NATO’nun yeni stratejik konsepti ve Türkiye

Geçtiğimiz günlerde NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesinde ‘’Yeni Stratejik Konsept’’ onaylandı.

Geçtiğimiz günlerde NATO devlet ve hükümet başkanları zirvesinde ‘’Yeni
Stratejik Konsept’’ onaylandı. Tabi ki bu zirvenin NATO’nun geleceği açısından
önem arz ettiğini söylemekte yarar vardır. Bu zirve sonunda çıkan belgede;
NATO’nun gelecek 10-15 yılı için büyük önem gösteren maddelere karar
verilmiştir. Bu belge ile AB-NATO Stratejik ilişkilerin ilerletilmesi amaçlanırken Rusya’ya da çağrıda bulunuldu. Belgede, NATO’nun Nükleer Caydırıcılık politikasının
sürdürüldüğünün altıda çizildi. Bu konuyla ilgili olarak Nükleer silahlar var oldukça, nükleer caydırıcılıkta temel politika olacağı söylendi. Ayrıca belgede Siber Saldırıları için yeni yeteneklerin geliştirilmesi gerektiği söylendi. Türkiye açısından önemine geçmeden evvel ABD Başkanı Obama’nın zirveyi ‘’tarihi bir zafer’’ olarak adletmesi de önemli noktalar arasındadır. Çünkü Obama’nın söylediği bu ilk ABD ve AB ‘de tüm NATO’yu kapsayacak güce sahip füze savunma yeteneğini geliştirilmesi konusundaki anlaşmadır. ABD’nin bu zirveden olumlu yönde beklentileri de doğmuştur. Hem ABD’nin NATO ile ilgili üzerindeki tüm yükleri eşit şekilde dağıtılmış olmasını sağlamış oldu ve aynı zamanda gelecek yıllarda %35 i bulan yani 5000 personelin NATO’nun reformu çerçevesinde durdurulacağı kararı alındı; yani ilerde bu personellerin işten çıkarılacağı söz konusu oldu. Bu da NATO’da hem maliyeti azaltacak hem de NATO’nun kabiliyetini arttırmış olacaktır. Zirvede dikkat çeken konuların başında, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin hedef tahtasına İran’ı oturtmaya çalışması ve bu konuda başarısız olmasını görüyoruz. Tabi ki bu Fransa açısından prestij kaybı olarak da yorumlanabilir. Burada Türkiye’nin girişimlerini göz ardı etmek de bir o kadar yanlış olacaktır. Ayrıca zirvede Afganistan’da ele alınıp, Afganistan ile ilgili kalıcı istikrar için uzlaşma ve yeniden entegrasyon sürecinin önemli olduğu vurgulanmıştır. İstikrarın sadece askeri kuvvetle elde edilmesinin mümkün olmadığı geç de olsa bu zirvede anlaşılmıştır. Taliban ve Afgan hükümeti(Başkan h.Karzai) arasında uzlaşma çabalarına destek verildiği deklare edildi. Bosna Hersek’in Türkiye’nin desteği ve diplomatik manevraları sayesinde üyeliğine sıcak bakıldı, belgede yer aldı. Zirvede Terör konusu da söz konusu oldu. Bununla ilgili belgeye kararlar girdi. Terörün hiçbir çeşidi meşru görülmeyip bunlara karşı mücadele edileceğinin sinyali tekrardan verildi. Türkiye açısından Lizbon Zirvesi’nin önemine değinmekte yarar var. Şu an medyada dönen karmaşık, taraflı haberlerin ve bilgi kirliliğinin önüne geçmesi açısından açıklama yapmak gerekmektedir. Türkiye açısından bu zirvenin en önemli sonuçlarından birisi Türkiye’nin istekleri göz ardı edilmemiş, Türkiye’nin istekleri belgede yer almıştır. Sadece Komuta ve Kontrol görüşmesi Mart ayında ve eylem planında Haziran’da görüşüleceğine karar verilmiştir. Türkiye açısından ikinci önemli gelişmeye bakarsak; belgede AB üyesi olmayan Avrupalı NATO müttefiklerinin
(Türkiye-Norveç-İzlanda) AB misyonlarına önemli katkıda bulunduğu vurgulanmıştır. Böylece Türkiye’nin uzun zamandır diplomatik olarak girişimleri sonucunda AB Güvenlik ve Savunma politikasına dahil olması arzusu burada da belgede yer almıştır. Ayrıca Türkiye’nin uzun zamandır gündeminde bulunan ve 1 ay evvel kaleme aldığım yazımda İran ve Suriye gibi komşuları eğer hedef olurlarsa Türkiye’nin ilişkilerinin bu komşularıyla çıkmaza gireceğini söylemiştik. Türkiye diplomatları ve devlet büyükleri bunu göz ardı edememiş ve tehdit gösterilmesi söz konusu olan komşularını bu belgede yer almasına izin vermeyerek büyük başarıya imza atmıştır. Fransa’nın İran’ı belgede tehdit olarak yer almasını istemesine rağmen Türkiye’nin yoğun girişimleri ve önemli çıkarları dolayısı ile bunun önüne geçilerek komşularını tehdit tahtasına oturtmamış, komşuları ile ilişkilerinde güven tazelemiştir. Zirveden çıkan bu karar NATO’nun geleceği için önem teşkil etmiştir. Dış basında Türkiye’nin Doğu ve Batı arasında ki dengeleyici rollerinden dolayı da baş aktör kürsüsüne layık görülmüştür. Türkiye’nin NATO’nun yapısına kattıkları ve bölge coğrafyasındaki rolleri göz ardı da edilmemesi sevindiricidir. Türkiye’nin dışında Almanya Başbakanı Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, İngiltere Başbakanı Cameron ve NATO Genel Sekreteri Rasmussen son zirvede göze çarpan isimler olmuştur. NATO içinde 28 üye ülkenin katıldığı zirveden olumlu kararlar çıkmıştır. NATO’nun yeni stratejik konsepti böylece çizilmiş oldu. Unutulmaması gereken Komuta - Kontrol’ün ilerde görüşüleceği ve bu zirvede yeni tartışmaların da gündeme geleceğini de unutmamakta fayda vardır. Uluslararası arenada Türkiye’nin isteklerinin bu denli dikkate alınması dış politika politikalarımızın doğru yolda gittiğinin göstergesidir. Ama şunu söylemekte de yarar vardır. AB Güvenlik ve Savunma politikalarına Türkiye’nin dahil edilmesinin önünde Güney Rum Kesimi vardır. Kıbrıs Sorunu çözülmeden AB ve NATO stratejik ilişkilerin çok iyi noktalara taşınması hayal konusudur. NATO’nun en önemli üyesi olan Türkiye’nin AB’nin güvenlik konseptinde ilerde yer alamaması demek, NATO – AB stratejik ilişkilerinin çıkmaza gireceğinin nedenidir. Yorumu sizlere bırakıyorum...
Bu haber 1148 defa okunmuştur

:

:

:

: