Kıbrıs bölünmedi mi?

İngilizlerin uluslar arası gazetesi, Financial Times’e göre 18 Kasım da, Kıbrıslı iki lider Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofyas’ın, New York da BM Genel sekreteri Ban Ki Moon’la bir araya gelip, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma adına görüşmelerde bulunması, soruna çözüm bulunması için son şans.
İngilizlerin uluslar arası gazetesi, Financial Times’e göre 18 Kasım da, Kıbrıslı
iki lider Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofyas’ın, New York da BM Genel sekreteri Ban Ki
Moon’la bir araya gelip, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma adına görüşmelerde
bulunması, soruna çözüm bulunması için son şans. Hatta gazeteye açıklamalar yapan
bir diplomat şunları söylemiş “ Burada sonsuza dek kalıp, anlamsız görüşmeler
yapmayı sürdürmeyeceğiz”. Anlaşışan bu sorunun çözülmemesinden dolayı sadece
Kıbrıslar değil, yabancılarda bıkmış. Uluslar arası güçlerin, Kıbrıs konusunda
gerçek anlamda adil, istekli ve motive edici olmadığı bir gerçek. Bu sorunun
çözülmesi için her iki tarafta, kendi durumlarını göze alıp müzakerelerde kendi
lehlerine sonuçlar çıkarmaya öncelik vermesi, özellikle Rum tarafının Kıbrıs
konusunu AB’nin içine çekmeye ve Türkiye’nin AB yolunu Kıbrıs’la tıkamaya çalışması
adadaki çözüm çabalarına gölge düşürüyor. Kıbrıs sorunun çözülmesi ve Türkiye’nin
olası bir AB üyeliğini en son i
steyen AB üyesi ülkeler Yunanistan ve güney Kıbrıs yönetimidir herhalde.

Peki, diyelim ki müzakereler sonuçsuz kaldı. BM de bu işi rafa kaldırdı. O zaman
Kıbrıs’taki tablo nasıl olur. Rumlar ne kazanır, ne kaybeder. Türkiye’nin tavrı
nasıl gelişir. İngiltere’nin adadaki durumu hangi statüde devam eder. Bu noktada,
Kıbrıslı Türkleri neler bekliyor olabilir. Bir defa bizim için hiç de iyi olmaz.
Rumlar, daha fazla, daha fazla anlayışıyla, Türkiye’yi adadan çıkarma
düşüncelerinden tamamen vazgeçecekler. Böylesi bir olasılığı göze alabilirler mi?.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan siyasal ve ekonomik gelişmeler, özelleştirme adına
devlete ait kurumların elden çıkarılması ve Türkiye’den özel şirketlere verilmesi
ile Türkiye hem KKTC’ye ait ekonomik değerleri kendi yönetimine almak, hem de olası
bir anlaşma veya tersi durumda adadaki kalıcılığını sağlamlaştırmayı düşünüyor
olabilir mi? Yada çözümden uzaklaşıldığını gören Ankara yönetimi, adanın kuzeyinde
her şeyiyle hakim olma adına politikalar mı geliştiriyor. Hatırlanacağı gibi
geçtiğimiz hafta Ankara’da ya
pılan üst düzey görüşmeler de tazminat ve mülkiyet konularında önemli gelişmelerin
ilk adımları atıldı. Bu görüşmelerde ortaya çıkan bir başka önemli konu ise Rum
mallarının süratle Türkleştirilmesi ve bu amaçla Mal Tazmin komisyonunun daha hızlı
bir şekilde kararlar üretmesi. Rum yönetiminin bunu önlemek için toplumuna
defalarca, Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan ve AİHM de işaret ettiği, Mal Tazmin
Komisyonuna kesinlikle başvurmama çağrısı yapmasının amacı bu idi.

Aslında Kıbrıs adası çoktan bölünmüştür. Bu bölünmüşlük tam anlamıyla yani resmi
olarak değildir belki, ama bölünmüşlük en başta akıllarda gerçekleşmiştir. Bu
bölünmüşlüğe bir örnek de Larnaka da yaşandı. Geçtiğimiz günlerde tüyler ürperten
milliyetçi saldırı, tabi ki tüm Rum halkına mal edilemez, ama gençliğini bu
duygularla yetiştiren, bu saldırıların hesabını sormayan bir anlayış bu düşüncelere
katılıyor demektir. 1974 öncesinde iki toplum arasında yaşanan ve sırlarla dolu olan
olayların gün yüzüne çıkan kısımlarından anladığımız çok küçük ve münferit olarak
sayılabilecek olayların arkasında başka niyetlerin ciddi tehlikelerin olduğudur. Bu
düşüncelerdir ki, Kıbrıs’ı bölmüştür. Akıllarda ki bu bölünmüşlük silinmedikçe,
atılan her adım ortaya konan her irade sonuçsuz kalır.



Bu haber 572 defa okunmuştur

:

:

:

: