Belediyelere devlet katkısı, salt nüfus kriterine göre olmamalıdır!

Belediyeler, yerel yönetimlerin en önemli aktörü olarak kamu gücünü kullanan örgütlenme biçimidir.
Belediyeler, yerel yönetimlerin en önemli aktörü olarak kamu gücünü kullanan örgütlenme biçimidir. Belediyelerin genel hatlarıyla kent altyapısı, şehircilik hizmetleri, imar, ekonomik, eğitim, sosyal nitelikli, ulaştırma, sportif, kültürel, tarım, veterinerlik, mali ve hukuki olmak üzere çeşitli görevleri bulunmaktadır. Dolayısıyla, ülke kalkınması ve toplumsal refah için merkezi idareler kadar belediyeler de önem arz etmektedir. Günümüz dünyasında belediyeler yerine getirdiği çağdaş hizmetler nedeniyle “yerel hükümet” olarak adlandırılmaktadır. Başka bir ifade ile, adem-i merkeziyetçi bir yapıya dönüşerek merkezi hükümetlerin yerine getirdiği birçok hizmet artık belediyeler tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise, çöp ve su sorununu çözmek belediyelerde neredeyse başarı kriteri olarak lanse edilmektedir. KKTC’de çağdaş dünyada olduğu gibi belediyelerin tümünü “yerel hükümet” kimliğine kavuşturmayı salt belediyeleşme oranını % 100’e yükseltmek olarak ifade etmek büyük yanılgıya düşmeyi doğuracaktır. Sahip olduğu mali, idari ve kurumsal yapıyla mevcut nüfusa hizmet veremeyen belediyelerin daha fazla nüfüsa ve ağır altyapı sorunları olan yerleşim yerlerine hizmet vermeye zorlanması hizmet kalitesini ve kapsamını artırma yerine düşürebilir. Özellikle, kırsal belediyelerin karşılaştığı mali, teknik personel, çevre, tüketicilerin korunması, araç-gereç, imara ilişkin sorunlar, özerklik ve merkezi idare ile eşgüdüm ve ölçek sorunlarını çözmeden belediyeleşme oranını artırmak belediyeleri çıkmaza sürükleyebilir. Bu çerçevede, hükümet edenlerin belediye reformu ile birlikte aşağıdaki hususları dikkate almaları yararlı olacaktır:

• Devlet katkı payının değişmemesi durumunda, belediyeleşme oranının artırılması yeni nüfus sayımında ortaya çıktığı gibi bazı belediyelerin lehine bazılarının ise aleyhine sonuç verecektir. Bu ise yeni bir kaos anlamı taşımaktadır. Katkı payı yanında kaosu depreştirecek diğer bir unsur köyleri belediyelere katarken objektif kriterden çok siyasi tercihlerin ön plana çıkma olasılığıdır. Dolayısıyla, tüm ülkeyi beledi hizmetlerine kavuşturmadan önce devlet katkı payının Türkiye’de olduğu gibi yerel gelirlerin yaklaşık % 10’una ve üzerine çıkarılması zaruruidir. Ayrıca, % 10’a ilaveten, belediyelerin “yerel hükümet” kimliğine bürünmek için gereksinim duyduğu altyapı ve kurumsal yapıya kavuşuncaya dek ek bir katkının bu sorunların çözümüne yönelik siyasi mülahazadan arındırılmış bir şekilde kullandırılması üzerinde önemle durulmalıdır. Özetle, belediyelerin mali çıkmazdan kurtulmalarının tek yolu vatandaşın boğazına sarılırcasına vergi yüklerini artırmak değildir.

• Devlet katkısının salt nüfus kriterine göre verimesine son verilmesi gerekmektedir. Bunun yerine, yatırımları taşvik eden nüfus yanında bölgenin gelişmişlik düzeyi, kalkınmada önceliği, gelir kaynakları, turistik yapısı ve harcama türlerini dikakte alan bir formulün benimsenmesi gerekmektedir. Özellikle, yeni belediye konseptinde kırsal ve kent belediyelerinin işlevleri pek farklılaşmazken gelir potansiyeli ve esnekliği doğal olarak kırsal belediyeler açısından olumsuzluk doğuracaktır. Bu ise, kırsal belediyelerin fonlanmasına kaçınılmaz olarak farklı bir boyut ortaya koymaktadır.

• Tekrar vurgulamak gerekirse, belediyeler reformu dillendirilirken herkesin beledi hizmetlerinden yararlandırılması yanında, “yerel hükümet” kimliğindeki belediyelerin etkin ve verimli çalışmalarının sürdürülebilir hale getirilmesi şarttır. Belediyelerin ise etkinlik ve verimliliği onların ölçekleriyle doğrudan ilişkilidir. Başka bir ifade ile, belediyelerin etkin ve verimli çalışması için belirli bir ölçekte olmaları gerekmektedir. İsrail’de yapılan bir raştırmaya göre, ölçek ekonomisinin ortaya çıkması için belediyenin tabi olduğu nüfusun en az 10,000 olması gerektiği ifade edilmektedir. KKTC belediyeciliğinde ölçek sorunun dikkate alınmaması muhtarlıktan farksız belediyelerin varlık sebebidir. Halkımız tarafından şaşılacak ve inanılmaz bir tesbit olacak ama hukuki yorum olarak “KKTC’de belediye sayısının 28 değil 8’i geçmemesi gerekmektedir. Şöyle ki, KKTC’de belediye nüfusunun 5000 ve üzeri olması yasal gereklilik olarak ifade edilirken yeni nüfüs sayıma göre dahi 28 belediyeden 20’sinin nüfusu 5,000, 10’nun ise 2,000’in altındadır. Bu durum ise, reformun bir parçası olarak belediye sayısının birleştirme yoluyla azaltılması ve belediyeler arası işbirliği ve dayanışmanın kurumsallaştırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Tabi ki, belediyeleri birleştirirken Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması (md. 5) hükmü dikkate alınmalıdır. Şöyle ki, birleştirmelerin açık ve ikna edici gerekçeler ile, ilgili toplulukların istekleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekir.

• AB fonlarından proje bazında Belediyeleri yararlandıımak için Belediyeler Birliği’nin rehberlik yapmayı misyon kabul etmesine ilaveten özellikle geçiş döneminde belediyelerin finansal sorunlarını çözmeye yönelik Türkiye’de olduğu gibi İller Bankası modeli üzerinde durulabilir.
Bu haber 800 defa okunmuştur

:

:

:

: