Balayı bitti, Anarşi başladı

Muhafazakar – Liberal Demokrat Parti koalisyonu Mayıs ayında, “balım, gülüm” sözleriyle kurulan ve aradan geçen 6 ay süresi sonunda üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başlayan balayı dönemi bitti… .
Muhafazakar – Liberal Demokrat Parti koalisyonu Mayıs ayında, “balım, gülüm” sözleriyle kurulan ve aradan geçen 6 ay süresi sonunda üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başlayan balayı dönemi bitti… . Evet her güzel şeyin sonu olduğu gibi, bu balayı da noktalandı. Londra sokaklarında Salı günü masumca başlayan üniversiteli gençlerin, hükümetin öğrenci harçlarını üç misline çıkartma isteklerini protestosu, ortalığı adeta savaş alanına çevirdi. Evet 50 bine yakın öğrenci, Londra sokaklarında esti, gürledi, Muhafazakar Parti merkezini işgal etti, çatısına çıktı, dev camları tuzla buz etti.. Olaylarda 32 kişiyi tutuklayan polis, bu işte tam anlamıyla gafil avlandı. Zaten bunu Metropolitan Polis Genel Müdürü Sir Paul Stephenson da itiraf etti:“Çok utandım. Böylesine boş bulunmamalıydık” sözleriyle, on binlerce gence karşılık, ilk başta 125 polisin görev yapmasını eleştirdi ve daha iyi hazırlanmaları gerektiğine vurgu yaptı. Olan oldu. Öğrenci protestosunu düzenleyen gençler de olayın asıl amacından saptırıldığını, maksadını fersah fersah aştığını söylediler. İktidara gelir gelmez 90 milyar sterlinlik kamu harcamalarını kısma önlemleriyle işe başlayan David Cameron- Nick Clegg koalisyon hükümeti, üniversitede şu anda yıllık 3290 sterlin olan harçları, 2 yıl içinde 9 bin sterline kadar yükseltmeyi planlıyor. Şu anda bile üniversiteyi 10 bin sterline yakın borçla bitiren gençlerin, bunun iki misli artmasına isyan etmesi haksız değil. Yıllarca sembolik harçlarla okuyan, ancak masrafların artmasıyla harçların da yükseldiği ülkede, büyük üniversitelerin gelirlerinin önemli ölçüde geliri yabancı öğrencilerden. Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarının, İngiliz öğrenciler gibi aynı harç ücretiyle okuduğu yüksek okullarda, AB dışındaki ülkelerinin çocuklarının okuması el değil, her yerinizi yakacak cinsten.
Dünyanın en sayılı üniversitelerinden London School of Economics’in yüzde 60’dan fazla öğrencisi yabancı uyruklu. Diğer isimleri ünlü, aklınıza gelebilecek üniversiteler de onlardan aşağı kalmıyor. Yıllık 15 ile 20 bin sterlini bulan yabancı öğrencilerin yıllık üniversite eğitim ücretine, yatacak, yiyecek, yol, diğer masraflar dahil değil. Yabancı öğrencileri bir kenara bıraktık. Gelelim kendi öğrencilerine.. Evet 1968’lerde ilk Fransa’da başlayan siyasi görüş ayrılıklarıyla çıkan üniversite olayları, bu kez İngiltere’de üniversiteli gençlerin ücret artışını protestosuyla Manş Denizi’nin bu yakasında.. Olaylarda 30’dan fazla öğrenci tutuklandı, en az 10 kişi yaralandı. Yüz binlerce sterlinlik zarar-ziyan meydana geldi. Öğrenci gruplarından “ Anarşist Federasyonu” bir hafta önce sosyal paylaşım sitelerinde duyurduğu açıklamayla, “1968’deki kibar, nazik politikayı bırakıp, onlara nasıl protesto edileceğini, savaşılacağını gösterelim” çağrısı yaptı. Önce masum başlayan gösteri, bu duyuruya kapılıp gelen, az sayıdaki kişiyle bir anda şiddete dönüştü. Üniversiteli gençler, isteklerinde, protestolarında haksız değil.. Şu anda bile zorlukla ödenen 3 bin küsurluk harçlar, 2012’ye kadar yükselecekse, 20-21 yaşında okulu bitiren gençler 30 bin sterlinlik borcun altından nasıl kalkacaklar? Hayata borçlu başlayan gençlerin, ileriye dönük hayalleri, planları ne kadar gerçekleşebilir? Gerçekten okumak isteyen gençlerin çoğu, bu ağır yükün altından kalkamadığı için ya üniversiteye gidemiyor ya da başlayıp, yarım bırakıp, okuldan ayrılıyor. Eskidenmiş, 16 yaşında orta öğrenimini bitiren gençlerin anne-baba evinden ayrı eve çıkıp, yaşamaları, ev almaları, kendi hayatlarını gencecik yaşta kurmaları… Şimdi üniversite mezunu iş, bark sahibi koca koca adamlar, kadınlar 40’lı yaşlarında, hala anne-babalarının yanında oturuyor. Onlarla yaşıyor. Maddi olanaksızlıklardan kendine bir odalı daire bile alıp, oturamıyor, evlenip, çoluk, çocuğa karışamıyor. Evet.. Salı günkü masum başlayıp, şiddete dönen olayların ileride yeniden yaşanıp, yaşanmamasının hiçbir garantisi yok. Sokağa sıçrayan gösterilen iyi belirtiler değil. Üniversitede çocuğu olmayanlar yaşadı. Olanlar ise kara kara düşünüyor. Koalisyon gençlerin baskısına göz yumacak mı, yoksa bildiğini okuyacak mı? Önümüzdeki aylarda göreceğiz…


Bu haber 688 defa okunmuştur

:

:

:

: