Tüm bunlara değer mi?

2011 yılının ilk pazartesi gününü yaşıyoruz. Sıkıntılı bir yılı geride bıraktık. Bunun hem hüznünü hem de sevincini yaşıyoruz.
2011 yılının ilk pazartesi gününü yaşıyoruz. Sıkıntılı bir yılı geride bıraktık.
Bunun hem hüznünü hem de sevincini yaşıyoruz. Ama inanın 2011 yılı da geride
bıraktığımız 2010 yılından pek de farklı geçmeyecek. Bugün için ülkenin en önemli
sorunu tabi ki maddi sıkıntılar. Hükümet hem bütçeyi denkleştirmek için, hem de
Türkiye hükümetine iyi görünmek için adeta vatandaşın boğazına sarıldı.
Anlayamadığım, memlekette onca olumsuzluk yaşanırken her şeyin daha güzel
olacağından, ülke ekonomisinin iyi, doğru gittiğinden, 2011 yılının KKTC yılı
olacağından, yine yeni yılda turizm alanında patlama yaşanacağından bahsedilmesi.
Tüm bunları düşününce ortaya şu sonuç çıkıyor. Bu ülkeyi yönetenler her halde bu
ülkede yaşamıyor. Bir başka düşüncede bu yaşananlar bu ülkeyi yönetenlerin yaşam
düzeylerini etkilemiyor.


Daha önceleri de yazmıştım. Siyasiler dünyanın her yerinde, en çok tartışılan
kesimdirler. Bu işi yapan insanların hayatı gerçekten zordur. Her yaptıkları olay
olur. Hatta yapmadıklarıyla da eleştirilirler. Ağızlarından çıkacak her kelime bin
bir manaya çekilebilir. Bu işi yapan insanların en başta yalan söyleme gibi bir
lüksleri yok. Kendilerinden, ailelerinden çok hiç tanımadıkları insanların,
eğitimlerini, sağlıklarını, eğlencelerini, güvenliklerini, huzurlarını sağlamak ve
korumakla görevlidirler. Zaten toplumdan iktidar olmak için onay isterken bunları
yapacaklarına dair de söz verirler. Siyaset ağır bir sorumluluktur. Siyaset toplum
için sandığa kadardır. Ama siyasiler için sandıktan önce ve sandıktan sonra siyaset
daha önemlidir. Bir siyasi parti, programı ile projeleri ile topluma en iyi hizmeti
sunmak adına diğer siyasi partilerle yarışır. Girilen bu yarıştan galip çıkmakla her
şey bitmez. Aslında her şey bu andan sonra başlar. Tüm bu anlattıklarım elbette
normal bir ülkede ve normal şartlarda oluşması gereken, siyasi olaylardır. Bu ülkede
siyasi yönde haber yapmak için malzeme çok. Bu ülkede siyasilerin ve
yapabileceklerinin, vaatlerinin sınırı yok. Bu yaklaşım içinde bulunduğumuz süreçte
yaşananlarla yakından ilgilidir. Siyasi mekanizmayı ele alırken, sistemin temel
taşlarını yani siyasetçileri ve yaptıklarını da ele almalıyız. Yaşamları ve
yaptıkları gerçek anlamda kolay değildir. Ama kimse yapamayacağı şeyler için kimse
tarafından da zorlanmamaktadır. Siyasi partilerin topluma hizmet vermek için yapması
gerekenler varken, elbette siyasilerinde yapması gerekenler vardır. Bir siyasi
partiye mensup olan ve o siyasi parti ile anılan, o siyasi parti destekçilerinin
temsilcisi olarak meclis çatısı altına giren bir siyasi daha sonra bu partiden
ayrılırsa ve iktidar partisine katılırsa, bunu yapması için ne gibi bir sebebi olur.
Bu soruyu bu gün için sokağa çıkıp önünüze gelen herkese sorsanız alacağınız cevap
aynen şudur “Kendi çıkarlarını düşünüyorlar”. Sayısal olarak meclis aritmetiğinde
zor bir dönem yaşayan hükümet, yaptığı transferlerle hem tek başına iktidar olmayı sürdürdü hem de hayata geçirmeyi planladığı düşünceler için meclis çatısı altında ihtiyaç duyduğu oy
sayısını garantiye aldı. Şimdi sormak lazım. Transfer olan vekiller ne kazandı.
Klasik bir cümle ile açıklamaya çalıştılar. Halka hizmet etmek için bu tercihi
yaptık. İyi güzel de halk için yapılan bir tek şey gösterebilir misiniz? Hükümet 24
milletvekiline sahipken de, bu gün 27 sayısına ulaşmışken de değişen bir şey yok.
Olmayacak da. Tüp gazdan tutunda akaryakıta kadar. İğneden ipliğe her şeye zam.


KKTC de hükümet olan ve iktidar erkini elinde bulunduran UBP çok zor bir süreçten
geçiyor. Bu süreç hem UBP’ yi hem de, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanları sınıyor.
UBP’ yi iktidarda kalma adına yapılanların toplum nezrindeki tepkisi zorlarken.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki sıkıntıları paylaşan insanları da hem kendi hükümeti, hem de
Türkiye hükümetine karşı büyük bir metanetle koruduğu sabrı sınıyor. Hükümete
duyulan tepki devlete olan inancı zayıflatıyor. Bu noktada bir çok insan artık ne
olacaksa olsun anlayışında. Bu tehlikeli anlayışı fark etmesi gerekenlerse iktidar
ve iktidarın bir parçası olma derdinde. Şimdi sorulması gereken soru şudur; Tüm
bunlara değer mi?
Bu haber 436 defa okunmuştur

:

:

:

: