AKP’nin başarısızlıkları

Türkiye de şu an iktidar da olan, Adalet ve Kalkınma Partisi yani, AKP henüz 15 aylık bir siyasi parti olmasına rağmen, 2002 Kasım ayında yapılan seçimlerde tek başına iktidara gelme başarısını gösterdi. Bu sonuçla, Türkiye çok uzun bir zaman diliminden sonra tek parti iktidarına dolayısı ile gözle görülür bir istikrar dönemine girdi.
Türkiye de şu an iktidar da olan, Adalet ve Kalkınma Partisi yani, AKP henüz 15
aylık bir siyasi parti olmasına rağmen, 2002 Kasım ayında yapılan seçimlerde tek
başına iktidara gelme başarısını gösterdi. Bu sonuçla, Türkiye çok uzun bir zaman
diliminden sonra tek parti iktidarına dolayısı ile gözle görülür bir istikrar
dönemine girdi. Özellikle, AKP’nin Amerika ile iyi ilişkileri ve Avrupa Birliği
hedefi, bu yönde ilk başlarda yakalanan ivme genelde Türk halkının AKP’ye olan
güvenini perçinledi. 2007 yılında yapılan genel seçimlerde, %46.58’lik oy oranı ile
sandıktan birinci parti olarak çıkan AKP, ayni zamanda Türkiye de bir ilke de imza
attı. Türkiye’nin siyasi tarihinde iktidar partileri, girdikleri seçimlerde hiçbir
zaman oylarını artırarak çıkamadılar. AKP, 2007 yılında yapılan seçimlerde oylarını
artırarak bir kez daha tek başına iktidara geldi. 81 ilin 80’ninde de milletvekili
çıkardı. Ayni şekilde yerel seçimlerde de en çok yönetim kazanan parti oldu. Anayasa
değişikliği için başvurulan halk oylaması da, AKP’nin istediği şekilde sonuçlandı.
Bu tablodan bakıldığında, AKP’nin Türkiye de başarılı bir siyasi parti olduğu sonucu
çıkarılabilir. Demokratik yaşamın gelişmesi için atılan adımlar, sivilleşme
çabaları, komşularıyla sıfır sorun politikası ve Kıbrıs’ta çözüm çabaları adına her
zaman bir adım önde olma ilkesi, AKP’nin ilk başta görülen artıları. Yapılan bu
girişimlerin ne kadarının başarıldığı noktasına bakıldığı zaman ise “Hiç biri”
seçeneğinin tercih edilmesi kaçınılmazdır. Azerbaycan’ın tepkisine rağmen
Ermenistan’la yapılan anlaşma, Kürt açılımının gündeme gelmesi, İsrail’le ilişkiler
de yaşanan sıkıntılar, Almanya ve Fransa ile AB üyeliği yolunda karşılaşılan
engellemeler, hepsi AKP hükümetinin özellikle dış siyasette başarısız olduğunu
ortaya çıkarıyor. Bu konuları tek tek ele alacak olursak, Ermenistan ile sınır
kapısının açılmasını da kapsayan anlaşma, Azerbaycan’ın tepkisine rağmen imzalandı
ki, Azerbaycan ile Türkiye arasında tarihi, ekonomik ve sosyal yönden güçlü bir bağ
vardır. Ermenistan, Türkiye ile bu önemli ve olumlu adımları atarken, bir yandan da
Ermeni tasarısını başta ABD olmak üzere bir çok ülkede kabul ettirmeye hala daha
çalışıyor. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, güney Kıbrıs Rum yönetimi ile
anlaşmalar imzaladı. Larnaka da Ermeni soykırımına adanmış anıtı ziyaret etti.
Ermenistan ile Yunanistan, Cumhurbaşkanları düzeyinde temaslar gerçekleştirip,
işbirliği konusunda anlaşmaya vardılar.

Kürt açılımı ile Türkiye de bir Kürt sorunu olduğunu kabul eden AKP hükümeti, bu
konuda da cesur adımlar attı. Fakat bu konuda da istenilen, umulan beklentiler
olumlu olmadı. Türkiye de bu gün için, Kürt vatandaşlar açısından resmi olmasa da
özerklik konusunda bir ileriye gidiş yaşanıyor. AKP hükümeti en büyük vaadi olan, AB
üyeliği konusunda da gözlü görülür bir ilerleme kaydedemedi. Almanya ve Fransa bu
üyeliğe karşı çıkışlarını açıkça dile getirdiler. Hatta Almanya başbakanı Merkel,
güney Kıbrıs’ı ziyaretinde Rum lider Hristofyas’a “Çözüm için Türk tarafı olumlu
adım atmıyor” diyerek açıkça destek verdi. Yunanistan başbakanı Papandreou, Erzurum gezisinde yaptığı konuşmada Kıbrıs’taki Türk askeri için işgal ordusu diye söz etti.

İsrail’le yaşanan gerginlikler, sonucunda ABD ile ilişkiler bir anda soğuk bir
sürece girdi. “Mavi Marmara” olayı olarak bilinen, İsrail’in Türk gemisine yaptığı
saldırı konusunda, İsrail hala daha özür dilemezken, kurulan komisyonda İsrail’in
haklı olduğu kanaatine vardı. Tüm bu olaylar AKP hükümetinin hem Ortadoğu da hem de AB yolundaki büyük başarısızlıklarıdır. AKP yönetimi ve politikaları bir bütün
olarak Kıbrıs’ta da başarısız olmuştur. Kıbrıs konusunda uluslar arası bakış açısını
değiştiremeyen AKP, üçüncü ülkelerin Rum yönetimine verdiği desteği
engelleyemeyerek, hem sorunun adil çözümüne hem de Türkiye’nin AB üyeliğine
uzanmasını sağlayamamıştır. Bu noktada, AKP yönetiminin, Kıbrıs’ın kuzeyinde de
başarısız bir politika uyguladığını söyleyebiliriz. Bu gün için bunun nedenlerini
anlatmaya gerek yok. Olay gayet açık bir şekilde ortadadır. Kıbrıslı Türkler ile
Türkiye yönetimi arasındaki ilişkiler tarihin en kötü dönemindedir. Önümüzdeki
haziran ayında, Türk halkı yeni yönetimini belirlemek için sandık başına gidecek.
AKP’nin yeniden birinci parti olarak sandıktan çıkması genel bir beklenti. Seçimlere
daha zaman olmasına rağmen, yeni dönemde bu olumsuzlukların ne kadarının değişeceği ne kadarının süreceği merak konusu. Tüm bunları değerlendirmekte zamana kalmış.
Bu haber 492 defa okunmuştur

:

:

:

: