27 yıldır sorgulanan cumhuriyet

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 15 Kasım 1983 tarihinde ilan edilirken, bağımsızlık bildirgesini, Sayın Rauf Denktaş okumuştu. Sayın Denktaş’ın şu sözleri tüyleri ürpertmişti “ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu dünya ve tarih önünde ilan ediyorum”.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 15 Kasım 1983 tarihinde ilan edilirken, bağımsızlık bildirgesini, Sayın Rauf Denktaş okumuştu. Sayın Denktaş’ın şu sözleri tüyleri ürpertmişti “ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu dünya ve tarih önünde ilan ediyorum”. İlk başta, KKTC’yi Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş ve Pakistan da tanımış daha sonraları uluslar arası baskılar nedeniyle bu kararlarını geri çekmişlerdi. Bu gün KKTC’nin kuruluşunun 27. yılı ve 27 yıl önce bu gün, KKTC’nin kuruluş bildirgesini okuyan ve adeta dünyaya meydan okuyan kurucu Cumhurbaşkanı, Sayın Rauf Denktaş ülke şartlarını anlatabilmek için maaşından yapılan kesintiden dolayı “Geçinemiyorum” diyor. Yine, Sayın kurucu Cumhurbaşkanı “Derdimizi Türkiye’ye bile anlatamadık” cümlesini içinde bulunduğumuz bu günlerde seslendiriyor. Bu günün önemine dönecek olursak, Kıbrıs’ın kuzeyinde kurumsallaşmış bir yapı vardır. Ama özellikle son yıllarda yaşanan olaylar bu yapıyı sorgulatmaktadır. KKTC bir devletse, neden kendi para birimi yoktur. KKTC bir devletse, devlet yönetimi ile ilgili kararlar neden başka birimlerde alınıyor. Yeryüzünde nüfusunu belirleyemeyen bir devlet daha var mıdır?. Kurumlarını yönetemeyen, Cumhurbaşkanının adını bilmeyen bir gençlik yetiştiren, kurumlarıyla ilgili irade gösteremeyen, kendi eliyle insanlarını işsiz bırakan, aylardır maaş ödemeyen, piyasadaki işgücünü denetleyemeyen, sınırlarını kontrol edemeyen, kuruluş kutlamalarına muhalefet partilerinin, sivil toplum örgütlerinin katılmadığı bir devlet daha var mı dır? Devlet halkıyla var olur. Halkı kökenine göre, halkı çalıştığı sektöre göre, halkı desteklediği siyasi renge göre, bu denli ayrılan bir devlet daha var mıdır? Tüm bunları seslendirirken devleti küçümsemek düşüncesinde değilim, aksine tek gayem tam anlamıyla cumhuriyet olgusunu yaşayabilmek. Atalarımın çektiği sıkıntıları bu günkü itibarı ile bende çekiyorum, hiç olmazsa çocuklarım benden daha rahat yaşasın. Bu düşünceyi taşımayan tek bir Kıbrıslı Türk olabileceğini zannetmiyorum. İnancım o dur ki tarihsel süreç içerisinde, Kıbrıslı Türkler, özgür ve bağımsız bir, Cumhuriyet olgusunu yaşamak için mücadele eden toplumların başında gelir. Ve bu halk, güneyde Rum toplumu ile kuzeyde ki Türkiye arasında sıkışıp kaldı. Rum çözüme yanaşmaz, ticaret bile yapmaz. Türkiye tanıdığı KKTC’nin portakalını, rakısını almaz, spor kulüpleri adanın kuzeyinde hazırlık maçı bile yapamazken, güney Kıbrıs Rum yönetimi dedikleri Kıbrıs’ın güneyiyle uluslar arası organizasyonlarda karşılaşabiliyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ne acıdır ki kendi toplumu tarafından sorgulanıyor. Günden güne kuruluşunun bir hata olduğu seslendiriliyor. Sanırım bu da dünya üzerinde bir ilktir. 15 Kasım1983 tarihinde ben sekiz yaşında idim. Çocukluğumun her 15 Kasımı, Cumhuriyet şiirleri okuyarak ve dinleyerek geçti. Bu gün Cumhuriyetin 27. yılı ve böyle bir yazı yazıyorum. Beş yaşında iki oğlum var. Son bir haftadır, Cumhuriyet şiirleri ezberliyorlar. Tek dileğim, benim yaşıma ulaştıkları zaman bu tür bir yazıyı ne yazmaları nede okumaları. Yazıma son verirken bu köşenin yazarı olarak, herkese ailesi ve sevdikleri ile mutlu, huzurlu bir bayram diliyorum.
Bu haber 439 defa okunmuştur

:

:

:

: