Kibris Türkü artik konuşuyor

Günlerdir düşünüyorum, nasıl oldu da bu noktaya geldik. Bu yarı buçuk adada paylaşamadığımız nedir? Eksiklikler, yapılması gerekip de yapılmayanlar nelerdir?
Günlerdir düşünüyorum, nasıl oldu da bu noktaya geldik. Bu yarı buçuk adada
paylaşamadığımız nedir? Eksiklikler, yapılması gerekip de yapılmayanlar nelerdir?
Hata nerde? Hata varsa niye düzeltilmedi ve hala neden düzeltilmiyor. Kıbrıs Türk
Halkı uzun yıllar, çok büyük sıkıntılar, tarifsiz acılar çekti. En büyük dayanağı
sabrı ve azmi idi. Yıllar boyunca, fakirlik çeken, evladını, eşini, dostunu,
komşusunu, bu vatan için şehit veren aylarca haber alamadığı yakınlarının, bir gün
gelen acı haberiyle sarsılan bu toplum nasıl olur da bu günleri yaşar. Yıllarca
süregelen, mücadelenin karşılığı bu mu olmalıydı. Kıbrıs Türkü anavatanım dediği
Türkiye ile nasıl olurda çatışma durumuna düşürülür. Bu halk devlet dediği
özgürlüğü, bağımsızlığı yaşamayı umduğu, KKTC devletine sivil itaatsizlik yapacak
noktaya nasıl gelir. Bu soruları kimse kendi kendine sormuyor mu? Artık bazı şeyleri
görmesi gerekip de görmeyenler bir sosyal patlamaya ve istenmeyen olayları yaşamaya
doğru gittiğimizi farkında değiller mi?

Hemen şunu belirteyim, bu köşenin yazarı olarak niyetim sadece yaklaşan tehlikeye
dikkat çekmektir. Bu vatanın her karışını, bu halkın her bireyini seven, saygı duyan
biri olarak, sırtlandığım sosyal sorumluluk adına bu cümleleri kuruyorum. Konu
kesinlikle hiçbir siyasi partinin hiçbir siyasi görüşün konusu değildir. Kıbrıs Türk
halkı siyaset yapmakla, hizmet vermenin farkını, siyasiler ve siyasi partiler
arasındaki farksızlığı artık farkındadır. Benimde bu noktada iddiam şudur ki;
memleket elden gidiyor. Kıbrıs Türk halkı, tarihinde hiç yapmadığı şeyleri yapmaya
başladı. Kıbrıs Türk toplumu, artık kendi hakkını kendi arama noktasına geldi. Her
gün TV kanallarında güncel olaylarla ilgili haber programları var. Bu programları
mutlaka izliyorsunuzdur. İnsanlar, dertlerini anlatmak için programların
telefonlarını kilitliyor. Her yerden bir feryat yükseliyor. Karşısında bu ülkenin
gerçek yetkilileri yerine, başkalarını gören halk artık kendi sesini vermeye
başladı. Bunun adı bir yerde çaresizlik, bir yerde de bazı korkuları atmaktır. Her şeyi sineye çeken,kendine reva görülenleri bu güne kadar hep kabullenen, Kıbrıslı Türkler artık
konuşmaktan, tartışmaktan korkmuyor. Özellikle son yıllarda yaşanan olumsuzluklar,
Kıbrıslı Türklerin kendi hakkını kendisinin aramasını teşvik etti. Daha önceleri
insanlar konuşmaktan korkuyordu. Hep bir şeylerin endişesi, telaşı vardı. Bu
korkuların altında yatan ise siyasetin ta kendisi idi. İşinden atılma, fişlenme,
ayıplanma, karalanma, baskı korkusu, Kıbrıs’ın kuzeyini yıllarca esir aldı. Bu
korku halen yok mu? Evet vardır. Bu gün için bulunduğumuz nokta, eskiye göre kat
kat iyidir.

Demokrasinin olduğu yerde en büyük kazanç nedir? Tabi ki konuşmak. Basın konuşmalı,
yazmalı, düşünceler özgür olmalı. Sivil toplum örgütleri, sendikalar, siyasi
partiler, dernekler ve elbette en başta insanlar, toplumlar konuşmalı. İnsanı susan
veya susturulan, hakkını aramaktan korkan veya korkutulan, siyasi partileri
içersinde anti demokratik uygulamalar yapılan, bir ülkede demokrasiden bahsedebilir
misiniz? Demokratik olduğunu savunduğunuz bir ülkede kendi başınıza ve de halktan
aldığınız yetkiye ters düşecek şekilde “Ben yaparım olur. Siz de uyacaksınız”
düşüncesini uygulayamazsınız. Mesela, kamuda belirlenen yeni çalışma saatlerinin,
hiçbir mantıklı açıklaması yok. İnsanların karnını doyurma, bir nebze dinlenme,
biraz nefes alma hakkı nasıl ortadan kaldırılabilir. Kamuda tüm kesimler tek mesaiye
destek vermektedir. Ama tek mesaiden kasıt günde yedi buçuk saat aç çalışmak
değildir. Öncelikle, yapılmak istenen ilgili taraflara sunulur, görüşler alınır ve
orta nokta bulunur

. Buna da kimse itiraz etmez. Bunları hazmetmek, tartışmak demokrasinin gereğidir.
En başta her düşünceye saygı duyacaksınız, bizden olanlar, bizden olmayanlar
yaklaşımı, demokratik yönetimlerde bir ilke olamaz. Bu aşamada toplum da kendi
kendini sorgulamalıdır. En başta belirttiğim gibi gelinen nokta da sorun, hiçbir
siyasi çizgiyle ilgili değildir. Kıbrıslı Türkler bu güne kadar, yönetim erkini
teslim ettiği tüm siyasilerce kötü yönetilmiştir. Bu gün için siyasiler ayni yerde
iken, toplum gün ve gün geriye gitmektedir. Toplum olarak en önemli, demokratik
hakkımız olan konuşma ve hak aramayı, yine demokratik teamüllere bağlı kalarak
kullanmalıyız.
Bu haber 587 defa okunmuştur

:

:

:

: