“Böyle olacağını bilsem, 6 ay önce adaylıktan çekilmezdim”

UBP’ in aylardır beklenen, konuşulan, tartışılan, çıkacak sonuca göre üzerinde formüller, tahminler yürütülen kurultayı geçtiğimiz cumartesi günü yapıldı. Sonuç pek de sürpriz olmadı.
UBP’ in aylardır beklenen, konuşulan, tartışılan, çıkacak sonuca göre üzerinde formüller, tahminler yürütülen kurultayı geçtiğimiz cumartesi günü yapıldı. Sonuç pek de sürpriz olmadı. Mayıs ayında geçici hükümetle genel başkanlığa gelen ve bu süreci kendi lehine kullanmakla eleştirilen Sayın İrsen Küçük, önemli bir oy oranı ile yeniden genel başkanlığa ve dolayısı ile başbakanlığa seçildi. Öncelikle bu önemli kurultay, ülke demokrasisine, UBP’ ne ve bu yarışta yarışan adaylara hayırlı olsun. Bu süreçten sonra yaşanacak gelişmeler içinde herkese kolay gelsin. Bu kurultay, UBP gibi 35 yıllık ve bu 35 yılın önemli bir bölümünü iktidarda geçiren parti için elbette önemlidir. Fakat ülkenin içinde bulunduğu durumu,
hükümete karşı olan tepkileri ve de Sayın Cumhurbaşkanının parti içindeki etkinliğinin devam edip etmeyeceği sorularını düşünürsek bu kurultayın önemi daha da artıyor. 4 Aralık 2010 tarihinden sonra, hem UBP içinde, hem hükümet anlamında, hem bakanlar kurulunun oluşumunda, hem de genel başkanlığa aday olan ve kaybeden diğer adaylar için önemli değişiklikler olacaktır. TDP ile olası bir koalisyon ortaklığı hayat bulursa, UBP şu an için elinde tuttuğu bakanlıklardan en az ikisini devredecek. Bunların yanında genel başkanlığa aday olan ve yarışı önde bitiren Sayın Küçük’e karşı önemli eleştiriler getiren ve sözünü tutmamakla suçlayan Sayın Kaşif’in sağlık bakanlığından ayrılması, yeni kabinede yer almaması sürpriz olmayacak. Sayın Kaşif’in görevine devam etmesi UBP içinde birliktelik anlamında bir ayırımın olmamasını sağlayacak. Cumartesi günü gerçekleşen kurultay, diğer kurultaylara göre biraz daha sessiz geçti. Sanki sonucu önceden belli olan bir maç izlenir gibi bir hava vardı, Atatürk Spor Salonu’nda. Bu noktada artık önemli olan bundan sonraki süreç nasıl şekillenecek? Kurultay için adayların yaptığı konuşmalarda, UBP için ileriye dönük
bir şeylerin değişebileceği anlamda her hangi bir cümle sarf edilmedi. Bildik sözler süsledi konuşmaları. Delegelerde UBP’ in bir şeyleri değiştireceği, yeni anlayışların daha geniş bir vizyonla kabulleneceği beklentisi yok. Adaylardan kim kazanırsa kazansın çok da bir şey fark etmeyecekti. Ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtaracak formüllere dair hiçbir şey adaylar tarafından seslendirilmedi. Birbirlerinin açıklarını dile getirerek adeta tribünlere oynadılar denebilir. Daha iddialı projeler, programlar düşünülemez miydi? Mesela, ekonomik belirsizliğin, ülkede var olan güvensizlik ortamının, Kıbrıs sorununa çözümsüzlüğün devamı veya müzakere sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda izlenecek yolun ne olacağı. Bunlar sadece UBP delegelerinin değil tüm toplumun beklentileri idi. Bunların da UBP’den beklenmesi normaldir. Çünkü UBP bu gün iktidardadır. Ve bu sorunlar bu gün için, UBP hükümetinin çözmesi gereken, ülkenin öncelikleridir. Kurultaydan sonra kimlerin bakan kalacağı, kimlerin bakanlık alacağı tartışmaları başlayacak, yani kurultay bitti ama henüz bitmesi gereken sancılar bitmedi. Bu sürecin uzaması durumunda, gün ve gün artan sorunlar daha da büyüyecek ve altında çıkılması zor olacaktır. Kurultay öncesinde, kurultay sürecinde ve kurultay sonrasında çok şeyi değiştirecek cümleler adayların yaptıkları konuşmaların satır aralarında gizli idi aslında. Sayın Taçoy sonuç ne olursa UBP den ayrılmayacağını söyleyerek, partiden kopmayacağını belirtti. Sayın Küçük kurultay sonrasında bazı arkadaşların önünü açacağız diyerek kabinede değişikliğin ilk sinyallerini verdi. Bu değişiklik tabi ki ilk başta akıllara sağlık bakanının değişeceğini bir başka değişle Sayın Kaşif’in görevi devredebileceğini getirdi. Ve Sayın Kaşif yaptığı konuşmada görevine devam edeceğini söylese de özellikle şu cümleleri bir ayrılık provası olarak algılandı, Sayın Kaşif “Böyle olacağını bilseydim, 6 ay önce adaylıktan çekilmezdim” ve “Bir insanın adam olabilmesi için kendi kendine verdiği sözü tutmalı ki başkasına verdiği sözleri tutabilsin” işte Sayın Kaşif’in adeta kırgınlığını dile getirdiği cümleler. Bu konuşmalar elbette kurultay için seslendirildi. Ama Mayıs ayından bu yana UBP içinde yaşananları özetledi. Bu yaşananlardan sonra şöyle bir sonuç çıkarılabilir. UBP içinde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacak.
Bu haber 515 defa okunmuştur

:

:

:

: