktalarından birisi şudur: “Füze sisteminin kumanda sistemi kimin elinde olacağı?”. Saldırı anında düğmeye basacak olan Türkiye Genel Kurmay Başkanlığı mı olacak? NATO mu? Yoksa ABD mi? Burada Türkiye’nin fikri, füze sisteminin kontrolünün kendilerine verilmesi yönünde. Çünkü ABD ya da NATO kontrolü altında bulunacak bir sistem Türkiye’yi çıkarlarını zedeleyecek durumlara sokabilir. Komşularıyla onarılamayacak ilişkilere hatta savaşın içine çekebilir. Peki Füze Kalkanı’nın Türkiye’de kurulması ne gibi fayda getirecektir? Bu sistemin çoğunlukla finansmanı ABD olacak. Bu yüzden sistem Türkiye’yi kapsayacağından/koruyacağından(preserve/saving)Türkiye’nin böyle bir maliyet altına girmesini engelleyecek. ABD finansörlüğünde kurulacak sistem Türkiye’nin bu açığını da kapatmış olacak. En büyük eleştiri ise bu projenin komşularla sıfır problem söylemiyle paradoksal bir ilişkisi olduğu konusudur. Binaenaleyh atılacak adımlarda Türkiye-Suriye, Türkiye-İran ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde etkili olacağı şüphesizdir. Çünkü Türkiye’nin anlaşmaya sıcak bakması İRAN-SURİYE-RUSYA ilişkilerimizi yeni döneme sokacak ve iyi giden dış politika çıkışını tersine çevirmeye yetecektir. Burada şunu söyleyebilir miyiz o halde, “ABD’nin ortaya koyduğu bu proje ile bir taşla 2kuş vurma misali gerçekleşebilir mi?”. Neden olmasın. Hem İran-Türkiye ilişkileri, Suriye-Türkiye ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin baltalanması söz konusu olacaktır. BM Güvenlik Konseyi’ndeki İran aleyhindeki yaptırımlarda Türkiye’nin İran lehinde oy kullanmasıyla artan ABD-Türkiye-İsrail gerilimi bu proje ile tam tersine çevrilmek isteniyor. Fakat unutulmaması gereken Türkiye’nin vereceği karar
’hayati’ önem arz ettiğidir. Proje’nin ortaya çıkmasında etkili olan bazı senaryolar yazılıp/çizilmekte/yorumlanmaktadır. Kimi taraflara göre İsrail’in olası İran’a saldırısında, İran’dan atılacak füzelerin Türkiye’den atılacak füzeler ile durdurulabilineceği konusu ortada gezen bir senaryodur. Fakat bu projenin bu şekilde senaryo ile başlaması demek Türkiye’nin de savaşın içine çekilmesi konusunu doğurabilir. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye için dış tehdit söz konusu değildir. Türkiye’nin komşusu olup da hem NATO hem de Türkiye’ye tehdit olacak bir ülke görememekteyim’’ diyerek artan tartışmaları dindirmek için bu yönde açıklama yapma gereği duymuştur. Bu açıklamanın yerinde yapıldığının kanısındayım. Belirsizliklerin olduğu bir noktada yetkili isimlerden gelen açıklamaları olumlu bir adım olarak yorumlayabiliriz. İran ve Suriye gibi ilişkilerimizi geliştirdiğimiz ülkelerin tedirgin ve tehdit algılamalarını bir nebze de olsa gidermeye yetecek türden bir açıklama olarak görebiliriz. Her ne kadar ABD Savunma Bakanı Gates ‘’Türkiye üzerinde baskı yapmıyoruz’’ dese de baskıları hissetmemek elde değil. Dış politikada bilinen bir söz vardır. O söz ise ’’Ülkeler arasında ebedi dostluklar yoktur, onun yerine menfaatler(interests) vardır. Bu çerçevede olayları mukayese edersek: Dost gözüken ülkelerin çıkarları gereği güçlerini yarın Türkiye aleyhinde kullanabilirler. Eğer Türkiye Batı ile hareket ederse İran doğalgazının kesilmesi söz konusu olabilir. Suriye ile ortak bakanlar kurulu seviyesinde götürülen ilişkilerin seyri de değişebilir. Türkiye’nin HAYIR demesi söz konusu olursa; tekrardan eksen kayması tartışmalarının başlayacağını şimdiden duyurmakta yarar vardır. ABD ve BATI ekseni dışında hareket ediyor gibi söylemleri duyacağımız doğrudur. Güvenlik Konseyi’nde İran lehinde oy kullanmamız sonrası böyle bir adım ABD-Türkiye ilişkilerinin seyrini değiştireceği açıktır. Türkiye’nin burada oturup tartması gereken çok şey var. ‘’Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık’’ misalinde olduğu gibi bir ikilem söz konusudur. Türkiye her ne kadar projeye olumlu bir bakışa haiz olsa da, komşuları ile sorun yaşayacak adımlardan uzak durmak için farklı diplomatik manevralar düşünmektedir. Bugünkü Türkiye’nin diplomatik girişimlerini bu çerçevede yorumlayabiliriz.
Bu haber 1666 defa okunmuştur

:

:

:

: