Sayın Cemil Çiçek’in “Protokollara uyulmazsa KKTC batabilir” şeklindeki iyimserliği!..

Geçtiğimiz günlerde T.C Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek’in KKTC ekonomisiyle ilgili yaptığı açıklama bazı basın kuruluşlarınca şok haber olarak lanse edildi. Oysa bu açıklama şok olmaktan öte fevkalade iyimser olarak değerlendirilebilir.
Geçtiğimiz günlerde T.C Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek’in KKTC ekonomisiyle ilgili yaptığı açıklama bazı basın kuruluşlarınca şok haber olarak lanse edildi. Oysa bu açıklama şok olmaktan öte fevkalade iyimser olarak değerlendirilebilir. Tabii ki, bu noktada okuyucular beni kategorize etmeden önce yazının devamına bakmaları gerekmektedir. KKTC ekonomisinin batabilirliği konusundaki açıklama elbette iyimser ve Sayın Çiçek’in nezaketini göstermektedir. Çünkü KKTC halen ekonomik olarak batmış durumdadır. Ayrıca, yalnız ekonomik olarak değil KKTC toplumsal şuur olarak da batmış durumdadır. Bir an için batak olmak veya daha doğrusu iflas etmek ne demektir düşünelim. Tabi ki, hayatta iki türlü iflas vardır. Biri fikren diğeri madden iflas etmek. Madden iflas etmek hayatını ekonomik olarak yürütememek, giderlerin karşılanacağı gelirleri temin edememek ve alacaklıların kapıda biriktiği ve dolayısıyla saygınlık ve itibarın yitirildiği durumu ifade eder. Fikren iflas etmek ise madden iflas etmekle ilintili olmasına karşın hayatta inkişaf etme ümitlerinin ortadan kalktığı, gelecek açısından karamsarlığın hakim olduğu durumu anlatır. Peki, samimi olalım ve kendimize soralım Sayın Çiçek’in söyleminin aksine KKTC madden ve fikren iflas etti mi? Bu sorunun yanıtını netleştirmek için aşağıdaki olguları da dikkate almakta yarar var:
 T.C ile imzaladığı protokollere rağmen cari giderlerini karşılayamadığı için Anavatan karşısında besleme durumunda kalmak iflas etmek midir? Yani KKTC bütçesinden harcadığımız her üç kuruştan birini T.C’den alma durumunda olmak nasıl bir ekonomik yapı arzeder. Hatta, bunun için bazı T.C yetkililerine göre “besleme” bazılarına göre ise kimsesiz, gariban toplum yakıştırması ile “helal eden” tavırlara maruz kalmak nasıl bir içtimai seviye ortaya koyar. Yani, sadaka alır duruma gelmek ve bunun için hakir görülerek ya azarlanmak ya da dilenciye merhabet eder gibi helal edilir durumda olmak ekonomik olarak batmak demek değil ise nedir?
 Ayrıca, 13. maaş ödemesini yılan hikayesine çevirmek, taşeron firmalara devletin ödeme yapamaması, bursların ödenememesi ve hatta hastanede ilaç bulunmaması, eğitimin çökmesi, sağlığa çare Güney Kıbrıs ve diğer ülkelerde aranması, siyasete olduğu gibi yargıya güvenin yitirilmesi iflas değilse ne demektir?
 Devamlı olarak nepotizm ve populizm peşinden koşup sürdürülebilir yapıyı gözetmeyen, “anavatan şükran” türküleriyle günü kurtarmaya çalışan siyasiler sayesinde, toplum siyaseti “sorun çözme sanatı” olarak değil “ yalan söyleme sanatı” olarak algılamaya başlamıştır. Bu olgu, T.C yetkilileri tarafından da önyargıya dönüştüğü için siyasilerimiz artık her türlü saygınlığını yitirmiş ve içte olduğu gibi dışta da aşağılanmaya başlanmıştır. Bu yapı iflas değil de nedir?
 İşsizlik ve kötüye gidişin depreştiği KKTC insanı açısından gerek çözüm gerekse KKTC’nin tanınacağına dönük olumlu beklentilerin ortadan kalkması maalesef insanımızı fikren de iflas ettirmiştir.

Hem madden hem de fikren bu batmışlık karşısında omuz omuza ne yapılabilirliği masaya koymak yerine biri birimizi dövmeye devam ediyoruz. Özellikle, tartışmasız olarak KKTC’deki madden ve fikren batmışlığın müsebbiblerinden biri olan Anavatan yetkililerinin önyargılı ve saygı sınırlarını aşan tavrı manidardır. KKTC’de sürdürülebilir ekonomi kurma açısından temel neden oluşturan Kıbrıs sorunundaki rolü ve ülkedeki koalisyon oluşumlarına dahi onay mercii haline gelen TC hükümetinin KKTC toplumunun yaşadığı maddi ve fikri tükenmişliğin sorumluluğundan kendilerini soyutlamaları yer çekimi kanununu inkara benzemektedir. O zaman ne yapmalıyız. “BİRBİRİMİZİ LAFLA DÖVMEK YERİNE, HEP BİRLİKTE GELECEĞİ PLANLAMALIYIZ” . Hem ülke içinde hem de TC ile saygı, sevgi, dayanışma ve demokratik ve sosyal hukuk devleti çerçevesinde sorunlarımıza uzun vadeli ve sürdürülebilir çözüm bulmanın toplumsal platformunu oluşturmamız artık kaçınılmazdır. Fırsat tacirliği yapan asalaklar ve saray şakşakcıları haricinde daha iyi fikri olan beri gelsin.

Bu haber 1490 defa okunmuştur

:

:

:

: