Herkesten fedakarlık beklenirken UBP’de makam sevdalısına değil devlet adamına ihtiyaç var!...

Bilindiği ve bazı kesimlerin büyük tepkisine yol açtığı gibi Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan Mali ve Ekonomik Protokol’un gereği olarak ekonomik önlemler alınmaktadır.
Bilindiği ve bazı kesimlerin büyük tepkisine yol açtığı gibi Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan Mali ve Ekonomik Protokol’un gereği olarak ekonomik önlemler alınmaktadır. Tabii ki, bu önlemlerin temel başlangıç noktası kronikleşen bütçe açıkları olmuştur. Bu nedenle mali disiplini sağlamak üzere başta devlet çalışanı ve emekli olmak üzere toplumun birçok kesiminden fedakarlık istenmiştir. Doğal olarak bütçe açığını yaratan en önemli unsurlar personel giderleri ve transferler olduğu için bu yönde alınan önlemlerin yükünü büyük ölçüde devlet çalışanları ve süper emekliler çekmektedir. Bu durumda ise, özellikle sözkonusu kesim ve neredeyse toplumun tamamı gözünü siyasilere dikmiş ve başka ülkelerde olduğu gibi aynı fedakarlığın onlar tarafından da yapılıp yapılmadığını sorgulamaya başlamıştır.

İlgili kesimlerin siyasilerin fedakarlık derecesini sorguladığı esnada bir muhalif milletvekili emeklilerden 400-500 TL kesilirken, kendi maaşından 127 TL kesildiğini ifade etmiştir. Yine aynı milletvekilinin mensup olduğu siyasi parti Milletvekillerinin ve siyasal kamu görevlilerinin temsili ödeneklerinin vergiye tabi tutulmasına ilişkin “Milletvekilliği İle Bağdaşmayan Görevler, Siyasal Kamu Görevlilerinin Ödenekleri ve Emeklilik Haklarına İlişkin (Değişiklik) Yasa Önerisi”ni halkın gündemine getirmiştir. Buna ilaveten, Sayın Başbakanın iyi niyetinden ve kurultayın yarattığı konjonktürden yararlanarak yapılan yanlış istihdam ve atamalar, maksadını aşan yurtdışı gezileri ve haftanın 7 günü 24 saatin her anında görülebilen ve fütursuzca kullanılan Resmi Hizmet Araçları ile benzeri davranışlar kaçınılmaz bir şekilde halkın ekonomik önlemlere ve dolayısıyla hükümete destek verme yönündeki motivasyonunu azaltmaktadır.

Üstüne üstlük, hükümete azalan destek büyük ölçüde UBP’yi yıpratmaktadır. Özellikle kemer sıkan kamu personelinin büyük bir bölümünün UBP’ye oy verdiğini biliyoruz. Ondan daha vahim olanı kendilerinden kesinti yapılan 7000 süper emeklinin ezici çoğunluğu UBP zamanında nemalanarak süper emekli olma hakkını edinmişlerdir.

Eskilerin tabiriyle hülasa olarak söylenebilecek tek şey UBP’nin halkın duyarlılıklarına göre hareket etmemesi halinde CTP’nin akıbetine uğrayacağıdır. Bu noktada “DOST ACI SÖYLER” atasözüne vurgu yapmak istiyorum.

4 Aralık Kurultayında seçilecek UBP Genel Başkanını ve dolayısıyla Başbakanı önemli görevler beklemektedir. Şöyle ki, ülkedeki fedakarlığı adil bir şekilde uygulayan ve sürdürülebilir bir ekonomi için gerekli olan rekabet kurulunun oluşumu, rekabetin korunması, sosyal devlet olgusunun yaşanır kılınması, sosyal diyaloğun ilke edinilmesi, kayıt dışı ekonominin önlenmesi, çağdaş vergi sistemine geçiş, bütçe disiplini için stratejik planlama ve performans bütçeleme ile performans denetimi, özelleştirme ve özerkleştirme gibi yapısal önlemleri alarak toplumsal desteği artıran ve ekonomideki iyileşmenin tolum tarafından hissedilmesini sağlayan parti başkanı hem ülkenin önünü açabilecek hem de UBP’yi tekrar iktidara taşıyabilecektir. Dolayısıyla, parti başkanlığına gelecek kişinin- makam sevdası uğruna partisine ve mesai arkadaşlarına çamur atabilen ve rasyonaliteden uzak popülist söylemlerde bulunarak muhalif partilere koz veren değil - partisinin ve ülkenin çıkarını kendinin ve parti asalak/ çıkar gruplarının üzerinde gören bir DEVLET ADAMI olması gerekir. Bu itibarla, tarihi karar verme aşamasında olan Kurultay delegelerinin günlük çıkar, vaat ve göstermelik beşeri ilişkilere göre değil partinin birliği yanında gelecek nesilleri dikkate alan bir irade ortaya koymaları gerekmektedir.

Son olarak Kurultay delegelerine ve başkan adaylarına şu atasözlerini hatırlatmakta yarar görüyorum: “BİRLİK OLMAYINCA DİRLİK OLMAZ”; “ACEMİ KATIR KAPI ÖNÜNDE YÜK İNDİRİR”;“ADAM ADAM DENMEKLE ADAM OLMAZ” ve “ADAM ADAMDIR, OLMASA DA PULU; EŞEK EŞEKTİR, OLMASA DA ÇULU”;“ADAM OLANA BİR SÖZ YETER”;“BASKIN BASANINDIR”; “BIÇAK YARASI GEÇER, DİL YARASI GEÇMEZ ”; “BİN BİLSEN DE BİR BİLENE DANIŞ”; “BUĞDAYIM VAR DEME AMBARA GİRMEYİNCE, OĞLUM VAR DEME YOKSULLUĞA DÜŞMEYİNCE”; “KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR”; “OLMAYACAK DUAYA AMİN DENMEZ”
Bu haber 1199 defa okunmuştur

:

:

:

: