Başyazarın istifası

Hürriyet gazetesi, Türkiye’nin en önemli gazetelerinden biridir. 1948 yılında yayın hayatına başlayan gazete, gerçek anlamda bir tarih.
Hürriyet gazetesi, Türkiye’nin en önemli gazetelerinden biridir. 1948 yılında yayın hayatına başlayan gazete, gerçek anlamda bir tarih. Gazete, sahibi olan Doğan gurubun yüksek vergi borçları nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Oktay Ekşi, Hürriyet gazetesinin ve Türkiye’nin en önemli gazetecilerinden. 1966 yılından bu yana Hürriyet gazetesinin içinde olan, 1974 yılından bu yana gazetenin başyazarlığını yapan, Sayın Ekşi AKP hükümetinin aleyhine yazdığı bir yazıdan dolayı önce özür diledi ve bu özür sonrasında da istifa etti. Yada istifa ettirildi. Üstelik böyle bir olay, Hürriyet gazetesinde ilk defa yaşanıyor. Hürriyet yazarlarından biri ilk defa yazdığı bir yazı sebebiyle özür diliyor. Sayın Oktay Ekşi’yi Kıbrıslı Türklerde yakından tanıyor. Kıbrıslılarla ilgili olarak birçok kez olumsuz yazılar yazan, Oktay Ekşi Kıbrıs’ın kuzeyinden kendisine uzanan sitemlere, serzenişlere hep duyarsız kaldı. Kendisine bu ülke gerçeklerini bilmeden yazdığı yazıların yanlışlığını, düşüncelerinin haksız olduğunu birçok insan, gazeteci, yazar, anlatmaya çalıştı. Ama olmadı. Sayın Ekşi ilgi göstermeye bile gerek duymadı. Hatta KKTC’ye yapılan maddi yardımların, Türkiye’nin herhangi bir iline yapılması halinde söz konusu ilin ihya olacağından bahsetti. Türkiye’nin sömürüsü tarafından sömürülen tek ülke olduğunu iddia eden, Sayın Ekşi’nin bu ülkeye kaç defa geldiğini, nerelerde konakladığını, kaç Kıbrıslıyla konuştuğunu bilemiyorum ama bildiklerinin doğru olmadığından eminim. Türkiye Cumhuriyeti’nin 87. kuruluş yılı sebebiyle, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün verdiği Cumhuriyet resepsiyonuna, Türkiye başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın sert tavrı ve şu sözleri damga vurdu “Oktay Ekşi’nin bu günkü yazısını okudunuz mu? Eğer gazetecilik buysa, ben bu zihniyetle mücadele etmem, savaşırım. Gereğini yapacağız zaten, göreceksiniz. Benim ve bakan arkadaşlarımızın yazıda isimlerimizi kullanarak. Bunlar affedersiniz anasını bile satan zihniyettir ifadesini kullandı”. Evet, Sayın Erdoğan Hürriyet gazetesinin başyazarı için böyle söylüyordu. Söz konusu yazının konusu Türkiye de kurulacak olan bir Hidroelektrik santralın çevreye zarar vereceği ve ilgili bakanın bu projeye onay vermekle çevre düşmanı olduğu iddiası idi. Sayın ekşi bununla da kalmayıp, Anadolu’daki 2000’den fazla akarsuyun uğrayacağı zarar hesaba katılmadan, baraj yapımı için bazı şirketlere 49 yıllığına peşkeş çekileceğini yazarak olay olan şu cümleyi yazısında kullanıyor “ Bu zihniyet analarını da satar”. İşte bu son cümle oldukça tepki gördü. Ve Oktay Ekşi’nin hem özür dilemesine hem de istifa etmesine sebep oldu.



Özelleştirme girişimlerinin tartışıldığı, ekonomik önlemler adı altında birçok değişikliğin yapıldığı ülkemizde, özellikle basın tarafından bu denli ileri giden ve seviyesizleştirilen bir ortamın olmaması, olayların gelişim şeklini tasvip etmesem de bana göre bir olgunluk belirtisidir. Türkiye de yaşanan bu olayın elbette farklı yönleri var. Bunlara kısaca ele alacak olursak; İlk önce basının bir sınırı var mı? Yada olmalı mı? Siyasi erk basına karşı sahip olduğu yasal gücü bir baskı unsuru olarak kullanabilir mi? Herkesin her konuda hem fikir olması beklenemez. Farklı fikirlerin tartışılması anlamında bir özgürlük, elbette daha iyi, daha verimli fikirlerin ortaya çıkmasını sağlar. Bu tartışma olgunluğu, en başta basına bir takım özgürlükler verir. Ama bu elbette kişisel hak ve hürriyetlere sınırsızca bir saldırı anlamına gelmez, gelmemeli. Ayni gerçek sadece basınla ilgili değildir. Devlet erkine, seçilmiş olma özelliğine, iktidar olma gücüne o gün için sahip olmak da asla sınırsız bir ayrıcalık anlamına gelmez.
Bu haber 535 defa okunmuştur

:

:

:

: