Büyük alışveriş merkezlerine Türkiye’den rakip

Kıbrıs adasında güney ve kuzey diye ayrılmış sınır çizgilerinin, karşılıklı geçişler için açıldığı günlerde iki toplum arasında, yıllar sonra bir çözüm ümidi yeşermişti.
Kıbrıs adasında güney ve kuzey diye ayrılmış sınır çizgilerinin, karşılıklı geçişler için açıldığı günlerde iki toplum arasında, yıllar sonra bir çözüm ümidi yeşermişti. Bu anlamda sınır kapılarının açılması ve iki toplumun her iki tarafta geçiş için belirlenen noktalara akın etmesi önemli bir olaydı. Kıbrıs sorununun çözümü için bir motivasyon ve akıllarda yer etmiş sınırların kaldırılması anlamında olumlu yönde bir ilk adımdı. Bu süreci toplumlar arası görüşmeler takip etti. Tabi Annan Planı’nın gündeme gelmesi ve tüm Kıbrıslılarca oylanması ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Kıbrıslı Türklerin plana onay vermesi, Kıbrıslı Rumların ret kararı, adanın Kıbrıs Cumhuriyeti etiketi ile 1 Mayıs 2004’te AB üyesi olması. Kıbrıslı Türklerin, Annan Planı’ndaki cesur kararına karşı bir jest olması açısından adadaki iki bölge arasında belirli geçiş noktalarından şahıs ve malların geçişlerini düzenleyen Yeşil Hat Tüzüğü 29 Nisan 2004 yılında kabul edildi. Tüzük iki toplum ve özellikle de Kıbrıslı Türkler açısından üretimin, ihracatın artırılması ve açılacak bir pazar bulunması açısından önemli. Tabi ki ticareti yapılacak mallar belirli sınırlamalara tabi olacak. KKTC kendi içinde yaptığı düzenleme ile güney Kıbrıs’tan kuzeye yapılacak ticari olmayan, şahsi alışveriş miktarını 135 Euro olarak belirledi. KKTC’nin ekonomik durumu belli. İnsanların azalan gelir seviyesine rağmen, günlük ihtiyaçların karşılandığı tüketim mallarında fiyat olarak düşüş anlamında pek bir azalma olmaması normal olarak, fiyatı daha ucuz olan malların güneyden alınmasın ı teşvik ediyor. KKTC ekonomisinin, güney ekonomisi ile rekabet etmesi imkânsız. Ama KKTC piyasası kendi içinde de istikrarsız. Her hangi bir malın fiyatı, her hangi bir alışveriş merkezinde başka iken bir diğerinde başka olabiliyor. Bu noktada ortaya denetimsizliğin etkisi çıkıyor. Bu günlerin en çok tartışılan konusuna gelirsek; Güney’den yapılan alışverişler ve bunu engellemeye yönelik devletin uygulamaları… Ülke içinde fiyatları düşürmeden, tüketiciyi koruyacak tedbirleri almadan, fiyat denetimi yapmadan, insanların istedikleri yerden alışveriş yapmalarını engelleyemezsiniz. Güneyden yapılan alışverişlerin birçok sebebi vardır. Alınacak ürünün fiyatı ve kalitesi yanında kuzeydeki uygulamalara tepki göstermek isteyen hatırı sayılır sayıda insan da güneyden alışverişi tercih ediyor. Devlet yasasına bağlı kalarak elbette bu alışverişleri denetleyecek. Uygunsuzluk durumunda müeyyidesi neyse elbette uygulayacak. Burada yanlış olan sınır kapılarında yapılan denetimlerin her zaman değil, alışverişlerin yoğunlaştığı önemli günler öncesinde yapılmasıdır. Konu ile ilgili bir başka noktada, Güney Kıbrıs’ta satılan bazı Türkiye meşeli ürünlerin fiyatlarının, Kuzey Kıbrıs’taki fiyatlardan daha düşük olmasıdır. Yıllardır ticaretle uğraşan iki insana Güney’den yapılan alışverişlerle ilgili görüşlerini sordum. Bir dokun bin ah işit. Kıbrıs Türkünün yıllardır kandırıldığı, birkaç tüccarın halkın sırtından ihya olduğu görüşü ortak noktaları oldu. KKTC’ye getirilen malların bir girdi maliyeti olduğu, devletin bu mallar üzerinden önemli vergiler aldığı, fakat her şeye rağmen bazılarının bir koyup beş kazandığı gerçeğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizdiler. Ve şöyle bir iddia ortaya çıktı. Çok yakında Türkiye’nin önemli bir mağazası, büyük bir marketi KKTC’de faaliyete başlayacak, işte o zaman buradaki büyük alışveriş merkezleri krize girecek. Böyle bir olay gerçekleşir mi? Bu yönde duyumlar var. Eğer ki toplumun faydasına olacaksa varsın olsun. Yok, çark ayni şekilde dönecekse hiç olmasın.
Bu haber 505 defa okunmuştur

:

:

:

: