Serdar Denktaş haksız mı?

KKTC her şeyin günlük yaşandığı bir ülke. Dün yaşananlar, konuşulanlar bu gün için önem arz etmiyor.
KKTC her şeyin günlük yaşandığı bir ülke. Dün yaşananlar, konuşulanlar bu gün için önem arz etmiyor. Bu gün yaşananlar, konuşulanlarda belli bir süre sonra unutulacak ve yeni gündemler önemini yitirene kadar tartışılacak. İçinde bulunduğumuz süreçte toplum olarak gündemimiz yeni kurulacağı açıklanan hava yolları ve yeni “Kamu Alacakları Tahsili Usulü Yasa Tasarısı” ve tasarıya ilişkin görüşlerdi ve tasarı kabul edildi. Artık zamanında ödenmeyen kamu alacakları için TL cinsinden ilk ay %4 daha sonra takip eden aylar için ise %2 döviz cinsinden alacaklar için vade tarihinden başlayarak ilk ay %2 sonraki her ay içinde %1 gecikme zammı ödeyeceğiz. Her şeyi fazlasıyla ödemeye ve bunu kabullenmeye maalesef alıştık. Hala daha elektrik faturaları gibi telefon faturaları gibi araç seyrüseferleri gibi giderlere dünya parası ödüyoruz. Ve zamanında ödeyemediğimiz içinde gecikme faizleri devreye giriyor tabi ki. Gerçekten ödenecek gibi değil. Devlet kendi eliyle vatandaşına bu vergi ödenmez, ödemeyin diyor. Devletin vereceği yok mu? Tabi ki var. İşte günlerdir özelleştirileceği tartışılan, Elektrik Kurumu. Yapılan açıklamalara bakar mısınız “Devletin Elektrik Kurumu’na 220 milyon TL borcu var”. Bu kurumun iddiası. Bu iddiayı Maliye Bakanlığı yalanladı. Devlet erkini tartışacak değiliz elbette. Devlet vergisini alacak. Ama herkesten. Devlete borcu olup da ödemeyen her kimse, o da yasalarla belirlenmiş cezayı çekecek. Herkes eşit derecede vergisini ödeyecek, ceza ödeyecekse eşit şekilde ödeyecek. Bu
ilk konu. Ve her şeyden önemlisi alacaklarının zamanında tahsil edemeyen devlet cezai müeyyide uygulayabiliyorken, kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği zaman bunun bir karşılığı olmayacak mı? Mesela aklıma ilk gelen, son seçimlerde sandık başlarında görev alan insanlara bu emeğin karşılığı ödendi mi? Ödendi ise ne zaman ve gecikmeden dolayı her hangi bir fark aldılar mı? Devlet gelirlerini elbette artıracak. Normal şartların söz konusu olduğu bir devleti düşünürsek, gelirlerin artması demek, hizmetin artması demektir. Yani gelir artışı ile hizmet artışının aynı paralelde olması gerek. Fakat KKTC devletinin gelirleri artmasına, artırılmasına rağmen hizmet anlamında bir artış yoktur. Esnaf ve küçük işletmeler gerçekten kan ağlıyor. Hiç kimsenin uğramadığı sanayi bölgelerinde birçok kayıtsız hatta rastgele bir yeri kapatıp iş yapan insanlar var. İnsanlar iş yapsın, gelir elde etsin bundan kim rahatsız olabilir ki? Ama vergisini de ödesin. Yasal yükümlülüklerini yerine getirsin. Ayni yolla para kazanan insanlar arasında haksız rekabet olmasın. Böylesi bir durumda hem devlet, hem de haksız rekabet karşısında zor durumda kalanlar işletmeler zarar görür. Üstelik yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmeler, denetim mekanizması çalışmadığı için devlete karşı olan güvenini kaybediyor. Yazımın içeriği “Devlet Tefeci mi?”sorusuna cevap aramaktır aslında. Ve Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Serdar Denktaş’ın mecliste onaylanan tasarı ile ilgili söylediği “Bu uygulama tefecilik ve vurgundur” cümlesi beni bu soruyu sormaya teşvik etti. Öncelikle tefecilik nedir? Tefecilik kısaca faizden para kazanmaktır. Bu kısa açıklama sanırım bazı şeyleri akıllara getirebilir. Bu noktada şu soruyu da sormadan geçmek istemiyorum. Sayın Serdar Denktaş bu uygulama için söylediklerinde haksız mı?

Bu haber 441 defa okunmuştur

:

:

:

: