“Meclis bal yapmaz arılardan oluşuyor”

Bu gün Aralık ayının yani bir başka değişle, 2010 yılının son günü. Geride bıraktığımız 2010 yılında mutlaka hepimizin kendi adına beklentileri, umutları vardı.
Bu gün Aralık ayının yani bir başka değişle, 2010 yılının son günü. Geride bıraktığımız 2010 yılında mutlaka hepimizin kendi adına beklentileri, umutları vardı. Umarım istediklerinizin önemli bir kısmının gerçekleştiği bir zaman dilimini geride bırakmışsınızdır. İnsan hayatının sıkışıp kaldığı zaman ve mücadele arasında sürüp giden kavgada aramıza yeni gelenler olmuştur. Elbette aramızdan ayrılanlar, hayatın ve doğanın kanunu diye kabullendiğimiz yitirdiğimiz değerlerde olmuştur. 2010 yılına başladığımız günlerde, yeni yılın ülkemiz için çözüm barış ve gelecek vadeden günlere başlangıç olmasını dilemiştik. Fakat bu anlamda pek de güzel bir yıl yaşamadığımız ortada. Bu köşenin ve bu satırların yazarı olarak, 2011 yılının hayata dair tüm umutları, tüm beklentileri herkes için yeşertmesini diliyorum. Bu gün için KKTC’de yeni yıla dair, daha önceki yıllara nazaran daha sakin bir hava var. Bu hava alışverişten, sevince ve gelecek için beslenen umutlara da yansımış durumda. Dün bir çarşı turu yaptım. Esnaf şikâyetçi. Alıveriş yok. Bunda 13. maaşların ödenmemesinin de etkisi var. Hepsine mal etmek istemem ama kamu çalışanlarının haklarının budanmasını ayakta alkışlayan bir takım özel girimciler şimdi bu piyasanın haline çare bulsunlar. Kendi çalıştırdıkları insanların refah düzeyini bu ülkenin şartlarına uygun hale getirmek yerine, ülke şartlarını kendi çıkarlarına göre belirleyecek uygulamalara arka çıkmak aslında bindikleri dalı
kesmekten başka bir şey değildir. KKTC’de yapılacak bir yol veya başka bir proje için ihalenin, Türkiye de açılmasına içerleyenler, Türkiye den gelen baskılar sonucu şekillenen ekonomik ve sosyal yaşamı gerileten taleplere nasıl olurda ses çıkartmaz ve üstüne üstlük bu kararlara destek verir. Kamu çalışanı bu piyasanın can damarıdır. Bu bir gerçek. Bu kamu devleti yaratılmasını haklı çıkaran bir görüş de değildir. Kesinlikle bunu savunmuyorum. Ama özel sektörü kendi halinde bırakıp, devletle rekabet eder hale getirirseniz, piyasayı özel sektörün ağırlıkta olduğu bir sisteme entegre etmezseniz, bu ülkede ekonomi anlamında havuzunun musluklarını kapatmış olursunuz. KKTC de yaşayan insanların önemli bir çoğunluğu, son gününü yaşadığımız 2010 yılını özellikle ekonomik anlamda sıkıntılı yaşadı. Herkes, yeni yıl hazırlıklarını imkânlarını zorlayarak, daha önceki yıllara oranla daha düşük maliyetle atlatmaya çalışacak. Herkes artık herkese hediye alamayacak. Bu da dönüp dolaşıp çarşıya, esnafa yansıyacak. Peki, tüm bunlardan bir haber yeni yıla girerken bir gecede binlerce TL harcayacak olanlarda olmayacak mı? Olacaktır mutlaka. 2010’a dair konuşulacak çok şey var. Bunun için sayfalar yetmez. Fakat veda etmeye hazırlandığımız bu yılın son günlerinde önemli siyasi tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar 2011 yılının ilk günlerinde de devam edecek. Mesela, 2011 yılı Türkiye de KKTC yılı ilan edilmiş. Yalnız dikkatinizi çekerim. Her yeni yıl arifesinde, o yıl Kıbrıs’ta çözüm yılı ilan edilirdi. Bu temenni adeta adettendi. Fakat 2011 yılının, KKTC yılı ilan edilmesi uygun bulundu. Bu tür çıkışların ardından, başımıza bir haller geldiğinden midir nedir? Şüpheci olduk. 13. maaş krizinin yaşandığı ortamda, Türkiye’nin tavrı belli. Yoksa yeni yılla, yeni özelleştirmeler, yeni kararlar yeni sıkıntılar mı gündemde. KTHY ve aslında turizm sektörünün bir kaostan kurtarılması için kılını kıpırdatmayanlar ve yine aslında 35 yıldır yapılması gerekenleri yapmayanlar, KKTC’yi her türlü organizasyonda tanıtmak için çalışacaklarını söylüyor. Evet, 2011 KKTC için önemli bir yıl olacak. Ama söylendiği şekilde değil. Daha önceki yıllarda olduğu gibi hiçte söylenmediği şekilde olacak. Konuyu buradan başka bir merkeze getirmek istiyorum. Demokrat parti milletvekili, Sayın Mustafa Arabacıoğlu uzun bir zamandan sonra katıldığı bir programda önemli açıklamalar yaptı. Konu malum. Sayın Ejder Aslanbaba’nın, Arabacıoğlu hakkında, “Meclise girmeden devletten çektiği maaşları hak etmiyor. Bugüne kadar aldığı paraları geri versin” diyerek, Sayıştay’a suç duyurusunda bulunma girişimi. Meclis başkanlık divanı dün konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre milletvekilliği devamsızlığı ile ilgili maaş kesilmesi yönünde bir hüküm yok. Bu açıklama ve devamsızlık olayı mutlaka tartışılmalı. Sayın Arabacıoğlu’nun bu halka bu devlete yaptığı katkıları elbette kimse sorgulayamaz. Bir yanlışlık varsa ve düzeltilecekse en baştan başlanmalı. Artık bu vekil transferleri diye ayyuka çıkan ayıp, bir şekilde önlenmeli. Bu mecliste öncelikle halkın iradesi yok. Hükümet vekillerinin toplantılar sırasında koltukları boş. Bunlar iyice çöken siyasi sistemin çözülmesi adına bir bütün olarak elen alınıp gerçek anlamda çözümler üretilsin. Toplumun ekonomiden sosyal alanlara kadar biriken sorunları ciddiyetle ele alınsın. Yoksa ilerleyen dönemlerde hem sandığa hem de Kıbrıs’ın kuzeyinde çarşıya gidecek insan bulunmayacak. Sayın Arabacıoğlu’nun dile getirdiği bir cümle de bu yazının son noktası olsun “ Mecliste yaptığımız çalışmalarda, gelen bir telefonla çok şey değişirdi. Mecliste irade yok. Meclis bal yapmaz arılardan oluşuyor”.
Bu haber 418 defa okunmuştur

:

:

:

: