“Toplumsal Varoluş” besleyene cephe almak değil besleme olmaktan çıkmaktır yeğen!..

Son zamanlarda içi doldurulamayan ve maalesef ekonomik akılla örtüşmeyen etkinliklere tanık olmaktayız.

Son zamanlarda içi doldurulamayan ve maalesef ekonomik akılla örtüşmeyen etkinliklere tanık olmaktayız. Bazı kesimlere tepki şeklinde özetlenen bu etkinliklerin nedeni ve nihai hedefini anlamak ve KKTC halkının çıkarlarıyla bağdaştırmak neredeyse imkansız.

Peki başta 28 Ocak mitingi olmak üzere bu etkinliklerin perde arkasında ne yatmaktadır.

Perdeyi kaldırdığınız zaman açıkça görülmektedir ki; karşımıza konjonktürden istifade etmek isteyen takiyeci muhalelefet, statüko diye adlandırdığımız sürdürülemeyen çıkarlarından feragat etmeyen başta sendikalar olmak üzere çeşitli kesimler ve ideolojik olarak Türkiye ve asker düşmanlığı yapan marjinal gruplar çıkmaktadır.

Sözde “Toplumsal Varoluş”cu gruplar ise ktileleri peşine takmak için ortak bir düşman yaratma uğraşı içine girmiştir. Bu düşman ise maalesef KKTC için her açıdan vazgeçilmez can dostu ve kardeşi Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri olmuştur.

Özellikle 2007 yılından itibaren Sayın Tayyip Erdoğan Liderliğindeki Türkiye hükümetleri statükocuların kâbusu haline geldi. Kendi ekonomisinde de AB kriterleri çerçevesinde yapılanmaya giden T.C hükümetleri KKTC’den de benzeri önlemler taleb etmiş ve temel yatırımlar haricinde KKTC için ürettiği kadar veya kazancı kadar harcama talebinde bulunmuştur. Bunun için ise CTP hükümeti zamanında başlayan ve UBP hükümeti ile devam eden mali tedbirler peyder pey uygulamaya konmuştur. Ancak, ne üzücüdür ki dünyayla bütünleşmeyi, AB üyesi olmayı ve statükonun yıkılmasını savunan başta sendikalar çıkarlarının zedelenmemesi için statükonun yılmaz bekçileri haline gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri kendi ayaklarımızın üzerinde durmak için her türlü katkıyı yapma kararlılığını ortaya koyarken bizim statükocularımız ise aşağıda açıkça görüldüğü gibi besleme kalmakta ısrar etmekte, paradoksal olarak ise besleyeni düşman ilan etmektedirler.

Şekil 1’de görebileceğimiz gibi 2008 yılı itibariyle KKTC bütçe harcamalarının % 31’ni Türkiye Cumhuriyeti karşılamaktadır. Yani bütçeden harcanan her 3 kuruşun 1’i T.C tarafından sağlanmaktadır. Öte yandan, Avrupa Parasal Birlik kriterine göre Bütçe açığı GSYİH’nın % 3’ünü açmaması gerektiği şartına rağmen KKTC’nin TC tarafından finanse edilen bütçe rakamı GSYİH’nın % 14’dür (Şekil 2). Yine, Avrupa Parasal Birlik kriterine göre borç stoku GSYİH’nın % 60’nı geçmemesi gerektiği şartına rağmen 1977-2008 arası T.C’den KKTC’ye aktarılan kaynaklar fırsat maliyeti (faiz) hariç GSYİH’nın yaklaşık % 80’nine tekabül etmektedir. Bu durum ise, bazı kesimleri rahatsız eden KKTC’nin T.C’nin beslemesi olduğu gerçeğinin ispatıdır.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Sözlerime son veririken EZEL dizisinin RAMİZ ağası uslubuyla sözde “Toplumsal Varoluş”culara aşağıdaki ifadeyi hatırlatmak istiyorum:

“TOPLUMSAL VAROLUŞ” BESLEYENE CEPHE ALMAK DEĞIL BESLEME OLMAKTAN ÇIKMAKTIR YEĞEN”

Bu haber 1825 defa okunmuştur

:

:

:

: