12 Madde ile “Toplumsal Varoluş”un nasıl sağlanacağını birileri bize açıklasın!..

Hepimizin bildiği gibi başta sendikal platform olmak üzere sivil toplum örgütleri ve hatta geçmişte hükümette yer alan bazı siyasi partiler “Toplumsal Varoluş Mitingi” adı altında bir nümayişin hazırlığı içerisindedirler.
Hepimizin bildiği gibi başta sendikal platform olmak üzere sivil toplum örgütleri ve hatta geçmişte hükümette yer alan bazı siyasi partiler “Toplumsal Varoluş Mitingi” adı altında bir nümayişin hazırlığı içerisindedirler.

Bu miting esasen ne için yapılmaktadır? Bu mitingin sonunda ne murat edilmektedir? Açıkça ben anlamış değilim.

Paketin empoze edilmesine mi karşılar? Fırsat bulmuşkan Türkiye ve asker karşıtları artistlik mi yapıyorlar? Paketin uygulamasına mı karşılar? UBP hükümetinin istifası mı istenmektedir? Anlaşılan normal zamanda bile bir araya gelemiyenler, Mart 9’u piknik meydanlarında olduğu gibi toplanarak ahkam kesecekler.

Tabi ki, herşeyden öte esasen kendisine karşı yapılan bu “Toplumsal Varoluş Mitingi”nden UBP hükümeti medet ummakta mıdır?

Gelelim işin özüne…… KKTC’nin temel açmazı artık eskisi gibi her açığını anavatan şükran ayaklarına kanıp kapatan bir TC hükümetinin olmamasıdır. CTP-ÖRP hükümetleri de dahil olmak üzere KKTC hükümetleri, TC hükümetleri ile protokollar imzalayıp yalnızca yatırımlar için TC’den kaynak teminini kabul etmişlerdir. Ancak, populizmden kurtulamıyan hükümetlerimiz yapısal önlemleri almamakta kararlı odukları için tökezlemekte ve yine 13. Maaş da dahil olmak üzere cari harcamalar için TC’den kaynak istemekte ve maalesef TC hükümetleri nezdinde meram anlamaz pozisyona düşmektedirler. Bu durum karşısında KKTC liderliği olarak saygınlığımız ayağa düşerken TC’den para yalvarma israrından vazgeçmiyoruz. Bunun için ise ya ambargoları ya da Kıbrıs meselesini bahane edip Ruma mahçup olmanın ne kadar mühim mesele olduğuna vurgu yapıyoruz. Bu da yetmiyorsa, son çare olarak hükümet dışı kurum, kuruluş ve örgütlerle danışıklı bir şekilde TC’yi günah keçisi göstermekte ve “Toplumsal Varoluş Mitingi” gibi kaos yaratarak statükonun devamını zorluyoruz. Yani esas yapmakta olduğumuz ürettiğimizden ve kazandığımızdan daha fazla tüketme alışkanlığımızı devam ettirme üzerine tesis edilmiş sürdürülemiyen statükoya sıkı sıkıya sarılmamızdır.

Aslında “Toplumsal Yokoluş” anlamına gelen bu çarpık yapıya da “Toplumsal Varoluş mücadelesi” denmektedir. Ancak, ne üzücü ve manidardır ki; TC’den kesilen musluk realitesi karşısında sürdürülebilir bir yapının reçetesi hiçbir kesim tarafından ortaya konulmamaktadır. Bu çerçevede, TC hükümetlerine meydan okuma zihniyeti diye adlandırılabilecek ucuz cesurluk dışında aşağıdaki 12 madde ile nasıl bir “Toplumsal Varoluş” yaratılacağını okuyucuların dikkatine sunmak istiyorum:

“1-Sendikal platform, emek örgütlerinin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarını koruma ve geliştirme amacıyla kurulmuş bir birliktelik olup, bu amaçlara giden yolda siyasi iradenin temsili yetinin yarattığı sorunu ortadan kaldırarak “toplumun kendi kendisini yönetmesini” hedeflemektedir. Platformun hükümet olma amacı yoktur.

2-Sendikal Platform’un mücadelesinde toplumsal yok oluşu hedefleyen uygulamalara destek veren örgütlere ve siyasi partilere yer yoktur. Örneğin: “Göç Yasasını” destekleyenler.

3-Kıbrıs sorununun iki toplumlu, iki kesimli tek egemenliği tek vatandaşlığı ve tek uluslararası teslimiyet esaslarına dayalı olarak federasyon temelinde çözülmesi esastır.

4-Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini yönetmelerine saygı duyulmalıdır.

5-Türkiye ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişki karşılıklı saygıya dayalı, siyasi eşitler düzeyinde olmalıdır. Buyuran-emir alan, mantığına dayalı ilişkiye son verilmelidir.

6-Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını yönetebileceği bilgi, beceri ve potansiyeli vardır. Bu gerçekten hareketle Merkez Bankası, Sivil Savunma Teşkilatı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın yönetimi Kıbrıslı Türklere devredilmeli, polis itfaiye ve sivil yönetime bağlanmalıdır.

7-Ulusal Birlik Partisi hükümeti koltukta kalma uğruna Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin yaptığı tüm dayatmalara boyun eğerek ve ahlaki sınırların ötesinde milletvekili transferleri yaparak Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini AKP’ye teslim etmiştir. UBP halka karşı uygulamaları ile Kıbrıslı Türk toplumunu yok oluşa sürüklemekte ve işbirlikçilik ve halk düşmanlığı yapmaktadır. Tüm bu gerçeklere UBP hükümeti siyaseten toplumu temsil etmemektedir.

8-Sendikal Platform siyasi iradenin geriye alınması mücadelesinde, mecliste temsil edilen partilerin hükümetin atacağı adımlar konusunda etkili olabilmeleri için; meclisten çekilme, faaliyetleri dondurma gibi eylemleri desteklemeleri beklenmektedir.
9-Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği içişlerimize müdahale etmekten vazgeçmeli müşavir adı altında “gölge kabine uygulamasına “ son verilmeli, TC Yardım Heyeti kapatılmalıdır. Mali destek uygulamaları proje bazında Kıbrıslı Türk makamlar üzerinden yapılmalı, ihaleler Kıbrıs’ta açılmalıdır.

10-TC ile imzalanan protokoller çerçevesinde Kıbrıslı Türklerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapılarına uymayan ve tamamen siyasi amaç güden dayatma ekonomik paket derhal durdurulmalı, yapılan düzenlemeler ortadan kaldırılmalıdır.

11-Özelleştirme adı altında Kıbrıslı Türklere ait kamusal alanların peşkeş çekilmesi uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir. Kurumaların çalışanları ve gelecekleri ile ilgili karar verme yetkisi Kıbrıslı Türklere aittir.

12- Ülkemizdeki sosyal, ekonomik ve kültürel yapıyı bozan, Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini ortadan kaldıran, Türkiye’den nüfus aktarımı uygulaması kabul edilemez. Nüfus aktarma uygulaması ve vatandaşlık dayatma uygulamaları derhal durdurulmalı, uluslararası gözlemciler gözetiminde nüfus sayımı yapılarak ülkedeki kaçak nüfus geriye göndermelidir

Bu haber 1087 defa okunmuştur

:

:

:

: