Yaşasın demokrasi

Demokrasi tabii ki bir anlayış, bir yaşam biçimidir. En büyük kazanımı, tartışma, paylaşma ve hazmetmedir.
Demokrasi tabii ki bir anlayış, bir yaşam biçimidir. En büyük kazanımı, tartışma,
paylaşma ve hazmetmedir. Bir başka deyişle fikirlerin tartışması, görüşlerin
çatışması, orta yolun bulunması ve ortak kazanım anlamında birlikteliklerin
sağlanmasıdır. Bu gün için demokrasinin temsil anlamında bir zaafının olduğu da
tartışma konusudur. Yani, insanların kendi temsil yetkilerini başkalarına
devretmesi. Bu yetki o kadar güçlüdür ki yetkiyi alanlar kolay kolay bırakmak
istemez. Bir düşünün, temsil yetkinizi hakkınızı koruyacağına en çok inandığınız
kişilere veriyorsunuz ve sizin yapılmasını istemediğiniz şeyler yapılıyor. Bu
demokrasiden, demokratik hakları kullanmaktan çıkar.

Türkiye de demokratikleşme adına ilk somut adımlar 1950’li yıllarda başladı. Bu
adımlar merhum Turgut Özal zamanında daha bir ivme kazandı. Tabi ki askeri darbe
olayları bu süreci sekteye uğrattı. İçinde bulunduğumuz süreçte, Türkiye hükümeti
demokratikleşme anlamında önemli adımlar attı. Atılan bu adımlar toplumdan da destek gören cesur adımlardı. Kürt açılımı, Ermeni açılımı gibi projeler tam olarak hayat bulmasa da Türkiye’nin konulara olan yaklaşımının değişmesi anlamında önem arz eden girişimlerdir. Bu cesaretli adımlar, demokratikleşme adına atılırken, Türkiye son günlerde hak arayışı için eylem yapan öğrencileri ve onlara devletin, devlet
tarafından görevlendirilen güvenlik güçlerinin takındığı tavrı tartışıyor. Hemen her
kesim öğrenci eylemlerine hak veriyor. Hükümet kanadından yapılan açıklamalar ise
tam ters durumda. Öğrenciler haksız. Bu olaylarla ilgili yaşananları, Türkiye’nin
karanlık dönemler olarak hatırladığı ve sonucun askeri darbe ile sonlandığı
dönemlerle karşılaştıranlar bile var. Türkiye ve Türkiye’deki demokratik süreç bu tartışmayı çoktan aşmıştır. Bu tür öğrenci eylemlerine Avrupa’nın önemli merkezlerinde de rastlıyoruz. Alınan ekonomik önlemler, artırılan okul harçları birçok yerde birçok öğrenci eylemine sebep oldu.

Öğrenci eylemlerinin yapıldığı ülke sadece Türkiye değil. Bu eylemler daha ciddi
boyutlarda başta İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Yunanistan ve İrlanda gibi
ülkelerde son dönemlere damgasını vurdu. Ekonomik krizin etkilerinin derin biçimde
hissedildiği ve bunlara bağlı olarak okul harçlarının bir anda artırılması, hatta üç
katına çıkarılması binlerce öğrenciyi bu önemli ülkelerin önemli kentlerinin
sokaklarına döktü. Harçların artırılmasını, eğitime ayrılan payın düşürülmesini
protesto eden ve Üniversitelerin bağımsız, özerk bir yapıya kavuşturulmasını isteyen
binlerce Üniversite öğrencisi sokaklarda eylem yaptı. Siyasi parti binalarını bastı.
Bu noktada yapılan eylemler kadar, devletin eylemleri önlemek amacıyla öğrencilere
karşı kullandığı yöntemde sorgulanıyor. Bir yanda hakkını arayan öğrenciler, bir
yanda bu hak arayışını devlet gücü ile sınırlamaya çalışan iktidarlar. Her iki
tarafında amaçlarına ulaşmak için kullandıkları yöntem tartışılabilir. Ama
demokrasinin geçerli olduğu, demokratik teamüllerin günlük yaşam koşullarını belirlediği ülkelerde kaba kuvvet kullanılması, orantısız güçlerin ortaya çıkması elbette kabul edilemez.

Sonuç olarak, hak aramak, eylem yapmak, demokratik bir haktır. Bu olayların
sonuçlarının da herkesin saygı duyacağı şekilde hukuk çerçevesinde çözülmesi ve
demokrasinin çarklarının iyi çalıştırılması da demokratikliğin bir göstergesi
olacaktır.


Bu haber 534 defa okunmuştur

:

:

:

: