Köşe yazılarında Kıbrıs

Hepimizin mücadelesi daha iyi bir yaşama ulaşmak içindir mutlaka. Nedir daha iyi bir yaşam, kendimizin ailemizin ve tabi çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durması, kendi ekmek parasını kimsenin icazetine gerek duymadan kazanması.
Hepimizin mücadelesi daha iyi bir yaşama ulaşmak içindir mutlaka. Nedir daha iyi bir yaşam, kendimizin ailemizin ve tabi çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durması, kendi ekmek parasını kimsenin icazetine gerek duymadan kazanması. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlar için bu yaklaşım son zamanlarda, daha çok önem kazanmış durumda. Ciddi anlamda bir gelecek kaygısı var. Kıbrıs sorununun geldiği nokta itibarı ile önemli bir düşünce de kendini göstermeye başladı. Kıbrıs sorunu artık bir şekilde bitmeli. Bu nokta da gidişat taksim mi? Peki bu durumda yani, bölünme halinde iki ayrı toplum iki ayrı yönetim uluslar arası alanda kabul görürü mü? Elbette bu olasılık zor. Kıbrıs sorununun çözüm süreci sıkıntılı bir şeklide ilerlerken, ara bölge görüşmeleri, heyetler görüşmesi, liderlerin evlerinde yemekler, 18 Kasım da yapılan üçlü New York görüşmesi ve Ocak 2011’e verilen Cenevre randevusu. Bu gelişmelerin ışığında iki ayrı olay adanın iki ayrı bölgesinde gittikçe belirginleşmeye başladı.
Kıbrıs’ın kuzeyinde bu güne kadar hiç olmayan bir Türkiye tepkisi var. Türkiye tepkisi derken, herkes şunu bilmeli ki, hiçbir Kıbrıslı Türk Türkiye karşıtı değil. Fakat, Türkiye hükümetine mensup bazı siyasilerden, oldukça rahatsızlık duyulduğu da bir gerçek. Türkiye hükümetinin bazı mensupları ve bazı gazeteciler adanın kuzeyindeki yaşam şartlarını, siyasi yapıyı ve siyasileri ağır bir dille eleştirirken buna tepki gösterilmesini de kabullenemiyorlar. Bu nokta KKTC’deki bazı kesimlere de adada yaşayan, Kıbrıslı Türkler arasında bölünmeyi gerçekleştirmek ve bundan çıkar sağlamak için eşsiz bir fırsat veriyor. Kimi kesimler, KKTC’nin güneyden gelen vatandaşlarının, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü iddia ederken, kimi kesimlerde KKTC’ye Türkiye den insanların her yönden haksızlığa uğradığını, dışlandığını hatta ezildiğini iddia ediyor. Yani bu memlekette herkes haksızlığa uğradığından
şikayetçi. Türkiye basınında zaman zaman köşe yazarlarının, KKTC ve vatandaşları ile ilgili olumsuz yazılar yazdığını biliyoruz. Bu yazılarda eleştirilen ayırım yapılmaksızın, KKTC vatandaşlarının tümüdür. Bunlara karşılık olarak bende dahil olmak üzere bir çok köşe yazarı köşelerimizde yazılar yazdık. Allah aşkına bir hafta öncesini bir anımsayın. 15 Kasım KKTC’nin 27 kuruluş yıldönümü, ardından Kurban Bayramı köşe yazılarının önemli bir kısmını Sayın Cemil Çiçek, ona yapılan protesto ve bu konu ile ilgili yazılan yazılar kapladı. İleriki günlerde bunların arkasının kesileceğini düşünmeyin. Tekrardan altını çizmekte fayda görüyorum. Hiçbir Kıbrıslı Türk Türkiye karşıtlığını aklının ucundan bile geçirmez. Yaşım
itibarı ile bizzat şahit olamadığım, fakat dönemi yaşayanlar ve teknoloji aracılığı ile tanık olduğum ve adeta tüylerimi diken diken eden kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ın şu sözlerinin hiç akıllardan gitmemesi gerekirdi “ Ordumuz ayakbastı. İsteğim ordunun zaferi için dua edilmesidir.” Ve Türkiye, Kıbrıs’ta elde ettiği askeri başarıyı siyasi, başarıya dönüştürmeliydi. Adanın kuzeyinde güçlü bir siyasi irade, güçlü bir ekonomik yapı, erozyona uğramamış bir kültür ve elbette sağlam bir toplumsal birliktelik sağlanmalıydı. Kıbrıs’ın kuzeyi ile Türkiye arasında bunlar yaşanırken, başka başka coğrafyalarda başka başka düşünceler, yorumlar da yapılıyor elbette. Kıbrıs gerçek anlamda karmaşık bir konu. “Köşe yazılarında Kıbrıs” başlığına sadık kalarak bir de yabancı basında neler yazılıyor, yakın döneme ait, hangi görüşler hangi yazarlarca kaleme alınmış kısaca bakacak olursak; İlk başta geçtiğimiz günlerde, Kıbrıs’ın resmi olarak bölünmesini yazan James Blitz’in makalesi oldukça ses getirdi. Hindistan da yayınlanan “Hindu” gazetesi yazarı Raja Mohan “Kıbrıs konusunu yeniden düşünmek” başlıklı yazısında, Kıbrıs’la ilgili son olaylara bakarak Hindistan’ın adayla ilgili pozisyonunu yeniden gözden geçirmesi gerektiğini yazdı. Pakistan da yayın yapan “Daily Jihad” gazetesi sahibi Şerif Faruk, KKTC ile ilgili olan yazısında, “KKTC, demokratik sistemi, meclisi, hükümeti ve bağımsız yargısıyla değiştirilmeyecek bir gerçektir ve her geçen gün dünyada daha geniş şekilde kabul görmeye başlamıştır.” ifadelerini kullandı. İtalyan haber ajansı Turchia Oggi, La Stampa gazetesinde Antonella Amatane’nin kaleme aldığı bir yazıya destek vererek şu yorumu yaptı “ Bu yazıyı okumaya değer, Kuzey Kıbrıs’ı mahrumiyet bölgesi yapmak ve imajını kötülemek için yıllarca uğraş verenlere duyurulur. AB tarafından tanınmasa da orada bir Cumhuriyet var.” Evet, Kıbrıs’la ve özelliklede KKTC ile ilgili olarak bir takım görüşleri sizlere aktarmak istedim. Bunların tabi ki daha fazlası var. Kıbrıs adasında bir çözüme ulaşmak için iki tarafında eşit statüde olması gerek. Taraflardan biri daha güçlü biri daha zayıf olursa güçlü olan bu avantajını elbette kullanmak isteyecektir. Sorunun çözümü için uluslar arası baskı şart. Bu gerçeği üçüncü ülkelerinde görmesi sorunun çözümüne en önemli katkıyı koyacaktır.

Bu haber 474 defa okunmuştur

:

:

:

: