Başarısızlığın bedeli istifa

Başarı nedir? Veya başarmak, istenilen amaca ulaşmak. Bana göre başarmak, ilk başta hedef belirlemek ve o hedefe ulaşmayı istemektir. Yani klasik söylemle başarı için ilk şart istemektir.
Başarı nedir? Veya başarmak, istenilen amaca ulaşmak. Bana göre başarmak, ilk başta hedef belirlemek ve o hedefe ulaşmayı istemektir. Yani klasik söylemle başarı için ilk şart istemektir. Peki, başarısızlık nedir? Başarı için sıraladığımız basit olguların olmaması durumunu da başarısızlık olarak düşünebiliriz. Özel hayatında başarısız olan bir insanın, bu durumu en başta kendisini ve çevresini etkiler. Bir işyerinin, bir şirketin, iş adamının, işverenin başarısızlığı da en başta o kurumdan emeği karşılığında kazanç elde eden kesimi etkiler. Başarısızlığın en büyük sebebi ise, plansız, hesapsız işlerin yapılması, ileride oluşacak olumsuzlukları görememek ve sorunların büyümesini engelleyememek, yani önlem alamamak veya almamaktır. Çok basit bir örnek; Bir kumaşta küçük ve yeni oluşmuş bir yırtık varsa ve onu tamir etmezseniz o yır tık büyür, yama tutmaz ve en sonunda o kumaşı çöpe atarsınız.

Hepimiz ev geçindiriyoruz. Evimize giren paraya göre hesaplar yapıyoruz. Elimize geçen para aylık 2000 TL ise ve biz 5000 TL harcıyorsak, bu hesabın içinden hiçbir zaman çıkamayız. Bu durum özel kurumlar ve devlet yönetimleri içinde geçerlidir. Bir devletin geliri, giderinden az ise ve buna rağmen gelirden fazla, gider anlamında harcamalar yapılıyorsa bu hesap hiçbir zaman denklik tutmaz. Bu gün için ülkemizde, ekonomik anlamda sorunlar olduğu bir gerçek. Bu sorunlar dünyanın her yerinde var. Bu gün İngiltere’den Yunanistan’a, Fransa’dan, İrlanda da ya kadar birçok Avrupa ülkesinde ekonomik sorunlar ve buna bağlı olarak da bir takım önlemlerin alınması söz konusudur. Fakat önlemlerin başlangıç noktası siyasi kadrolardır. Ülkemiz adına bu sorunları gidermek, hiç olmazsa bir nebze düzen e koymak için, ülkenin tüm kesimlerinin eşit oranda sorumluluk alması gerektiğini daha önceleri de yazdım. Bu ülkede yaşanılan sorunların, önemli bir kısmının siyasi sistemden kaynaklandığını da biliyoruz. Ülke ekonomisinin iyi gitmemesi sadece devleti etkilemiyor. Tüm kesimler bu olumsuzluktan etkilenmektedir. Hükümet şu an için herkesten, her kesimden fedakarlık istiyor. Hatta fedakarlık yapmaya zorluyor. Fakat her nedense siyasiler her hangi bir fedakarlık yapma gereği duymuyor. Sayın vekiller kendilerinden yapılması önerilen kesintilere itiraz ederek kabul etmeyebiliyorken. Ayni kesintilere şiddetle karşı çıkan topluma ise bunu dayata biliyor.

Ülkemizde siyasetten anlamayan insan yok. İş adamlarından, avukatlara, doktorlara kadar herkes mutlaka siyasetle bir köşeden ilgili. Siyasi partilere üye olan, partilerde görev alan birçok insan siyasi görevlere atanabiliyor. Devlete bağlı kurumların yönetiminden sorumlu olabiliyor. Günün iktidar anlayışına göre, spordan turizme, devlet kurumlarının hepsinde yönetim anlamında değişiklikler oluyor. Kendi uzmanlık alanında olmadığı halde, bir kuruma sadece siyasi tercihinden dolayı yönetici olan bir insanın başarılı olma şansı var mı? Elbette yok. Örnek mi? İşte Kıbrıs Türk Hava Yolları. Yani, başarısız yönetilmesinden dolayı batan, kapanan, yüzlerce insanın yıllarca ekmek kapısı olmuş, KKTC’nin milli hava yolu. Ve sonuç; Şu an KKTC’nin kendine ait bir hava yolu yok. Yıllarca siyasi amaçlarla yönetilen bu kurumda başarısız olan yö netimler, zamanında önlem alsalardı yada önlem alamıyorlarsa da istifa etselerdi bu gün bunlar yaşanır mıydı? Herhalde bu derece vahim bir durum ortaya çıkmazdı. Bu bağlamda sözü şu noktaya getirebilir miyiz? İstifa etmek, yani başarısızlığı kabullenmek, yani sorumluluk almak bir erdem midir? Bu girişimi yapmak bir zayıflık belirtisi midir? Yoksa ileriye doğru daha güven verecek bir adım mıdır? Bu tespit ve bu sorular sadece KTHY ile ilgili değildir. Bu hayatın tüm evrelerinde geçerlidir. Bu devlet yönetimlerinde, şirket yönetimlerinde, dernek yönetimlerinde yani sorumluluk isteyen, doğru söz isteyen, güven isteyen ve sadece kendini değil, başkalarını da ilgilendiren başarısızlıklarda yapılması gereken en doğru harekettir. Siyaset, siyasetçiler, politikacılar dünyanın her yerinde en çok eleştirilen kesimdirler. Politika, hizmet için bir araç olmaktan çıkar ve bir meslek haline gelirse, toplumda tercihiyle buna imkan sağlarsa her hangi bir başarısızlık sonucunda sorumluluk alma ve görevi daha iyi yapabilecek olanlara bırakma düşüncesi hiçbir zaman uygulanmaz. KKTC de bu anlamda, bu güne kadar her hangi bir örnek yaşanmamıştır. Siyasetçiler, parti başkanları, sendika başkanları yıllardır hep ayni isimlerdir. Bu ülkede başarısızlık, sorgulanmayan bir konudur. Oysa başarı ve başarısızlık ayni eksende yer almaktadır. Nasıl ki başarı sahiplenilip sorumluluğu kabulleniliyorsa, başarısızlıkta sahiplenilip sorumluluğu alınmalı. Aksi durumda başarısızlık olağanlaşır ve tüm kesimlere yayılarak bir kangren hal ini alır. Konu ile ilgili ilginç bir olayı yazımın sonunda sizlerle paylaşmak istiyorum. Japon adalet Bakanı Minoru Yanagida mecliste milletvekillerinin sorularını yanıtlarken verdiği cevaplardan dolayı, kendisini işini hafife aldığı gerekçesi ile eleştiren ve hakkında gensoru önergesi veren muhalefetin tavrı karşısında özür dileyerek istifa etti. Evet, başta ekonomisi ile dünya devi olan, Japonya da böylesi bir olay yaşanabiliyor. Bir bakan işini hafife alma suçlaması karşısında görevinden istifa edebiliyor. Bu tür bir olayın bizim ülkemizde yaşanma ihtimali yok denecek kadar az. Çünkü burası her şeyin doğru ve halk için yapıldığı KKTC!
Bu haber 523 defa okunmuştur

:

:

:

: