Başkanlık sistemi ve Mehmet Ali Talat

2011 yılı Türkiye de, KKTC yılı ilan edildi. Özellikle turizm konusunda büyük beklentiler var. Televizyon ekranlarında tanıtım filmleri dönüyor.
2011 yılı Türkiye de, KKTC yılı ilan edildi. Özellikle turizm konusunda büyük
beklentiler var. Televizyon ekranlarında tanıtım filmleri dönüyor. Kıbrıs’ın
kültürüne ait görüntüler, yapılan yerel yemekler, nasır tutmuş elleri ile hellim,
nor yapan başı çemberli kadınlar. Bu topraklarda her şey var. Tertemiz havası,
sahili, güneşi ve tabi ki insanı. İnsanın ve doğanın güzel olduğu yerde her şeyin
güzel olmaması için hiçbir sebep yoktur.

Gündemde yine KKTC, Türkiye ilişkileri ve yapılan açıklamalar var. Ortam biraz
yumuşama eğiliminde. Türkiye’nin Kıbrıs işlerinden de sorumlu Devlet bakanı, Sayın
Cemil Çiçek yaptığı bir açıklamada, özellikle KTHY ile ilgili önemli noktalara
değindi. Sayın Çiçek’in bu konuda hakkını vermek lazım. Kar eden bir şirket nasıl
olurda batar. Yüzlerce çalışanı nasıl olurda bir anda sokağa atılır. Nasıl olurda
hala daha kaybolan teklif mektubu bulunmaz. Nasıl olurda hala daha eski yönetim
kurulları ile ilgili yasal işlem yapılmaz. Bunlar sorulardan bazıları. Devlet
ciddiyeti bu konunun açıklığa kavuşması anlamında yetersiz kalmıştır. KKTC batabilir
diyor Sayın Çiçek. Ve KKTC’ye en fazla maddi yardımın AK parti hükümetleri döneminde
yapıldığı fakat yinede bütçe açıklarının kapatılamadığının da altını çiziyor. Bu
noktada şunu söylemek lazım. Türkiye den gelen yardımın atmasının sebebi en başta
artan nüfustur. Bu konu görmezlikten gelinmemeli. Uygulanmak istenen ekonomik
paketlerde, yapılmak istenen sadece devletin giderlerini azaltmaktır. Yani kamu
çalışanlarının maaşlarından kesintiler yapmak. KKTC de kamu çalışanlarının aldığı
ücretlerle, Türkiye’deki kamu çalışanlarının maaş karşılaştırması yapılan en önemli
hatalardandır. İlk başta hiç konuşulmayan ve her zaman için saklanan kimlikle giriş
ve buna bağlı olarak belirlenemeyen nüfusun bir sorun olduğu kabul edilip bir sonuca
vardırılmalı. Tabi ki Sayın Çiçek’in söylediği gibi, KKTC ayrı bir devletse ve
Türkiye’nin yardımları KKTC’yi refah bir düzene kavuşturma anlamında sadece
kardeşlik bağlarına sadık kalarak yapılıyorsa.

Görünen o ki bu paket uygulanacak. Türkiye hükümet yetkilileri, paketin KKTC
hükümetleri ile istişare edilerek hazırlandığını belirtiyorlar. Yani KKTC halkı bu
gömleği her ne kadar üzerine uymuyorsa da giyecek. İşte esas mesele bundan sonra.
Tek korkum, yine gerginliğin tırmanması. 2 Mart tarihi bu bağlamda önemli.
Sendikalar kararlı. Türkiye hükümeti yaptığı şok edici elçi değişikliği ile geri
adım atmayacağını ortaya koydu. KKTC hükümeti iki arada bir derede. Daha önceki
yazılarımda işaret etmeye çalıştığım bir nokta vardı. Bu köşenin okuyucuları mutlaka
bilecektir. Mesela “Kemerler Sıkılacak” başlığıyla yazdığım ve 28 Mayıs 2010
tarihinde yayınlanan yazımda şunların altını çizmiştim “ Memleketi her yönüyle
düzlüğe çıkarmak için iktidara talip olan siyasi partiler ve siyasiler, Türkiye’nin
gönderdiği maddi kaynakları sadece iktidara gelmek, iktidarı devam ettirmek amacıyla
kullanmışlardır. Siyasi erk için yaratılmış bir kamu düzeni kurulmuştur. Sistem
tıkanıp işler sarpa sarınca, Türkiye ile paketler hazırlayıp bunu topluma empoze
etmişlerdir. Yani kendi hatalarının cezasını topluma kesmişlerdir. Kimse bu
paketlere neden? Nasıl ihtiyaç duyulduğu sorularını sormaz. İstenilen tek şey “Kemer
sıkma” bunu da kim yapacak, tabi ki toplum”. Şimdi KKTC’deki iktidarların ve
hatalarının bu kadar ön plana çıkarıldığı sorgulandığı ve de çaresiz, sessiz kaldığı
bir ortamda her türlü ihtimali düşünebiliriz. Bu gün içinde bulunulan durumdan hangi
siyasi renk bir çıkış yolu bulabilir. Türkiye hükümetinin ve de Güney Kıbrıs
yönetiminin, seçimler arifesinde Kıbrıs sorunu ile ilgili bir adım atmada temkinli
olma ihtiyatını düşünürsek, KKTC’de siyasi yapıda da bir değişikliğin gündeme gelme
olasılığını da ciddi şekilde düşünmeliyiz diyorum ben. Ve konu elbette başkanlık
sistemi. Konu zaman zaman gündemimize geliyor. Yıllardır Cumhuriyetçi Türk Partisi
içinde olan, tabandan gelme bir büyüğüm bu konuya ilginç bir yaklaşımla bir düşünce
ortaya attı. Konu başkanlık sistemi. Ama iddia KKTC’nin Türkiye’deki seçimlerden
sonra başkanlık sistemine geçeceği ve Sayın Mehmet Ali Talat’ın bu yolla siyasete döneceği. Sayın Talat’ın siyasi anlamda şuan ki düşüncelerini bilemiyorum. Fakat, KKTC’de en başta
siyasi anlayış olmak üzere köklü değişimlerin gerekliliği bir gerçek.
Bu haber 643 defa okunmuştur

:

:

:

: