Toplumsal varoluş düşüncesi

Aslında, Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan ve ekibine teşekkür etmek gerek.
Aslında, Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan ve ekibine teşekkür etmek
gerek. Belki de konunun bu noktalara geleceğini tahmin edemediler ama öyle bir
yaraya tuz bastılar ki hala daha kanıyor. Ve üzeri kaşındıkça yara büyüyor. Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, beklide dünyada bir ilk. Üretmeden ayakta durmaya çalışan,
halkı yüzyıllardır kimliğini, ne olduğunu, kim olduğunu arayan bir devlet. Bir
Kıbrıslı Türk ne ister? Böyle bir soru sorulsa alınacak cevap ne olur? Alınacak
cevap, ya da en azından bir Kıbrıslı Türk olarak benim cevabım şudur; Ne Türkiye’nin
omzunda bir yük, nede güney Kıbrıs yönetiminin bir vatandaşı olmaktır. İşte ne
dünya, ne Türkiye nede, güney Kıbrıs bunu anlayamadı.

Türkiye’nin anlayamadığı ya da anlamak istemediği, Kıbrıs’ın ve Kıbrıs insanının
ayrı bir ülke, ayrı bir halk olduğudur. Burada yönetimsel acizlik, Türkiye’yi
yönetenlere böyle bir hava vermiş olabilir. Ama Kıbrıslı Türk insanı, ta 1950’li
yıllardan hatta daha öncelerden bu topraklarda varolma ve bir kimlik arayışı
içindedir. Evet, Türkiye KKTC’ye maddi yardım yapıyor. Yapacaktır da, zaten
yapmalıdır da. Bu yardımlar, çoğunlukla altyapı ve bütçeye aktarılan kaynaklardır.
Fakat onca yardım bir fabrika yapımı için dahi kullanılmamıştır. Üretim alanlarına
zerre kadar maddi kaynak ayrılmamıştır. Bir zamanlar Türkiye’ye narinciye, patates,
plastik eşya malzemesi hatta kot pantolon satan Kuzey Kıbrıs üreticisi, bu gün
aklınıza gelebilecek her şeyi Türkiye den ithal ediyor. Yani Türkiye’nin gönderdiği
maddi yardım, aslında hem burada bulunan kayıt dışı vatandaşlarına eğitim ve sağlık
olarak, hem kendi üreticisine hem de kendi kasasına fazlasıyla girmekte. Şimdi
bunlar KKTC ile beraber Türkiye kamuoyunda da tartışılıyor. Düşününki bu coğrafyada
yaşayan insanlar, yarın ne olacağını bilmiyor. Düşünki bu coğrafyada yaşayan
insanların bir kimlik bilmecesi var. Bir Kıbrıslı Türk, KKTC kimliği, iki binli
yılların ilk başlarında Kıbrıs Cumhuriyeti ile AB kimliği, çift uyruklu vatandaşlığı
olanlar ayni zamanda, Türkiye Cumhuriyeti kimliği de taşıyor. Peki, hangisi gerçek
anlamda mana ifade ediyor. Dünya üzerinde Azerbaycan’dan tutunda, Kazakistan’a,
Türkmenistan’a kadar birçok Türk kökenli Cumhuriyet ve yönetim var. Fakat hiç biri
KKTC kadar tartışılmadı. Ne Türkiye de nede kendi içinde.

Şimdi içinde bulunduğumuz bu tartışma ortamı içerisinde, iradeli bir yönetimin
halkın istek ve beklentilerini, en başta Ankara’ya ve elbette Kıbrıs’la ilgili
herkese anlatması gerek. Böyle bir düşünce var mı? Maalesef şuan için yok. Bu
gidişle de olmayacak. Hükümetin zorda olması ve siyasette bir çıkış, yeni bir yapı
yolu aranması karşısında bazı siyasi partiler durumun daha da kötüleşmesi ve bu
ortamdan pay çıkarma düşüncesinde. Zaten, halk ve gerçek anlamda “Toplumsal varoluş”
düşüncesi için, ilk yapılması gereken şey farklı çizgiler de olan siyasi parti,
sivil toplum örgütü ve derneklerin ayni amaç için bir araya gelmesidir. Bu düşünce
ancak bu şekilde bir anlam kazanacaktır. Dün, başta Başbakan Sayın İrsen Küçük olmak
üzere hükümet yetkilileri Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret gergin
ortamın yumuşatılması, belki de bir koalisyon ihtimalinin düşünülmesi, 2 Mart
mitingi konusunda KKTC hükümetinin uyarılması veya iyimser mesajların verilmesi
amacıyla gerçekleşiyor olabilir. Bu yazı yazılırken konu ile ilgili herhangi bir
gelişme yaşanmadı. Ama siyasi tartışmalarla ve çalkantılarla geçen yaklaşık üç
yıldan sonra artık toplum için bir şeylerin yapılması gereklidir. Hayvancılar
sokaklarda, Anayasa mahkemesi emeklilerle ilgili karardan sonra doktorlarla ilgili
ikinci iş yapma konusunda tartışmalı bir karar açıkladı. Yargı çöküşte. Okullarda,
kamu dairelerinde grevler devam ediyor. Kısacası hiçbir şey yolunda değil. Artık
siyasi tıkanıklık, ülkenin her yerini esir almış durumda. İş işten geçmeden, daha
kötü durumlara düşmeden yapılacak olanlar yapılmalı.
--
Bu haber 469 defa okunmuştur

:

:

:

: