AKP’nin amacı UBP’yi yıpratmak mı?

Devlet yapısı içerisinde kusursuz çalışması esas olan, olmazsa olmazlar vardır. Bunlar genel ve klasik anlayışla yasama, yürütme ve yargıdır.
Devlet yapısı içerisinde kusursuz çalışması esas olan, olmazsa olmazlar vardır. Bunlar genel ve klasik anlayışla yasama, yürütme ve yargıdır. KKTC devletinde yasama da, yürütme de, toplum nazarında itibar kaybetmiştir. Bu itibar kaybı güven anlamındadır. Yasamanın da, yürütmenin de itibar kaybettiği bu ülkede siyasetle ilişkisi olup, olmadığı tartışılan bağımsız yargı mekanizması, emeklilerle ilgili verdiği kararla bir anda güven tazeleyip adeta aklandı. Bu kararla emekli ve çalışanlardan vergi kesintisi yapamayacak olan ve dolayısı ile kasada kalacak bir miktar paradan yoksun kalacak hükümet bu noktadan sonra ne yapacak? Mutlaka yeni zamlar ilk adım olarak sıraya girecek. Elbette 13. maaş belirsizliği devam edecek.

Bu bağlamda hükümeti zor günler ve tabi ki önemli bir yıpranma süreci bekliyor. Türkiye hükümetlerinin, KKTC hükümetlerine yaptıkları maddi katkı her dönemde tartışılmıştır. Ve her dönem Kıbrıs’ın kuzeyindeki yönetimi benimsemeyen, Ankara hükümetleri ilk tepki olarak maddi yardımı sınırlayarak göstermişlerdir. Bu daha önceki dönemlerde de yaşanmış bir gerçektir. Hatırlanacağı gibi daha önceleri özellikle, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin hükümette olduğu dönemlerde zaman zaman maaş ödemelerinde aksamalar yaşanmıştı. CTP’nin, ÖRP ile ortak olarak yürüttüğü hükümette de uygulanması istenen ekonomik paket bu ortaklığın bitmesine ve erken genel seçime gidilmesine sebep olmuştu. KKTC’deki hükümetlerin, Türkiye hükümeti ile uyum anlamında bir birliktelik sorunu varsa bu çok zor ve yıpratıcı bir sürecin yaşanmasını kaçınılmaz kılar. Şu an için, KKTC hükümetinin, Türkiye hükümeti ile uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Aslında işin doğrusu UBP hükümeti, AKP hükümeti ile olan ilişkinin uyumlu olabilmesi için her isteneni aynen uyguluyor. Önümüzdeki Haziran ayında Türkiye de seçimler var. Bu seçimlerden AKP bir kez daha birinci parti olarak çıkarsa hem Türkiye de, hem de KKTC de öncelikle anayasada başlayacak
bir değişim süreci ile beraber başkanlık sistemi için adımlar atılacak. AKP hükümetinin daha önceki dönemde de CTP’ yi ekonomik önlemlerin uygulanması isteği ile baskı altına aldığını ve yıpratıp seçim kararı aldırdığını ve CTP’nin iktidardan gittiğini düşünürsek, aynı durum UBP hükümetinin başına da gelebilir mi? Bu sadece erken seçim anlamında değil, ilk başta giderek artan toplumsal tepki hükümeti oldukça yoracak. Unutulmasın ki uygulanması planlanan ekonomik kararlara bir süre sonra özelleştirmelerde eklenecek. KKTC’de siyasete yön veren kurumlar yani siyasi partiler, siyasiler, vekiller, bakanlar içinden çıkılması zor bir labirentte ilerliyorlar. Ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi henüz muhalefet görevini etkin şekilde yerine getiremiyor. Demokrat Parti ağır darbeler aldı. Özgürlük ve Reform Partisi özellikle AKP ile olan iyi ilişkilerine rağmen istenen düzeyde bir siyaset çizgisi tutturabilmiş değil. Toplumcu Demokrasi Partisi, UBP ile koalisyon görüşmeleri yaptığı sırada hem kullanıldı, hem de içsel sorunlar yaşadı. Ulusal Birlik Partisi şu an, çok zor ve yıpratıcı bir dönemden geçiyor. Bu noktadan sonra hükümet ya her şeyi zorlayarak,
yıkım üstüne yıkım yaratacak, ya da her şeyi düzeltmenin çarelerini arayarak bunun
takdirini halka bırakacak. Eğer ki hiçbir şey olmamışçasına, seçilen yol yanlış da
olsa yürünmeye devam edilirse, Kıbrıs Türk Halkını ve KKTC’yi çok zor günler
bekliyor. Günlük yaşamın gün ve gün zorlaştığı bu ülkede ekonomik yıkımlar daha da
hızlanarak devam edecek. Toplumsal bir tepki istenmeyen merkezlere doğru kayacak.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşam mücadelesi veren insanlar, tamamen Güney Kıbrıs’tan
alışveriş yapacak. Bunları önlemek için henüz geç değil. Fakat bu güçlü bir siyasi
irade ve dirayetli duruş gerektiriyor. Ve maalesef şuan böyle bir duruş göremiyoruz.
Bu süreçte en çok yıpranacak olan, toplumsal birliktelik, Türkiye KKTC ilişkileri ve
elbette Ulusal Birlik Partisidir.
Bu haber 581 defa okunmuştur

:

:

:

: