Eğitimde büyük değişiklikler

Eğitim konusu, elbette önemli. Bu konuda birçok yazı yazdım. Konuyla ilgili yazı yazan ve görüş belirtip, yorum yapan sadece ben değilim tabi ki.
Eğitim konusu, elbette önemli. Bu konuda birçok yazı yazdım. Konuyla ilgili yazı yazan ve görüş belirtip, yorum yapan sadece ben değilim tabi ki. Bu güne kadar, birçok insan eğitim ve eğitimdeki sorunlarımızla ilgili birçok öneri ve yorumda bulundu. Bu gün için bu konuya baktığımız zaman durumun pek de iç açıcı olmadığı aşikar. Yeni eğitim dönemi başlarken, aslında birçok sorununda başlangıcı oldu. Ülkedeki sıkıntılara ve siyasi gelişmelere bağlı olarak, eğitim konusu da bu etkilerden olumsuz anlamda etkilenmiş olup, konu daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Şu an için hükümeti ve icraatlarını eleştirmek ve geri adımı sağlamak adına yapılan eylemlere tüm kesimler sahip çıkıyor. Tüm toplumu ilgilendiren bu gelişmelerle ilgili olması gerekende budur. Ama eğitim konusunda bana göre farklı bir durum söz konusu olmalıdır. Eğitim hakkı en önemli haklardan biridir. Eğitimde en önemli kurum ilk başta devlettir. Devlet vatandaşlarının eğitim ve öğretimi için, eşit, tarafsız ve adil bir ortam sağlamakla görevlidir. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak, devlet eğitimi planlamak ve maddi karşılığı olmadan vatandaşlarına sunmakla mükelleftir. Devlet bu düzenlemeleri yaparken aslında hem kendisinin, hem de toplumun geleceğini sağlama almaktadır. Bu bağlamda eğitim hakkı bütün insanlar için, her yönden eşit bir noktada sağlanmalıdır. Bu gün için ülkemizde eğitim çoğunlukla özele kaymıştır. Rekabet mutlaka kaliteyi perçinler, fakat tekelleşmenin de tehlikeli bir durum olduğu unutulmamalıdır. Ülkemiz zor günler yaşıyor. Her alanda, birçok sıkıntı var. Özellikle hükümetin uygulamaya çalıştığı ekonomik düzenlemeler, tüm kesimlerce tepkiyle karşılandı. Nitekim, yaşanan olayları, eylemleri, grevleri anlatmaya gerek yok. Ortada bazı yanlışların olduğu da bir gerçek. Bu amaçla toplumsal bir direniş, organize edilmeye çalışılıyor. En önemli görev sendikaların. Sendikalar en başta üyelerinin haklarını korumakla görevli. Ve sendikal birliktelikler, çalışanların beraber hareket etmesi, ortak çıkar sağlama çabaları elbette karşı durulması zor bir gücün, doğmasını da sağlıyor. Ama en başta söylediğim gibi eğitim konusu farklı. En azından ben böyle düşünüyorum. Çocuklarımızın, derste, sınıfta olması gerekirken yollarda, sokaklarda dolaşması, eğitimlerinin kaos ortamında sürmesi beni rahatsız ediyor. Yapılan mutlaka bir hak arama mücadelesidir. Ama hak aranırken en temel hak olan eğitim hakkının da engellenmesi ne kadar doğru, bu da tartışılması gereken bir konu. Okullarda elbette, öğretmenden, hademeye, masadan sandalyeye kadar her şey eksiksiz olmalı. Bu konuda asla taviz verilemez. Ama farklı konularda, sendikal açıklama ve eleştiriler yapılırsa, o zaman temsil edilen kurum ve kesim amacından sapmış ve bir siyasi parti hüviyetine bürünmüş olur. Bu noktada okullarda hala daha ciddi anlamda eksikler olmasını, bazı çalışanların ihtiyaç yok diye işlerine son verilip yenilerinin hatta daha fazlasının istihdam edilmesini kabullenmek de mümkün değildir. Nitekim hafta sonu Ziyamet İlkokulu’nda yaşanan eski çalışanlarla yeni çalışanlar arasındaki olaylar yapılan yanlışın, insanların yaşadığı bölünmüşlüğün çok açık bir göstergesidir. Gün gelip, iktidar değişikliği yaşanırsa bu gün işten durdurulanların yerine işe alınların başına ayni olayların gelmeyeceğini kim garanti edebilir. Böylesi bir durumda önüne geçilemez sorunlar ortaya çıkacaktır. Daha önceki bir yazımda, Avrupa birliği ülkeleri arasında eğitime en fazla yatırımı yapan ülkenin güney Kıbrıs olduğunu yazmıştım. Biz her konuda Türkiye ve Güney Kıbrıs’ı örnek almalıyız. Bu örnek elbette iyi yönde olmalı. Sorunlarımızı çözmek ve karşılaştırma yapmak anlamında, bu iki örnekle kendimizi kıyaslamalıyız. İyi olan ve fayda yaratacak yönleri bulmalı ve kullanmalıyız. Eğitimde tam anlamıyla oturmuş bir sistem yaratmamız bu saatten sonra kaçınılmazdır. Türkiye de yapılan 18. Eğitim şurasında önemli kararlar alındı. Bu kararlar tavsiye niteliğinde ama oldukça tartışılacak. Kararlar arsında ön plana çıkanlar en başta, zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan, 13 yıla çıkarılması, öğrencilerin sabah okuduğu “Andımız” ve “İstiklal marşının” zorunlu olmaması. Kesintisiz eğitimin 13 yıla çıkarılması ile daha önceleri kapatılan, imam hatip liselerinin, ortaokul kısımları yeniden açılacak. İlk ve ortaöğretimde din dersinin daha etkin olarak okutulması önerisi kabul edilirken, ilköğretimde 4. sınıfta verilmeye başlanan din eğitiminin, birinci sınıfa kadar indirilmesi de gündemde. Din dersleri ile ilgili önemli bir gelişmede seçmeli ders olarak kabul edilmesinin önerilmesi. Bu önerilerin böylesi bir organizasyonda kabul edilmesi eğitim konusunda oldukça önem arz etmektedir. Ülkemizde her şeyin, Türkiye’deki gelişmelerden etkilendiğini düşünürsek, kesintisiz eğitim süresinin artması, din dersleri ve istiklal marşının zorunlu olmaktan çıkarılması konularının, Türkiye de hayat bulması durumunda, eğitim sistemimize yansımasının olup olmayacağı ve bunun sonuçlarının neler götürüp neler getireceği belli bir süre sonra, yeni tartışmaları gündeme getirecektir.
Bu haber 476 defa okunmuştur

:

:

:

: