“Sen esas Cemil Çiçek’in memurusun”

Bizler, yani şuan otuzlu yaşlarını yaşayan nesil, anne babalarımıza nazaran daha rahat bir çocukluk ve gençlik yaşayarak bu günlere geldik.
Bizler, yani şuan otuzlu yaşlarını yaşayan nesil, anne babalarımıza nazaran daha
rahat bir çocukluk ve gençlik yaşayarak bu günlere geldik. Doğruya, doğru. Bizim
nesil en azından savaş korkusu yaşamadı. Ama sıkıntılarımız da oldu elbette. Bizim
sahip olduklarımıza, sahip olamayan nesillerin varlığı yanında bu gün birçok şeyin
değerlendirilmesi ve kıyaslanması herkse için farklı anlamlar içerebiliyor.
Aslında anlatmak istediğim, herkesin kendi dönemi ve kendi yaşadıkları, birikimleri
ile bu güne dair değerlendirmeler yapabileceğidir. 1960, 1970’li yılları yaşayan ve
anımsayan insanlar o günlerdeki durum ile bu günü karşılaştırdıkları zaman, Kıbrıs
sorununa bulunacak çözüme de KKTC’de yaşanan sorunlara da daha ihtiyatlı yaklaşıyor.
Bu bir gerçek.


Bunun yanında, Kıbrıs Türkü ile Türkiye arasındaki ilişkiler, her dönemin, her yaş
gurubunun anlayış olarak ortak noktada buluştuğu tek konudur. Bu nokta da üzerinde
titizlikle durulan, tarihsel bağlarla bir birine kenetli olan, Anadolu insanı ve
Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkilerin asla zarar görmemesinin gerekliliğidir. Bu
konu çok tartışıldı. Ve hala daha tartışılıyor. Hatta içinde bulunduğumuz süreçte bu
konu ciddi şekilde sorgulanıyor. Bu sorgulama son zamanlara damgasını vurdu. Türkiye
hükümeti ve de basını, Kıbrıslı Türklere tarihte hiç olmadığı kadar uzak. Bunun bir
hükümet düşüncesi olduğu bende önemli bir inanıştır. Bana göre Türk halkı, Kıbrıs
konusunda 1974 de ne düşünüyorsa bugünde bu düşünceyi yaşatmaktadır. Yanlı ve
kasıtlı söylemler insanları bir noktaya kadar etkileyebilir. Bu gün için KKTC’deki
hükümetin icraatlarından memnun olan herhalde yoktur. Türkiye hükümetinin KKTC halkı
nazarındaki yerinin de iyi noktalarda olmadığı ortada. Peki, bugün yaşananlardan
sonra KKTC hükümetine olan güvensizlik, her gün artan tepkiler ve Türkiye hükümetine
karşı dile getirilen serzenişler hükümet bazında mı kalmalı? Yani gün gele, Türkiye
hükümeti değişirse bu anlayış değişir mi? KKTC’de bir hükümet değişikliği ortaya
çıksa bu gün yaşananlarda olumlu anlamda bir dönüşüm yaşanır mı? Türkiye’de
farklılaşan, Kıbrıs politikası ile KKTC’de devam eden “Milli Dava” ve “Vatan,
Millet, Sakarya” merkezli politikalar gün gelir bir noktada buluşur mu? AKP’nin
iktidara geldiği iki binli yıllardan sonra, hem Türkiye’nin dış politikasında, hem
de Kıbrıs politikasında çok önemli değişimler yaşandı. Dış politika olarak yıllarca,
üzerine gidilmesi, tartışılması hep ertelenen ve zamana bırakılan konuların üzerine
gidilmeye başlandı. Yıllarca, hükümetler değişse de değişmeyen Kıbrıs politikası
daha değişime açık daha uzlaşıcı bir tavır haline getirildi. Bu noktada KKTC ve
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan, Kıbrıslı Türklere karşı olan bakış açısı da değişti.

Böylesi bir değişime KKTC halkı hazır değildi. Burada bu gerçeği, KKTC hükümetleri
Türkiye hükümetine anlatamadı. Kim ne derse desin şuan, Türkiye hükümeti ve
yöneticileri, KKTC hükümeti ve yöneticilerinden ileriyi görme adına daha olumlu
adımlar atmaktadır. Bunu bu gün yaşanılan ve ardı ardına gündeme getirilen, günlük
yaşamı cehenneme döndüren olumsuzluklara destek amacıyla söylemiyorum. Fakat
bunların bir gün yaşanacağı belliydi. Bu noktada şunu sormak lazım; Bu ülkenin
ekonomisi ile sosyal hayatı ile kültürü, eğitimi, sağlığı ile batmaya başladığı
önlem alınması gerektiği AKP iktidar olunca mı anlaşıldı. Çok basit bir Kıbrıs
yaklaşımı; Türkiye, AB’ye üye olmadan burada bir çözüme onay vermez. Bunun anlamı
da, bu düzen daha çok bu halkı ezer ve daha çok KKTC hükümeti bitirir. Kıbrıslı
Türkler olarak sadece güney Kıbrıs’la değil, sadece Türkiye ile değil, kendi
kendimize, kendi içimizde de sorunlar yaşıyoruz. Hükümet ve sendikalar bir birlerine
karşı güç gösterisinde. Bir sendikacı bir bakana “Sen esas Cemil Çiçek’in memurusun”
diyebiliyor. Bu noktalara geldik. Kamu kesiminden sonra sanayi kesiminde hükümete
karşı ilk başta yapması gerekenleri yapmanın arifesinde, sendikalar süresiz grev
kararını hayata geçirdi. Muhalefet partileri toplumsal bir tepki hareketi yaratacak
girişimleri başlattı. Sonuç olarak top yekün bir tepki ağı oluşuyor. Türkiye
hükümeti, KKTC halkının bu sesine kulak vermelidir. KKTC hükümeti de öncelikle kendi
halkı için, bu ülkenin gerçeklerini anlatarak sorunlara çözüm bulmalı ve yaratılan
bu güvensizliğin, tahribata uğrayan Kıbrıslı Türk kimliğinin yeniden hak ettiği yere
gelmesini sağlamalıdır.
Bu haber 683 defa okunmuştur

:

:

:

: